Sahteliklerin, ikiyüzlülüğün ve samimiyetsizliğin günü: 8 Mart

Abone Ol

Bugün 8 Mart… Dünya Kadınlar Günü… Yine sahte tebessümlerle, yapmacık kutlamalarla dolu bir gün. Kapitalizmin, modernizmin ve sahte insan hakları savunucularının kadını yüceltiyormuş gibi yaptığı; ama aslında onu sömürdüğü, kullandığı, pazarladığı bir gün.

Bugün, zalimlerin sahte gözyaşları dökerek kadına şiddete karşı olduklarını söyledikleri; ama bir yandan da dünyanın dört bir yanında kadınların en ağır zulümleri yaşadığı bir gün.

Bugün, insanlığın onursuzluğunun, ikiyüzlülüğünün ve çürümüşlüğünün sergilendiği bir gün…

KADIN HAKLARI MI, KADIN SÖMÜRÜSÜ MÜ?

Bugün kadın hakları söylemleri, süslü laflardan öteye gitmeyen bir aldatmacaya dönüşmüş durumda. Kapitalist düzen, kadın haklarını savunuyormuş gibi görünerek aslında kadını bir meta haline getirdi. Reklamlarda, filmlerde, iş dünyasında kadın hep ön planda gösteriliyor; ama bu, onun haklarını savunmak için değil, onu daha çok kullanabilmek için yapılıyor. Kadın, bir pazarlama unsuru, bir ticaret aracı olarak görülüyor. Daha fazla tüketmesi için teşvik ediliyor, daha fazla çalıştırılıyor ama emeği sömürülüyor. Özgürlük adı altında kadın, ahlaki ve manevi değerlerinden koparılıyor, kendi fıtratına aykırı bir yaşam tarzına zorlanıyor.

Gerçekten kadın haklarını savunuyor olsaydık, dünyada kadınların maruz kaldığı zulümleri konuşurduk. Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Arakan’da kadınların yaşadığı acıları dile getirirdik. Ancak bunu yapmayanlar, sadece kendi çıkarları için kadın hakları savunucusu gibi görünüyorlar. İslam ise kadına gerçek değerini veren tek sistemdir. Onu ne bir ticari meta yapar ne de aşağılar. Kadını anne, eş, kız kardeş, insan olarak yüceltir ve onun haklarını koruma altına alır. Bugün savunulan kadın hakları, gerçekte bir sömürü düzeninden başka bir şey değildir. Gerçek adalet, ancak İslam’ın kadına biçtiği değer ile sağlanabilir.

KUTLAMALARIN ARDINDAKİ GERÇEK

Bugün kimler kutlama yapıyor? Ellerinde çiçeklerle kadın hakları savunucusu kesilenler mi? Reklam panolarına “Kadınlar çiçektir” yazanlar mı? Yoksa iş yerlerinde, sokaklarda, meydanlarda kadınları aşağılayanlar mı?

Şirketler, 8 Mart’ı fırsata çevirip reklamlara milyonlar döküyor, kadınları “güçlü” göstermek için sahte sloganlar atıyor. Ama aynı şirketler, kadınları daha fazla çalıştırıyor, daha az maaş veriyor, onların annelik haklarını bile ellerinden alıyor.

Siyasetçiler 8 Mart’ta kürsülerden kadın hakları nutukları atıyor. Ama o kürsülerden inmelerinin hemen ardından kadınları sadece oy deposu olarak görmeye devam ediyorlar.

Diziler, filmler, reklamlar… Kadını bir meta gibi kullanan, onu teşhir eden, onun ruhunu ve bedenini sömüren medya, bugün süslü cümlelerle kadınları yüceltiyor. Ama aslında yaptığı tek şey, onu daha da aşağı çekmek, sadece bir “görsellik unsuru” olarak kullanmak.

Gerçekten kadınlar için bir gün var mı? Yoksa kadınlar üzerinden oluşturulmuş bir ticari sektör mü var?

KADINLARIN GÖZYAŞLARI: FİLİSTİN, ARAKAN, DOĞU TÜRKİSTAN

Bugün dünya sahte kutlamalarla meşgulken, Filistin’de bir anne enkazın başında yavrusunun cansız bedenine sarılıyor. Doğu Türkistan’da bir kadın zorla kısırlaştırılıyor, bir başkası işkencelerle öldürülüyor. Arakan’da, Arakan’da, Afganistan’da kadınlar bombalar altında can veriyor.

Kim kutlama yapıyor? Kim kadınlar için gerçekten mücadele ediyor?

Bugün Filistinli bir kadının evi başına yıkıldı. Bir anne, evladının son nefesini avuçlarında hissetti. Bir genç kızın hayalleri bir bombayla yok oldu.

Hangi ülke, hangi lider, hangi sözde kadın hakları savunucusu onların acısını konuşuyor? Hangi büyük markalar Filistinli annelerin yasını tutuyor? Hiçbiri… Çünkü Filistinli, Arakanlı, Doğu Türkistanlı kadınlar, kapitalizmin gözünde “değerli” değil. Onlar, reklam malzemesi olarak kullanılmaya uygun görülmüyor.

Bu nasıl bir ikiyüzlülük?

İSLAM’IN KADINA VERDİĞİ DEĞER

İnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren kadın ve erkek, aynı özden yaratılmış, eşit bir varoluş değerine sahip kılınmıştır. İslam, kadını hiçbir zaman ikinci sınıf bir varlık olarak görmemiş, aksine onun haklarını, onurunu ve iffetini koruyan bir anlayış sunmuştur. Cahiliye döneminde kadına reva görülen insanlık dışı muameleler, İslam’ın adalet ve merhamet ilkeleriyle ortadan kaldırılmış, kadınların toplumda saygın bir yer edinmesi sağlanmıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.s), veda hutbesinde kadın haklarına riayet edilmesini, erkek ve kadının birbirinin hukukunu gözetmesini Müslümanlara bir sorumluluk olarak yüklemiştir.

Ancak günümüzde, kökeni cahiliye zihniyetine dayanan kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılık, hala büyük bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Şiddetin hiçbir şekilde İslam’dan referans bulması mümkün olmadığı gibi, aksine merhameti esas alan dinimiz bu tür anlayışları reddetmektedir. Kadın ve erkek rakip değil, birbirini tamamlayan bireyler olarak birlikte daha huzurlu bir toplum inşa etmekle yükümlüdür. Bu bağlamda, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün, kadınların saygınlığını ve haklarını koruma konusunda bir farkındalık oluşturmasını, savaş, yoksulluk ve şiddet mağduru kadınlara umut olmasını temenni etmek gerekir.

Sahte dünya, kadınları bir günlüğüne hatırlıyor. Halbuki İslam, kadını her gün, her an yücelten bir din.

İslam, kadını bir meta olarak görmez, onu yüceltir, korur, ona haklarını verir. Kadın, Allah’ın bir emaneti, toplumun temel taşıdır. Peygamber Efendimiz (sav), “Kadınlar hakkında Allah’tan korkun!” (Müslim, Hac, 147) buyurarak, kadına karşı en ufak bir zulmün bile Allah katında hesabının sorulacağını hatırlatır.

Bir erkek annesini, eşini, kızını, kız kardeşini koruyup kollamakla sorumludur. Kadın ticari bir meta değil, ekranlarda süslenip pazarlanacak bir obje değil, Allah’ın lütfettiği bir emanettir.

Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en iyi davrananınızdır.” (Tirmizî, Radâ, 11)

İslam, kadının ruhunu, bedenini, haklarını her şeyin üstünde tutar. Kadını her türlü istismardan, sömürüden, aşağılanmadan korur. Ama bugün İslam’a düşman olanlar, kadını gerçek değerinden koparıp sadece bir gösteri malzemesi haline getirenlerdir.

Bugün kadınlar için gerçek hakları savunan kim? Kapitalist sistem mi? Seküler dünya mı? Yoksa kadını Allah’ın emaneti olarak gören, ona cennet annelerin ayakları altındadır diye müjde veren İslam mı?

KADINLAR GÜNÜN KUTLU OLSUN, İKİYÜZLÜ DÜNYA!

Bugün yine sahte tebessümler, içi boş sloganlar ve riyakâr kutlamalarla dolu bir gün… 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayanlar, kapitalizmin pazarladığı süslü yalanlarla kadını yücelttiğini sanıyor. Oysa gerçek bambaşka! Kadınların haklarından bahsedenler, bir yandan onları reklam panolarında, ekranlarda bir meta gibi sergileyip sömürmeye devam ediyor. Güçlü kadın imajı altında kadını ailesinden, değerlerinden, fıtratından koparıyorlar. Bugün kadınlar için çiçekler dağıtan şirketler, yarın aynı kadınları emeğiyle daha fazla sömürmek için iş başında olacak. Kadın hakları maskesi takmış düzen, aslında kadını bir sömürü aracına çevirmiş durumda.

Ama asıl gerçek ne? Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Arakan’da kadınlar bombalarla katledilirken hangi sözde insan hakları savunucusu onların sesini duyuyor? Hangi büyük markalar, hangi siyasetçiler onların acısını konuşuyor? Hiçbiri! Çünkü onların gözünde kadın, ancak çıkarlarına hizmet ettiği sürece değerli. Oysa İslam, kadını kapitalizmin ve modernizmin boyunduruğundan kurtarıp ona gerçek değerini veriyor. “Cennet annelerin ayakları altındadır” diyerek onu yüceltiyor. Bugün kutlamalar yapanlar, yarın kadının emeğini, bedenini ve ruhunu sömürmeye devam edecek. Bu yüzden bu ikiyüzlü dünyaya haykırıyorum:

Kadınlar Günü’n kutlu olsun, ey sahtekâr dünya!

İKİYÜZLÜLÜĞE KARŞI GERÇEK ADALET!

Bu sahte kutlamalara, bu riyakâr söylemlere, bu ikiyüzlü dünyaya karşı haykırmak lazım:

“Kadın hakları, sahte sloganlarla değil, gerçek adaletle korunur!”

“Kadın, kapitalizmin metası değil, Allah’ın emanetidir!”

Kimse kusura bakmasın,

“Filistinli anneler ağlarken, ciğerparelerinin kanlı kefenlerle toprağa vermek için çaresizce belerken kadın haklarında ve kadınlar gününden bahseden herkes sahtekârdır!

Saygılarımla!