SAĞLIKLI ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK

Abone Ol

Birey önce ailede var olur, anne karnında şekillenir doğumuyla beraber çevresel faktörlerle biçimlenir. Kişiliği, istekleri, arzuları, korkuları, davranışları zaman içerisinde çevresindekilerden beslenerek ortaya çıkar.

Gelişim dönemi değişimlerle devam ederken etki eden faktörlerde artmaya başlar. Önceleri anne-baba ev içerisinde yaşayan ilgilenen çekirdek aile, daha sonra akraba, arkadaş, kolu komşu, bilişsel algı arttıkça da sosyal medya, okul diye devam eder. Değişim ve değişime etki eden faktörler hiçbir zaman durağan olmayacaktır. Her geçen gün, ay, yıl artacaktır.

Yetişkin hatta yaşlılık evrelerimizde bile değişimimiz ve bizim değişimimizi etkileyen faktörler olmaya devam edecektir. Peki, bizi var eden kendi genlerimiz biyolojik etmenimiz dışındaki çevresel faktörler gerçeği bizi şu sonuca götürmez mi: bizimde etkilediğimiz değiştirdiğimiz kişiliği üzerinde bazen esintiler bazen de büyük rüzgârlar bıraktığımız insanlar var.

Rüzgârları en çok olan kişiler ise ebeveynlerdir ve en çok etkilenenler ise çocukları olacaktır. Bunu öyle basite almamak gerek, yanlış zamanda yanlış şekilde eserse çok kötü sonuçlar doğurabilir; madde bağımlılığı, davranış problemleri, içe kapanıklık, saldırganlık, uyum problemleri, okul problemleri vs. bunlar artırılabilir.

Peki, ebeveyn olarak çocuklarımızın hayatına doğru etkiyi nasıl bırakabiliriz ve onların kişiliği, davranışları üzerinde olumlu etkiler nasıl yaratabiliriz?

Aslında çok basit kelimeler üzerine şekillenir bu etki; olumlu olarak ‘’SEVGİ’’ ve olumsuz olarak da yanlış yerde ve yanlış şekilde gösterilen ‘’ÖFKE VE NEFRET’’tir.

Çocukluk çağında duyduğu sözler, maruz kaldığı davranışlar, tutumlar, çocuğa sevilen, istenen, değer verilen ya da önemsenmeyen, sevilmeyen, değersiz bir birey olduğu mesajı verir.Eleştirmekten ve kişiliğine hakaret edici sözlerden kaçının ve duygularını ifade etmelerine olanak tanıyın;davranışları eleştirilen kınanan, düşünceleri ve davranışları denetim altında tutulmaya çalışılan çocuklar genelde tedirgin, kendine güvenmeyen ve kendi özsaygısını yitirmiş bireylere dönebilir.

Tam tersi kendini ifade etmede cesaretlendirilen, azarlanmayan, kınanmayan çocuklar ise; kendine güvenen, kendine saygı gösteren, girişken ve insan ilişkilerinde başarılı bireye dönüşürler.İçinizden sevmeyin sevginizi hissettirin ve bunu cümlelerle, davranışlarla göstermekten kaçınmayın;sevilen çocuk kendini değerli hissedeceği için olumlu benliği gelişecektir. Yani kendini seven, kedisinden hoşnut bir birey olarak başkalarını da sevecek, hoşgörü gösterecek, yıkıcı ve zarar verici davranışları onaylamayıp kendisi de bu davranışlardan kaçınacaktır. Daha da önemlisi sevgiye doyan çocuk ölçülü, sorumlu bir bireye dönüşecektir.

Aşırı koruyup kollamak sevgi göstergesi değildir;çocukların yaptıkları hatalı davranışlarında kendilerini eleştirme fırsatı olanağı sunmadan ve her koşulda onların haklı olduğunu savunmak, kişiliklerinde kuralsızlık, sorumsuzluk disiplin eksikliği ve kişiliğinde olgunlaşmama gibi davranışlar görülebilir. Bu da çocukta doğru ve yanlışın ne olduğu olgusunu öğrenmesini engeller. Sevgi ve sıcaklığa aç kalmış çocuklar olumlu benliklerini geliştiremez böylelikle mutsuz hayata öfkeyle bakan ve yıkıcı eylemler gerçekleştirmelerini artıracaktır.