SADECE BİNA YAPMAKLA OLMUYOR!

Abone Ol

Türkiye, Cumhuriyetten bu yana sosyal ve ekonomik nedenlerle şehirlere göçü yaşamış ve halende yaşamaktadır. Bunun sonucunda göç eden nüfusa yetecek sağlıklı kentler oluşturulamamıştır. Bu zaman zarfında bütün sorunlar bilinmesine rağmen yaşanan sıkıntıları giderecek küçük- büyük uygulamalar bir türlü başlatılmamıştır.


Yıllarca yaşanan ihmalin biriktirdiği bozuk ve güvensiz yapılarla dolu kentler düzeltilemez hale gelmiştir. Bugün ise Hükümetin uyguladığı TOKİ projeleri ile Devlet, ne yerel yönetimler nede orada yaşayan özel sektör tarafından kurulamayan düzenli kentlerin oluşturulması görevini üstlenmiştir. Hem de bu iş öyle büyük boyutlu bir hale gelmiştir ki,koca koca kentler yıkılarak, yeniden inşa ediliyor.


Son çıkan afet riski taşıyan yapıların yıkılması ve yerlerine yeni yapılar yapılmasını sağlayacak yasa,bence Cumhuriyet tarihinin en önemli yasalarından birini.


Şehirleri oluşturmakla birinci derecede sorumlu ve görevli yerel yönetimlerin bu işe hiç vakit kaybetmeden ve mazeret üretmeden başlamaları çocuklarımıza bırakacağımız en önemli miraslardan biri olacaktır. Çünkü şehir ve kasabalar fiziken ve ruhen sürekli yaşadığımız ve hep gözümüz önünde bulunan yerlerdir. Bu yerlerin sağlıklı olması, hem fiziken hem de ruhen refahın en önemli sağlayıcıları olacaktır. Bilin ki bu yönde başarılı yerel yönetimler seçimlerden hep zaferle çıkacaktır. Başaramayanlar ise vatandaşın vebali üstlerinde kalmaya devam edecektir.


Malatya’da sağlıklı kentleşme adına atılan adımları görmek mümkün, ancak bu adımlar şimdilik yetersiz. Hizmette direkt insana yönelik yapılanı, vatandaş nezdinden yansımasını kısa sürede gösterir. O yüzden çocuklarımıza bırakabileceğimiz geniş meydanlar, yeşil alanlar ve parklar istiyoruz sevgili yöneticilerimizden.


Başarılı yerel yöneticiliğin yolunun buradan geçtiğine hiç şüphemiz yok.

HER ŞEYİNİ KAYBET AMA ÜMİDİNİ ASLA…


Günümüz dünyasında, artık çok az insanın sahip olduğu fakat çok da değerli olan bir haslet; ümit. Kelime olarak Ümit, söylemesi kolay ve çok kısadır. Fakat mana olarak bakarsak, ona sahip olmak ve de onu uzun süre koruyabilmek gerçekten zor bir duygudur. Zordur çünkü yıkmak kolay, yapmak veya tamir etmek zordur. Özellikle günümüzde; kavgaların kolayca çıktığı, dostlukların kolayca bozulduğu, anlaşmaların değil anlaşmazlıkların arttığı, buna bağlı olarak gelecekle alakalı ümitsizliğin arttığı bir ortamda ümitli olmak zordur.


Evet, dünyanın ve yaşadığımız çevrenin bu olumsuzluklarına rağmen, gelecekte hâlâ ümit edilecek şeyler var. Çünkü inanıyoruz ki dünya üzerindeki en kıymetli varlık insandır. İnsanın da içinden çıkamadığı ve çıkamayacağı olumsuzluk yoktur. Yeter ki ümidini kaybetmesin. Ben ümitliyim.


Bu ümidimiyüce Yaradan’a borçluyum. O’na ne kadar şükretsem az, beni böyle düşünmeye sevk ettiğim için.


Gelecek, Malatya’mız, ülkemiz ve dünya adına daha da aydınlık olacak. Bu yazıyı okuyorsanız siz de bir Ümit’e sahipsiniz demektir. Ümitli ve mutlu yarınlara.


AYDA YILDA BİR HOCA GELDİ, O DA…


Neden olmaz… Çünkü olmaz da ondan!


“Hadi başarılı olalım” denip de başarılı olunan her hangi bir spor branşından bahsedin bana, ben de bu yazıyı henüz giriş bölümündeyken bırakayım.


Nasıl başarılı olunsun Allah aşkına!


Bir sistemimiz yok, bir yol haritamız yok, bir bilenimiz yok…Yok oğlu yok.


Kongre yapılacak, yaap! El kaldırılacak, kaldııııır! Yönetim seçilecek, seeeeç!


Sonrası zaten malum…


-Adın ne senin: Okan, Sedat, Fahri…


-Hım sen şu Fener’de Beşiktaş’ta Galatasaray’da oynayan…


-Evet ta kendisi.


- İyiiiiii… Hemen alıyoruz seni.


Yıllardır transferde izlenen yol bu.. Kulüpteki diğer işleyişi varın siz düşünün!


Valla yıllardır “o sene bu sene” demekten biz yorulduk ama siz başarısız olmaktan yorulmadınız.


Futbol aslında bilen için çok kolaydır… Gel, git, at vs. gibi eylem belirten kelimelerin sıkça kullanıldığı atraksiyonu bol bir oyun olmasına rağmen, aslında çok sade ve anlaşılırdır.


Başarılı olmak mı istiyorsun, o zaman başarılı işlere imza atmış ya da atma ihtimali olan kişilerle çalışacaksın.


Günümüz futbol dehası Morinho ne cevap veriyor “başarının formülü nedir?” sorusuna...


-İyi yönetim


-İyi teknik heyet


-İyi futbolcu


“E canım bunu herkes biliyor, bu cevabı vermek için Morinho olmaya gerek yok ki” demeyin hemen, adam arkasından yapıştırıyor can alıcı noktayı…


-İyi bir yönetim iyi bir teknik heyetle çalışır… İyi bir teknik heyet de iyi oyuncularla çalışır.


Ne kadar basit ve de anlaşılır, değil mi?


Peki biz ne yaptık, “kardeşim bu işi biz yapacağız, siz ayak bağı olmayın yeter.”


En sonunda takımın başına işi bilen biri geldi, o da futboldan başka her şeyle uğraşmak zorunda bırakılıyor!


Altı üstü basit bir futbol… Ama bilene, bilmeyene çok bilinmeyenli denklem!