Pazar Sendromu

Abone Ol

Pazartesi sendromunu kafaya takan bir insanın o "sendromdan" çıkma ihtimali çok zayıftır.Belirli günlere anlamlar yükleyen bir çalışanın ruh hali karmaşıktır aslında.Bu karmaşıklığın temeline indiğin zaman, Pazartesi çok geç ve sıkıntılı geçer Cuma veya Cumartesi günü neşeli ve çok çabuk geçer hissi vardır. Aslında işin özüne baktığın zaman, haftalık istirahatını yapan bir insanın yeni iş gününe başlaması, formatlanmış bilgisayar gibi daha hızlı olması gerekir.Buradaki "hız" teşbihini "verimli" olarak çevirebiliriz.Bu verimlilik hali, yapılan çoğu araştırma sonucundan anladığımız kadarıyla altı gündür. Yani bir çalışan her altı günde bir format atıyor bedenine veya beynine. Bazı işverenlerin haftanın yedi günü çalıştırdıkları işçilerinden verim beklemesi modern cebire göre imkânsızdır.Her geçen gün verim düşecektir ve en sonunda çalışan tamamen verimsiz olacaktır.Bir günden kâr etmeye çalışan patronun aslında toplamda çok zararı olacaktır. Yazının başında Pazartesi sendromuna kafa yoran bir çalışandan örnek verirken aslında bu sendromun çift taraflı olduğu; hem çalışan hem de işverenin aleyhine bir sıkıntı havalesine dönüşmesi kaçınılmazdır. Çünkü Pazartesi sendromuna tutulan bir çalışanın sıkıntısı Pazar gününden başlar. Pazar günü onun için çok çabuk geçer ve kafa Pazartesi'nde olduğu için gerçek manada bir istirahat gerçekleşmez. Bu sendromların temelinde "sevmeme" yatar. Yaptığı işi sevmeyenlerin sıkıntısı hafta başı gibi gözükebilir ama her gün aynıdır ve o çalışan için bitmek bilmez.Diğer sendrom türü de işverenin Pazar sendromudur. O da çalışanın hem etinden hem sütünden faydalanmaya çalışır ama bu düşünce de nafiledir. Ortada ne et kalacaktır ne de süt.Kısır fikirli patronların çalışanları kısırlaşır. Makine gibi düşünülür fakat makine dahi bakım ister. Pazartesi sendromu diye bilinen psikolojik travma hali hem çalışan için hem de işveren için bir gün öncesinden başlar. Yani çift taraflı travmaya Pazar Sendromu diyebiliriz. Her iki sıkıntılı hal de normal değildir. Hem eğitim gerektirir hem de psikolojik destek gerektirir.