“Paralel” kelimesine farklı anlam vermemiz 17 Aralık’tan sonraya nasip olmuştur. Paralelci damgasına maruz kalan veya Paraleli ortaya çıkaran gücün kudretini yazacak değilim tabii…
Kimin haklı veya kimin haksız olduğu tarafından çok ben “Basın” kısmına bakıyorum. 17 Aralık’tan sonra basının tutumunu hepimiz gördük.
Çünkü biz 17 Aralık’tan önce de Zaman Gazetesi okuyorduk veya BUGÜN gazetesi… Şuan da “Paralelci” gözüken medyanın u dönüşüne hayretle izliyorum.
Gezi olaylarının birinci yıl dönümünde polisin orantısız şiddetini anlatan üç “paralelci” yorumcunun programını izlerken bizleri aptal yerine koyan meslektaşlarımızın bu duruşsuz hali midemi bulandırıyor.
Gezi olayları ilk çıktığı zaman polise övgüler düzen, neredeyse AK Parti kadrolarından daha kuvvetli bir anti direniş gösteren şimdiki “paralelci” basının u dönüşü her anlamda olmuş galiba…
İnsan bazı olaylarda tam dönüş yapmaz! Ortada bir haksızlık olabilir. Okulların kapatılmaya çalışılmasında gerçekten “paralel” ile alakası olmayabilir.
Fakat, son on iki yılının savunulan tüm tezlerin tersini savunmanın tam bir anlamı yoktur.
Geçen gün izledim bir “paralelci” kanalda, AK Parti’ye “AKP” diyordu moderatör.
17 Aralık 2013’e kadar “AK Parti” de, hatta “AKP” diyenleri eleştir sonra kalk hiçbir şey olamamış gibi “AKP” de…
“Neyine güveneyim de get yalan dünya…” diye İbrahim Erkal’ın güzel bir şarkısı vardır. Bu tür durumlarda “De get” diyorum maalesef.
Geçen akşam, Zaman Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın BUGÜN TV’deki programını izledim.
“Allahtan korkun, zalim, zulüm, öbür dünya” temalı bir konuşma izledim iki saat boyunca. Dualarla, surelerle ve Ramazan ayına atıfta bulunarak bir konuşma yaptı Sayın Dumanlı.
Aynı Ekrem Dumanlı, Ergenekon olayında veya Balyoz davasında ne yaptı? Allah’tan korkmadan, her gün ama her gün “Ergenekon” haberi yaptı Zaman gazetesinde veya STV’de. Ne ile suçlandıklarını dahi bilmeyen insanlara iftiralar atılıyordu.
Her gün…
Ana haber bülteni “Ergenekon” ile başlardı ve “Ergenekon” ile biterdi.
O zaman size de Allah’tan korkun, diyorlardı.
İşte ben şimdi bunlara “De get” diyorum…
De get…