Özgür Özel’in baskın kurultay hamlesi: Korku mu, güç pekiştirme mi?

Abone Ol

Türkiye siyasetinde her hamlenin arkasında farklı hesaplar yatar. Hele ki konu CHP gibi köklü ve karmaşık iç dinamiklere sahip bir parti olduğunda, yapılan her hareketin yalnızca görünen yüzüne değil, satır aralarına da dikkatle bakmak gerekir. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in aldığı baskın kurultay kararı da tam olarak böyle bir hamle. Bu karar, bir zorunluluğun, bir korkunun, bir endişenin sonucu mu, yoksa koltuğu sağlama almak adına yapılmış ustaca bir strateji mi?

Gelinen noktada, bu sorunun cevabını vermek için CHP’nin içindeki dengeleri, İmamoğlu faktörünü, İBB soruşturmasını ve Özgür Özel’in kişisel hesaplarını mercek altına almak gerekiyor.

İMAMOĞLU FAKTÖRÜ: GÖLGEDE KALAN BİR GENEL BAŞKANLIK

CHP’de son yıllarda yaşanan güç mücadelesinin merkezinde Ekrem İmamoğlu var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi devasa bir bütçeyi yöneten İmamoğlu, özellikle 2019 yerel seçimlerinden sonra partisinde adeta bir yıldız gibi parladı. Ancak bu parıltı, CHP Genel Başkanları üzerinde sürekli bir baskı unsuru yarattı.

Kasım 2023 Kurultayı’nda Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı oluşturulan İmamoğlu-Özel ittifakı, bir nevi zoraki bir birliktelikti. O süreçte Özel, Kılıçdaroğlu’na karşı zafer kazanmış gibi görünse de, aslında İmamoğlu’nun gölgesinde kalmış bir genel başkan oldu. Partinin iç işleyişinde ipleri elinde tutan, taban üzerindeki etkisini sürdüren asıl isim İmamoğlu’ydu.

Ancak son dönemde İBB’deki yolsuzluk iddiaları ve Beşiktaş Belediyesi’ne yapılan operasyon, İmamoğlu’nun siyasi kariyerini ciddi biçimde tehdit etmeye başladı. İmamoğlu’nun adının yolsuzluk iddialarıyla anılması, parti içindeki dengeleri kökünden sarsacak bir potansiyel taşıyor. İşte tam bu noktada Özel’in baskın kurultay kararı, bir fırsatın kokusunu alan kurt bir siyasetçinin hamlesi olarak okunabilir.

KURULTAY KARARI: ŞAİBELERİN GÖLGESİNDE MEŞRUİYET ARAYIŞI

Özgür Özel’in kurultay hamlesini anlamak için Kasım 2023’teki kurultaya dönüp bakmak şart. O dönemde İmamoğlu’nun desteğiyle koltuğa oturan Özel, aslında tam anlamıyla kendi gücüne dayalı bir zafer kazanmadı. Üstelik o kurultay, çeşitli şaibe iddialarıyla da anıldı.

Yüzlerce delegenin menfaat karşılığı oy kullandığı, İmamoğlu ve ekibinin parti içi dengeleri manipüle ettiği gibi iddialar, yargıya taşınmış durumda. Eğer bu iddialar mahkeme tarafından kabul edilirse, CHP’nin yönetim kadrosu hukuki bir çıkmaza sürüklenecek. İşte tam da bu noktada Özel’in kurultay kararı, bir nevi “ön alma” hamlesi olarak görülmeli.

Yeni bir kurultayla geçmişteki şaibeleri unutturmak, kendisine meşruiyet sağlamak ve parti içindeki dengeleri kendi lehine değiştirmek istiyor. Bu, bir tür “güven tazeleme” hamlesi gibi görünse de, aslında daha çok “güç pekiştirme” stratejisi.

KAYYIM ENDİŞESİ BİR KABUL MÜ, SAVUNMA MI?

Özel’in kurultay kararını açıklarken kullandığı “Kayyım girişimlerinin önünü kestiğimizi tüm Türkiye’ye ilan ederiz” sözleri, dikkatlice incelenmesi gereken bir nokta. Bu cümle, CHP’nin dolaylı yoldan İBB’deki yolsuzluk iddialarını kabul ettiği anlamına gelebilir mi?

Eğer bir kurum yolsuzlukla suçlanıyorsa, ilk refleks hesap vermek olmalıdır. Ancak Özel’in tavrı, hesap vermek yerine savunma hattını güçlendirmek oldu. Bu da kamuoyunda CHP’nin, İBB’deki yolsuzluk düzenine göz yumduğu ya da en azından bundan haberdar olduğu algısını güçlendirdi.

Kurultay kararı, bir tür “kayyım korkusu”nun yansıması olarak değerlendirilebilir. Eğer İBB’ye kayyım atanırsa, bu durum CHP’nin yalnızca yerel yönetimlerdeki gücünü değil, halk nezdindeki güvenilirliğini de kaybetmesine neden olacak. Bu sebeple Özel, baskın kurultayla partiyi bir arada tutma ve kamuoyuna “Biz dimdik ayaktayız” mesajı verme çabasına girdi.

YOK HÜKMÜNDE BİR KARARLA MEŞRUİYET ARAYIŞI TAM BİR YANILGI

Özgür Özel’in baskın kurultay kararı, hukuki bir çıkmazı aşma çabası gibi sunulsa da, aslında ciddi bir yanılgıyı barındırıyor. Eğer Kasım 2023 Kurultayı’nda şaibeler olduğu iddiası yargı tarafından kabul edilir ve kurultayın iptali yönünde bir karar çıkarsa, bu durum yalnızca o dönemdeki seçim sonuçlarını değil, aynı zamanda Özgür Özel’in genel başkanlığını da yok hükmünde kılacaktır.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Yıldız’ın yaptığı açıklamalar da bu noktada dikkat çekiyor. Yıldız, CHP kurultayında yaşandığı iddia edilen usulsüzlükler hakkında bir karar çıkması halinde, yalnızca Özgür Özel’in genel başkanlığının değil, bu süreçte aldığı tüm kararların da hükümsüz kalacağını belirtiyor. Bu da demektir ki, eğer mahkeme 2023 Kurultayı’nı iptal ederse, Özgür Özel’in meşruiyet kazanma çabası boşa çıkacak ve CHP, hukuki açıdan derin bir krizle karşı karşıya kalacak.

MEVZUAT AÇISINDAN OLASI TEHLİKELER

Eğer Kasım 2023 Kurultayı’nda usulsüzlük yapıldığına dair yargıdan bir karar çıkarsa, CHP yalnızca siyasi bir krizle değil, aynı zamanda hukuki bir çıkmazla da karşı karşıya kalacak.

Türk Medeni Kanunu’na göre dernek statüsünde olan siyasi partilerin tüzükleri, Dernekler Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu’na uygun olmak zorundadır. Özellikle Siyasi Partiler Kanunu’nun 120. maddesi uyarınca, bir partinin kurultayında yapılan usulsüzlükler, tüm kararların iptaliyle sonuçlanabilir. Ayrıca Medeni Kanun’un 70. maddesi, dernek genel kurulunda yapılan usulsüzlüklerin yargıya taşınması halinde, genel kurulun iptal edilmesini öngörür.

Bunun yanında, yargı tarafından verilecek bir iptal kararı, CHP’nin yaptığı tüm işlemleri geçersiz kılacak ve parti yönetimini kayyım atanması riskiyle karşı karşıya bırakabilecektir. Eğer İBB’ye yönelik yolsuzluk iddiaları neticesinde Belediye Kanunu’nun 57. maddesi uyarınca İBB’ye de kayyım atanırsa, bu yalnızca yerel yönetimde değil, parti içinde de büyük bir sarsıntıya neden olacak ve Özgür Özel’in siyasi kariyerinde onarılması güç yaralar açacaktır

CHP’NİN DİĞER KORKULARI VE EKSİKLİKLERİ

CHP’nin temel sorunu, bir kimlik bunalımı yaşaması. Ne tam anlamıyla bir sosyal demokrat parti olabildi ne de Türkiye’nin muhafazakâr toplumsal yapısıyla köprü kurabildi. Partinin içindeki hizipçilik, her seçim sonrası farklı fraksiyonların birbirini suçlaması ve yönetimde süreklilik sağlanamaması, CHP’yi kronik bir istikrarsızlık girdabına sürükledi.

Özgür Özel, baskın kurultayla bu iç kargaşayı dindirme ve partisinin kontrolünü de tam anlamıyla eline alma peşinde. Ancak parti içinde İmamoğlu cephesi başta olmak üzere pek çok grup mevcut ve Özel’in bu hamlesi, yeni bir güç mücadelesini tetikleyebilir.

KOLTUĞA İYİCE YERLEŞMEK Mİ, YOKSA ÇUKURA DÜŞMEK Mİ?

Özgür Özel’in baskın kurultay kararı, korkunun değil, fırsatçılığın ürünü gibi görünüyor. İmamoğlu’nun üzerindeki kara bulutlar dolaşırken, Özel kendisini güven tazelemiş ve İmamoğlu vesayetinden kurtulmuş bir lider olarak konumlandırmayı amaçlıyor.

Bu kurultayın ardından Özel koltukta kalmayı başarırsa, yalnızca CHP’nin lideri değil, partinin geleceğini belirleyen aktör haline gelecek. Ancak şunu unutmamak gerek: Bazen bir koltuğa iyice yerleşmek için atılan adımlar, o koltuğu kaybetmenin de başlangıcı olabilir.

Unutulmamalı ki;

Siyaset yalnızca satranç tahtası gibi hesaplara dayanmaz. Halkın vicdanında yer edinemeyen hiçbir lider, o koltukta uzun süre oturamaz.

Saygılarımla