İnsanın elindeki avantajları değerlendirmesi gerekiyor.
Her insan aynı şartlara ve aynı imkanlara sahip olamıyor.
Metropol şehirlerdeki insanların her şeye daha fazla imkanı olabiliyor.
Öyle ki beş günlük İstanbul eğitimimizde öğrendiğim en önemli konu bu oldu.
Elimizdeki imkanlarla Malatya gibi küçük şehirde işimizin en iyisini yaptığımızın farkındayız.
İstanbul’da bu işi yapıyor olsaydık emin olun her şey daha farklı olabilirdi.
Peki, İstanbul’da yapabilir miydin? Derseniz cevabım ASLA…
İstanbul’da doğup büyüyen biri olarak İstanbul’da yaşama fikri çok ürkütücü…
Yoğun trafiği, kültür karmaşası, hayat pahalılığı gibi konular bunu tetikliyor.
Şükran ile beraber beş günlük programda aslında bizden hiç bir farkı olmayan ulusal gazeteleri gezdik.
Ne mutlu ki “Çok güzel işler yapıyorsunuz” yorumlarını aldık.
“Malatya’da olsak bin tane kulp bulur kötülerlerdi”
Ki, biz bunları çok duyduk…
“Beyza hanımın bir iş yaptığı yok ben olsam onunla çalışmam” diyen sözde sosyal medya işi yapan televizyon tamircilerinin bile bir yorumu oluyordu.
Aslında biz de onlar gibi Twitter’dan gördüğümüz saçma sapan videoları durumumuzda paylaşabilirdik.
Aslı belli olmayan hiç bir kaynağı olmadan yapılan haberleri durumdan paylaşıp etkileşim de sağlayabilirdik.
Biz etkileşimin değil doğru ve tarafsız haberin arkasında durduk.
Ne mutlu bana ki arkamda bana güvenen Genel Yayın Yönetmenim Didem Ablam ve tabii ki imtiyaz sahibimiz vardı.
“İstanbul’da neler olup bitiyor kendinizi geliştirin” diyerek hiç bir masraftan kaçınmadan bize bu olanakları sağlayan, kazandığı her kuruşu BUSABAH’ın gelişimi, ilerlemesi ve sektörde adımızın daha da güçlü anılması için harcayan Mehmet Aydın’a hem kendi adıma hem mesai arkadaşlarım adına hem de Malatya medyası adına ne kadar teşekkür etsek az…
Doğru ve tarafsız haber anlayışı ile yürüdüğümüz bu yolda öğrendiklerimizi ekleyerek daha güçlü ilerlemeye devam edeceğiz.