Tarihçi Emrah Safa Gürkan, birçok konuda ve özellikle Osmanlı’da casusluk konusunda yazdıkları şaşırtıcı bilgilerle doludur. Ona yakın dil bilmesi kendisine ayrıcalık sağlıyor.
Osmanlı dünyanın süper güçlerinden birisiydi. Süper güçler için casusluk önemliydi. Osmanlı Devleti dostunu, düşmanını ve çevresindeki ülkelerin gerçek yüzünü bilmek amacıyla istihbarata başvuran ülkelerden birisiydi. Bir tarihçinin belgesi olmadan istihbarat ve casusluk konusunda bir şeyler ifade etmesi mümkün değildir.
Belgesine dayanılarak, istihbarat ve casuslukla ilgili söylenebilecekler şunlardır;
Devletler arasında büyük rekabet olduğundan casusluk da önemliydi.
Osmanlılar 16 yüzyılda önemli bir bilgi ağına sahiptiler.
- yüz yıla kadar casusların eğitimi ve istihbaratın kurumsallaşması hakkında belge yoktur.
Casuslukla alınan bilgiler veya yanlış verilen bilgiler ucuz bir yatırım olarak değerlendirilmektedir. Casusu kullanılmadığında daha kötü sonuçlarla karşılaşılabilecektir. Örneğin, bir deniz savaşı hazırlığının önceden öğrenilmesi gibi. Geçmişte mekanlar ve kentler arasında hareket kabiliyeti olanlar casus olabiliyorlardı. Çünkü, devletler insanların mekanlar ve kentler arasında dolaşmasını takip ediyorlar, hatta bu durumu belgeyle takip ediyorlardı. Genelde casuslar elçiler, din adamları ve tüccarlar (özellikle Yahudi tüccarlar) arasından seçiliyorlardı. Casusların gönderdiği bilgiler 2 veya 3 haftada, bazen de 1 ila 3 aydaOsmanlıya ulaşıyordu.
Casusların ücretleri nakit olarak verilebildiği gibi, tımar olarak ayni de veriliyordu.
İstanbul kozmopolit bir şehir olduğundan çok fazla yabancı casus bulunuyordu. Örneğin, düzenli olarak faaliyet gösteren ve Madrid’in paraya boğduğu 112 kişilik 20 yıl süren bir casusluk sistemi bulunuyordu.
Yabancı ülkelerin casusları sözlü ve yazılı haberleşmelerinde şifre kullanıyordu. Osmanlı Devleti şifre kullanmayı sevmezdi. Osmanlılar yazışmalarında limon suyu veya kimyasallar kullanarak okunamaz mektuplar yazıyorlardı. Bu mektuplar ısı verilmesiyle okunabiliyordu.
Bugün de olduğu gibi, casuslukta güven konusu çok önemliydi. Casuslar bilgi satmaya çok alışkandırlar ve karşı tarafla da ilişki kurabiliyorlardı.
Son olarak şunları söyleyebilirim, Cennet mekân II. Abdülhamid Han’ın önemli bir istihbarat örgütü olduğu romanlarda ve senaryolarda söylense de, II. Abdülhamid Han’ın daha çok iç istihbarata yöneldiğini görüyoruz. Dış istihbaratla ilgili olarak elimizde belge yoktur.