Ormanlar sadece ağaçlardan ibaret değil. Orada sessizce yaşayan milyonlarca canlı, kuşlar, böcekler, tavşanlar, kaplumbağalar ve birçok sesi duyulmayan canlılarla dolu. Her biri bir anda alevlerin ortasında kalıyor. Gözlerimizle göremesek de onların feryadı, yüreğimizin bir köşesine bir ağırlık gibi çöküyor. Belki bizler artık fark edemiyoruz doğa her geçen gün biraz daha eksiliyor.
Yangınlar nasıl çıktı neden oldu gibi tartışmak ebetteki önemli. Kimi zaman sabotaj, kimi zaman ihmalkarlık, kimi zamanda iklim etkileri… Ancak artık nedenlerinden ziyada sonuçlarına odaklanmak gerekir. Çünkü orman yandıktan sonra suçlu bulunsa ne olacak? Orada yanan ağaçlar ve sessiz canlılar geri mi gelecek? O dumandan zehirlenen kuşlar nasıl bir daha uçabilecek.
Yangınları söndürmek için gecesini gündüzüne katan ve mücadele eden orman işçilerini, pilotları, gönüllüleri gördükçe bir nebze umutlanıyorum. Ancak esas mesele yangınları çıkmadan önlemek. Çünkü biz söndürmeyi değil, korumayı öğrenmedikçe bu acı döngü devam edecek gibi duruyor.
Belki insanlar izmariti rastgele atmamakla, belki doğaya daha saygılı olmakla, belki ormanların sadece bir manzara değil bir yaşam alını olduğunu fark etmekle başlar. Bilmiyorum ama bildiğim en azından bir şey var ormanlar sadece ağaç değil, bir nefes bir canlılık.
Her yanan ağaçla birlikte, birer parçamız eksiliyor aslında. Ve bir gün o eksiklik sadece doğada değil hayatımız da hissedilecek ve o yüzden sadece üzülmek yetmeyecek artık harekete geçmek gerekiyor.
Artık ormanlar yanmasın. Yetkililer önemlerini alsın. Yananın sadece ağaçlar değil tüm sessiz canlılar olduğu unutulmasın. Orman bir yaşam bir nefes bir sessizlik unutulmasın.