ÖNEMLİ OLAN GALİBİYETTİ

Abone Ol

İlk kez bir karşılaşmayla ilgili hem de maç başlamadan skor tahmininde bulundum. Henüz futbolcular ısınırken, müsabakayı Şanlıurfa GAP Arena’da birlikte izlediğim Malatyaspor’un eski futbolcusu Tuncay Selçuk’a “Bu maçı 2-0 alırız” demem, aslında benim gibi futbolu reel tarafıyla düşünmeye çalışan birinin yapmaması gereken bir çıkıştı ama engel olamadığım bazı hisler bunu yapmam konusunda çekiştirdi durdu… Tabi yıllarca profesyonel futbol oynamış birine bunu söylüyorum ve haliyle de “bunu neye dayanarak söylüyorsun?” sorusu jet hızıyla gelecekti.

Tuncay’a şunu söyledim: Ben bugüne kadar Yeni Malatyasporlu futbolcuları ısınırken hiç bu kadar hırslı görmedim. İrfan başta olmak üzere, Ramazan, Sadık, Ali Sakal nerdeyse çimleri yolacak… Hırs tavan yapmış.

Peki, 1 haftada ne değişti de takım bu kadar hırs yaptı? Balıkesir maçında oyunun sadece savunma yönünü oynamaya çalışan, onu da eline yüzüne bulaştıran bir takım nasıl değişmişti bu kadar kısa sürede?

Bu sorulara cevap bulmaya çalışalım o zaman…

Yeni Malatyaspor kadro kalitesi olarak bu ligde ilk 6’ya oynayamaz. En iyimser tahminde bile “ligde kalsın şampiyon” diyenimiz bayağı bir fazla. O zaman böyle bir takımın “gelgitli” sonuçlar ve oyunlar ortaya koymasına da kimse şaşırmamalı, değil mi? Lakin hoca değişliği, günü gelen ödemelerin ödenmesi, dolu tribünler ve sürekli desteleyen taraftar gibi, futbolcu gruplarını ateşleyen faktörler bazen bizim kalitemizdeki takımları olum yönde tetikler.

Nitekim Şanlıurfa maçında yönetimin ödeme konusunda futbolcu grubunu memnun ettiğini öğrendik. Yani yaptığı “ödemeler yapılmıyor” açıklamasının sadece 1 gün sonrası tükürdüğünü yalarcasına “yanlış anlaşıldım” deyip, futbolcu kurnazlığı yapmayan çalışan Aydın’ın sözlerinin doğruluğu da ortaya çıkıyor burada. Neyse bizim için önemli olan takımın iyi sonuç almasıydı o da oldu. Buna yaptığımız programlar, yazdığımız yazılar bir nebze etki ediyorsa ne mutlu bize.

NASIL OYNADIK?

İlk yarısı kâbus, ikinci yarısı parçalı bulutlu bir 90 dakika izledik Urfa’da. Sezon başından beri maestrosu eksik bu takıma “şart” dediğim İrfan’ın sazı eline almasıyla bir şeye benzeyen ikinci 45 dakikalık bölümde 3 puanı söktük aldık adeta.

Kahvaltıya 15 dakika geç katıldığı için kadro dışı bırakılan Musa’nın eksikliğini fazlasıyla hissettiğimiz müsabakada, kenar yönetim olarak yapılması gerekenleri yapan İrfan Buz’un bir deplasman karşılaşmasında skor olarak öndeyken, forvet çıkarıp forvet almasını da cesur ve de akılcı bir hamle olarak düşünüyorum.

Yalnız, İrfan Hoca’nın sahada plaj futbolu oynadığını sanan Alex’e neden bu kadar tahammül gösterdiğini anlamış değilim. Yoksa sözleşmesinde “oynatılacak” yönünde kurnaz tüccar Ersin’in koydurduğu bir madde mi var acaba?

Sahada gezindi durdu yetenek düşmanı Alex. Garibim Kemal Cingirt onun açığını kapatmak için iki katı fazla koştu sahada.

Ezcümle: Şanlıurfa maçında iyi oynamadık, sadece günümüzdeydik. Her şey bizim içindi sahada… Direkler, hakem, ayarları bozulmuş ayaklar.

TOKATÇI!

Bizim buraların meşhur mu meşhur tokatçısı kalkmış sosyal medyadan laf çakıyor. Dünya tersine dönmüş.

Bak güzel kardeşim, yalvar yakar girdiğin belediyede aldığın 3 kuruşun kıymetini bil, rızkın için Allah’a şükret. Bak o iş yokken ortalıkta milleti yoluyordun. Çevrende adın tokatçıya çıkmıştı. Yeni Malatyaspor Kulübü eski başkanından aldığın 35 binin, ismi bende kalsın bir Malatyalı teknik adamdan aldığın 3 binin hesabını sordurma bize şimdi!

Neyse şimdilik burada noktayı koyuyorum. Bundan sonrası delilli belgeli olacak. Kimden ne kadar istediğine dair o gün olaya şahit olanların anlattıklarını, aldığın çeklerin matbaacılarda kalan diğer suretlerini, İstanbul’da sana takım elbise giydirip spor programına çıkaran yöneticinin söylediklerini ve biriyle yaptığın sır gibi telefon konuşmasının kaydını da sonraya sakladım.