Okuduğum tüm motivasyon kitaplarının giriş bölümünde “işini sevmekle” ilgili cümleler okurum.
Genelde bu kitaplar “pazarlama” ile ilgilidir.
Fakat inanın Malatya’da her kesimi geziyorum.
Her gün dışarıdayım.
İşini sevmeyen ve işinden memnun olmayan bi sürü adamla ve kadınla karşılaşıyorum.
Hem özel sektör hem de resmi kurumlardan bahsediyorum.
Bankacısından öğretmenine, belediyede çalışanından fabrikada çalışanına varıncaya kadar uzun bi liste var.
Çoğunda da yoğunluktan dem vurulur.
Sürekli “yoğun” çalıştıklarını söylerler.
Benim ise bu tür yakınmalara cevabım sorularla olur.
Acilde bir doktor sence kaç hastaya bakıyor, diye sorarım.
Bir otobüs şoförü günde kaç kişiye cevap yetiştiriyor?
Bir bankacı günde kaç işlem yapıyor?
Fabrikada makinenin başında duran usta günde kaç saat dikkatli çalışıyor?
Açık kalp ameliyatı yapan bir doktor kaç saat ayakta kalıyor?
Kış yaz demeden, yağmur çamur demeden temizlik görevlileri hangi şartlarda çalışıyor?
Neyin yoğunluğu kardeşim!
Yoğun olmayan bir iş kolu var mı?
Neye göre yoğunluk!
Günde üç kişiyle muhatap olan da yoğunum diyor.
Günde üç il dolaşıp 40 kişi ile temas kuran da yoğunum diyor.
Nasıl ölçeceğiz?
Ölçeceğimiz tek şey o işe gerçekten ehil miyiz?
Buradaki kıstasınız eğer o işi hakkaniyetle yapabiliyorsanız geriye yalnızca bir şey kalıyor.
Yaptığınız her neyse o işi yapabilip ve mutlu da olabiliyorsanız lütfen işinizi değiştirmeyin.
Kendinizi sürekli değiştirin.
Hiçbir zaman “tamam” demeyin, daha iyi olacak deyin.
İşini sevmek demek insanlarla iyi anlaşmak demektir.
Dikkat edin, bir çalışma ofisinde işini sevenle sevmeyeni hemen anlarsın.
Bazılarının bırakın işi, hayata dahi nefretle baktığını görürsün.
İŞİNİ SEVMEYEN BAŞKANLAR
İsim vereyim mi vermeyeyim mi, diye düşündüm.
Vermeyeceğim.
Ama Malatya’da “başkanlık” yapan çok az kişi bence işini seviyor.
Koltuğu sevebilirsin, insanidir.
Makam mevki insanı “yüksek” gösterir.
Sevip sevmemeyle alakası yoktur.
Ama gerçekten işini sevmeyen çok “başkan” var bu şehirde.
Bazılarına bakarsın isminin başında “başkan” yazar ama asıl işi o titrini gururla söylediği iş ile ilgili değil.
Bir “başkanın” işini sevip sevmemesini ben söylemlerinden anlarım.
İddia ediyorum çoğu “başkanımızın” ve hatta siyasi figürler de dahil çoğu yetkilimizin işini sevmediğini düşünüyorum.
Bakın söylemlerine…
Hep başka konuları dillendirmişler.
Kendi işi ile ilgili “bir” konuşmuşlarsa başka işlerle ilgili “on bir” konuşmuşlar.
On bire bir konuşmuşsan o işe niye devam edersin!
O işte kalmak için niye ısrar edersin?
Cevabı bende yok!