Ölümüne geçtiğimiz köprü

Abone Ol

Malatya’mızın imar, inşa ve ihyasıyla uğraşırken, imajını, dışardaki insanın Malatya denince, aklına, fikrine geleni de düşünmek gerek.

Bu imajın iyi olması, hoş olması, olumlu olması ustaları, sanatkarları, okumuşları, bürokratları, sporcuları, gezginleri… ve de yatırımına yer arayan, sermayesi olan iş insanlarını buraya çeker, buraya getirir.

Baromuza seçildiğimde, ilk işim, daha önceki dönemde Valilikte yapılan toplantıda kardeş okul olarak Baromuza verilen iki küçük okula yapılacak yardım unutulmuştu. Ben de bunu, “Parasız selam almayan avukatlar, kardeşliğini de unuttu” diye basından öğrenmiş, çok üzülmüştüm. Seçim öncesinde kimseye de sözünü etmedim bunun.

Seçildiğim günün ertesi günü müdüre,

-Al şu parayı. Bir kağıt çıkar. En başa da benim adımı yaz. Arkadaşlardan kardeşliğini üstlendiğimiz iki okula yardım yapacağız diyerek para topla, dedim.

İki günde iyi bir para toplanmıştı. “Tamam” dedim.

Vali beyi ziyarete gittiğimizde, çok yoğun bir basın mensubu arkadaşların önünde içine parayı koyduğum zarfı vali beye uzattım. Vali bey, ‘Bu ney?’ derken, ‘Kardeş okullara yardım parası’ dedim. Vali bey de unutmuştu bu kardeşlik konusunu herhalde.

Bir gün sonra, Milli Eğitim Müdürü Hamza Doğuç aradı, “Başkanım, yardım yaptığınız okulların müdürleriyle Baroya geleceğiz. Bunu basının huzurunda müdürlere takdim edersiniz” dedi. Ben, “Basına ne gerek. Altı üstü ne ki?” dedim. “Başkanım, herkese örnek olsun” dedi, aklıma yattı, “Pekiyi” dedim.

Basınımıza, “Biz, her sabah okula giderken, kitabımızı, defterimizi bir elimize, bir odunu da diğer elimize alıp okula gider, sobayı yakar ısınırdık. Öğrencileriniz evlatlarımızdır.” dedim.

Bazı okullara, kitap defter yardımı yaptık. Cezaevinin çocuklar bölümüne televizyon vd. şeyler aldık.

Kent Konseyinin talebiyle, engelli bir kardeşimize motorlu tekerlekli sandalye aldık.

Orada da dedim ki, “Biz, engelli kardeşlerimizin ihtiyacı için yemeyiz, içmeyiz yardım ederiz.” dedim.

Amacım, Baro tüzel kişiliğiyle hem doğru, güzel, faydalı işler yapmak hem de bununla avukatlarımızın imajını, itibarını yükseltmekti.

Şunu da demeden geçmeyeyim. 10 Aralık İnsan Hakları Günü, merkezde,  Valiliğin bildirdiği 54 ortaokul ve lisede, avukatlarımız aynı saatte “İnsan hakları” konusunda sunum yaptı.

İkinci yılda da, “13 ilçemiz ve 13 beldemiz okullarında” İnsan Haklarıyla ilgili sunum yaptı arkadaşlarımız.

İnsan hakları hususu köylerdeki evlerin içine de girmiş oldu.

İmaj, görüntü boş işlerle düzelmez. İki boyutlu, şekilden ibaret işlerle düzelmez. Üç boyutlu olmalı. İçi dolu olmalı.

Sonra desinler için değil, yaşasınlar, hissetsinler, doysunlar, ısınsınlar, yiyebilsinler, giyebilsinler gidebilsinler… diyerek kamu gücü çalışmalı.

Lafla peynir gemisi yürümez diye boşuna dememişler. CHP Battalgazi ilçesi Başkanlığında, duvara astırdığım bir yazıda, “Lafla parti büyümez!” deniyordu.

Merkezi ve Yerel Yönetimlerimiz Valiliğimiz, Kaymakamlarımız, Büyükil ve İlçe Belediyelerimiz vatandaşımızın ne derdi varsa koşmalıdır.

Bu sorunlar, bu sıkıntılar yer yer, bir bir tespit edilip, aciliyete göre, imkanlar nispetinde, çözümler üreterek, kamu kurumları arası yardımlaşmayla, vatandaş rahat ettirilmelidir.

Bu işler içi dolu işlerdir. İnsana hizmet, insanı rahat ettirme işleridir.

Depremde yıkılan Avşar Oteli yanında bir kavşak var. Hem eski çevre yoluna çıkıyor, hem de Sıtmapınarı’na.

Çevredeki sanayi çarşılarından, Yeşiltepe’den, Şehir Mezarlığından, Malatya Dünya Kayısı Merkezinden, Dilek’ten… gelen; Yazıhan’dan, Fethiye’den, Arguvan’dan, Arapgir’den, Hekimhan’dan, Sivas’tan çıkıp da daha yakın olarak, Dilek üzerinden merkeze gelen araçlar bu kavşaktan geçip yoluna devam ediyor.

Bu kavşak şehir merkezine, Hükümet Konağına sadece bir buçuk kilometre uzaklıkta.

Sevgili hemşerilerim, buradaki trafiği bir görseniz, göreni çoktur, onlarla bir konuşsanız hayretler içinde kalır, ‘Bu kadar da olmaz’ dersiniz.

Bir zamançalan, bir zulüm, bir kötü söz, bir kaza, bir kavga kavşağı.

Buranın halini Büyükşehir Başkanımızla Sami Er’le de konuşmuştuk.

Sağolsun o da aynı şekilde dert yanmış, “Yapacağız.” demişti.

Yine bu kavşağın yolcularının çoğunun geçtiği Dilek Demiryolu Köprüsü var; altı metre genişliğinde!!!

Malatya tarafına giden, o taraftan gelen onca araç bu altı metre genişliğindeki köprüden geçiyor. Yani tek yönü değil, iki araç yan yana zor gücün sığıyor.

Tırla, kamyonla, belediye otobüsüyle aynı anda köprüye giriyor, köprünün ortasında karşılaşıyorsun. Bu büyük araçlar zaten küçük araçları araçtan, adamdan saymıyor, yıldırım gibi geliyor, sen elin yüreğinde geçiyorsun.

Ve ölümlü kazalar yaşıyorsun.

Bu köprü de o ‘meşhur kavşağa’ sekiz kilometre yakınlıkta.

Bu köprü meselesini de Sayın Er’le konuşmuştuk. Köprüyle ilgili bazı çalışmalarının olduğunu duydum. İnşallah kaza olmadan, kimse ölmeden, o Malatya-Sivas demiryolu köprüsünün yanına ikinci köprü yapılır.

Şehirlerin imajı, kafalardaki, gönüllerdeki görüntüsü böylesi yerlerde kötü, çok kötü, çok çok kötü olarak oluşur.

Önceki dönem Belediye Başkanımız Ahmet Çakır, Malatya’nın tüm caddelerini ve uzak yakın demeden bütün sokaklarını, kaldırımlarını baştan kapladı, cıncık gibi yaptı.

Bir gün Ziraat Bankasının yanından yukarı giden yolun yapıldığını gördüm.

Kaldırımın araç yolundan da geniş yapılıyordu.

Oradan Ahmet Çakır Başkanımızı aradım, “…böyle böyle, kaldırım haddinden fazla geniş, yol dar dedim. “Bakayım”  dedi. Bir saat sonra oradan geçtiğimde, ipin yeri değiştirilmiş, kaldırım genişliği normalleştirilmişti.

Baro Hizmetkarlığım zamanında Ahmet Çakır başkanımız Adliyeye gelmişti.

Adliye çevresini kirliliğini, düzensizliğini, traktörlerin, yanlış hatırlamıyorsam at arabalarının park ettirildiğini, atların boynuna takılmış torbadan yemlerinin yedirildiğini, çevrenin ışıksız olduğunu söyledim.

-Başkanım burası özel yetkili Mahkemenin olduğu Adliye. Burada ulusal düzeyde takip edilen davalar görülüyor. Ulusal Basından gazeteciler buraya geliyor, çekim yapıyor. Televizyonlarda bu haller görülüyor. Ayrıca, Doğuyla Batıyı birleştiren yol bu Adliyenin önünden geçiyor. Burayı yap. Malatya’ya yakışır yap dedim.

-Malatya’nın bütün yollarını yapacağım. Burayı da yaparım dedi.

-Başkanım ne olur buradan başla diye ısrar ettim.

-Başkanım valla senden kurtulmak çok zor dedi.

Sağolsun, Malatya yollarının yapılması işine Adliyemiz den başladı.

Ve bir gün görmeye geldiğinde beraber gezerken yapılanları, teşekkür ettim ve,

-Başkanım buranın gece fotoğraflarını çektim, Baro Web Sitemize koydum. Buranın neresi olduğunu kimse bilemedi dedim.

Sayın Çakır Başkanımız, Adliye çevresini pırıl pırıl, ışıl ışıl yapmıştı.

Buradan bakanın, bu yoldan geçenin kafasındaki Malatya görüntüsü, artık buraların güzelliği gibi oluşuyordu.