ÖLÜM

Abone Ol

Ölüm ne gariptir değil mi?

Bilmediğin bir yere, görmediğin bir mekâna/boyuta göçersin. Kendi inancına göre, o tarafı tasvir etmeye başlarsın zamanla...

O taraf...

Hangi taraf ama?

Hangi dinden olursa olsun, O Taraf'ın bir gizemi, bir korkusu vardır her insanda...

Şu anda en çok göç alan yer/mekân/boyut O Taraf'tır. O kadar göç almasına rağmen, halen sırrı çözülemedi.

Ölüm hakkında yazılan şiirler, sözler, deyimler, atasözleri de gariptir aslında...

Shakspeare: Korkaklar sık sık ölür, cesurun ölümü bir defadır.

Juvenal: “Yaşlılık ölümden çok daha korkunçtur.”

Tactius: “Ayakta ölmek, dizüstü yaşamaktan iyidir.”

Necip Fazıl KISAKÜREK: “Ölünün dili olsa diyecek sana,

Ben fırsatı kaçırdım tövbe et günahına.”

Mevlana: “Her şey maşuktur, âşık bir perdedir. Yaşayan maşuktur, âşık bir ölüdür.”

Jules Renard: “Ölüm iyidir, bizi ölüm düşüncesinden kurtarır.”

Kanuni Sultan Süleyman: “Anladım Beyhude imiş fazlaca tedbir eylemek,

Bir Kulun Karı Değilmiş Takdiri Tebdil Eylemek…”

Cemal Süreyya: “Her ölüm erken; yüzyıla yaklaşan bir hayatın sonunda gelse bile...”

Ömer Hayyam: “Niceleri geldi neler istediler;

Sonunda dünyayı bırakıp gittiler.

Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?

O gidenlerde hep senin gibiydiler.”

Hz. Muhammet (SAV): “Bütün lezzetleri yıkan ölümü çokça hatırlayınız.”

Ölümün merakı ta ilk çağlardan gelmedir bence... Ölüm her çağda merak edilmiştir. O gizem insanlık tarihinden beri süregelmiştir. Son olarak günümüzün ölümle ilgili meşhur sözünü aktarayım:

“Ölüm ölüm dediğin nedir ki gülüm; ben senin için yaşamayı göze almışım.” (Kurtlar Vadisi dizisinden)