Oh oh Maşallah, Maşallah.
Zam üstüne zam geliyor.
Un fabrikaları üst üste zam bindirince fırıncılarda ekmeğe zam bindirdiler.
Zam yapanın bir yüzü kara yapmayanın iki yüzü kara.
“Garip gureba ne yiyecekmiş”
Ne yerse yesin!
Hem garip gurebanın, fakir fukaranın ne gereği var ki…
Soğan ekmek yiyorlarmış…
Yesinler.
Bize ne…
Esnaf kesimi zam yapmasından iflas mı etsin?
Zarar mı etsinler yani?
Fakir fukaraymış…
Garip gurebaymış…
Bir zam gelmedik ekmek kalmıştı ona da zam gelmiş.
Gözümüz aydın.
Bekliyorduk, hele şükür onu da elimizden aldılar.
Hani “Malatya esnafına sahip çık” diyorlardı ya…
Bekliyoruz, bakalım…
“Ey esnaf milleti! Malatya halkına sahip çık” diyecekler mi demeyecekler mi?
Derler mi hiç.
Merak ediyorum ve elimde gelse ben kontrol edeceğim çünkü bu zam yağmurundan önce birilerinin banka hesaplarındaki paraları ne kadardı bu zamlardan sonra hesapları ne durumda acaba?
Allah daha versin der miyiz?
Esnaf zam furyasından para kazanır, varlığını korurmuş!
Dünya da kuraldır bu.
Ayakta kalmak için bu şart.
Enflasyon artı zam artı kâr.
Ekmek iki buçuk lira, ayakkabı boyası beş lira, yumurta bir buçuk lira olursa bu demektir ki bu ülkede ekonomik kriz çıkmazda.
Yoksa bu üç madde fiyatı bir ayarda olsaydı ekonomi doğru yolda olurdu.
Cumhurbaşkanın dan piyasalara denetleme bekliyorlar.
Cumhurbaşkanından önce vicdanlar kendilerini denetlemeliler.
Ne oluyor da bu kadar zam oluyor?
El vicdan, garip gureba, fakir fukara zordaymış umurlarında mı ki, varsa yoksa kazanç, kâr kapıda, kar kış da kapıda, ya ölürsün ya sürünürsün…