Öğretmen ata-ma...

Abone Ol

Gün geçmiyor ki Milli Eğitim Sistemimizde yeni bir olay yaşanmasın öğrenci, öğretmen, personel vs. Tüm sistem parçaları nöbetleşe sorun yaşıyor.

Geçtiğimiz günlerde öğrenci sorunları ön plandayken bu hafta öğretmen adayları diye tabir edilse de ÖĞRETMEN arkadaşlar neredeyse bir yıldır bekledikleri müjdeli (!) haberi aldılar. Tabi bakmayın siz müjdeli habere daha önce 68 bin öğretmen açığımız var denilen söylemler bir anda 20 bine düşünce haliyle müjde bu açıklamada isim olarak kalıyor.

Eğitim fakülteleri mezunları, fen edebiyat fakültesi mezunu olup da formasyon belgesi alanlar dahil edilince 20 bin rakamı gerçekten çok hafif kalıyor. Madem öğretmen ihtiyacımız 20 bin neden her yıl bu sayının 2 katı kadar mezun verip sistemi bozuyor MEB ihtiyaç analizi yaparken YÖK ile temas halinde değil mi neden bu fakülteler hala kontenjan azaltmak ya da bir müddet kapatılarak bu birikim engellenmiyor.

İktisat der ki “ Talep azalınca, değer düşer” acaba bugün yaşanılan öğretmen ve saygı, toplumsal statü kavramlarının durumu gençler üniversite kazansın da okusun mantığıyla altı boş kalan bir sistemin sonucu olabilir mi?

Tarihini net hatırlamamakla birlikte 2014 gibi fizik bölümü kapatıldı ve birikim azaltıldı şuan öğretmen olarak en az mağduriyet yaşayan branşlardan birisi.

Bu durum örnek alınarak günümüzde bu birikim artamadan engelleme şansımız varken yapamıyor muyuz?

Hoşumuza giden bir durum mu öğretmen arkadaşların kasiyer, inşaat işçisi, özel sektörde asgari ücrete çalışmaları, KPSS kurslarında bir umutla gidip sonunda Müjde (!) diye açıklanan komik rakamlarla hayallerinin yıkılmaları...

Branşlar içerisinde her yıl binlerce mezun veren bölümler 100-200 adet atama yapılınca bu bölümlerde okuyan veya mezun olanlar şu an ne yapmalı bir yol göstermek gerekmiyor mu? En verimli yaşlarda sınava hazırlanan gençler ve tam olgunlaşmaya başlamış mesleği elinde olan öğretmen gurupları eğitim sistemimizin kangren olmuş uzuvlarındandır.

Her yıl belki bu sene atanırım hayaliyle çabalayan veya nasılsa benim branştan atama yok diye vazgeçen gurubun adıdır öğretmen. Eski dönemde saygı gören, statüsü yüksek  ve  değerli bir kavramken YÖK ve MEB ortak çalışmasıyla en değerli işsizler kategorisine ulaşarak diplomalı inşaat işçisi, kasiyer  veya beden işçisi olarak çalışmış topluluktur öğretmen.

Yanlış anlaşılmasın inşaat işçisi, beden işçisi söylemim sadece o diploma alınana dek verilen emek geliyor aklıma yoksa elbette her mesleğin değeri ayrı.

Tüm bu olaylara bakarsak aslında MEB öğretmen yerine kanatlı hayvan yetiştiriciliği mezunu ataması yapmıştı bir zamanlar bu olay özet olarak görülürse MEB içinde her öğretmen her derse girer mantığı terk edilirse sanki en azından düzeltme anlamında bir adım atılmış olur. Yıllardır süregelen geleneksel KPSS sonrası atama tahminleri, branş dağılımları ve sonrasındaki hayal kırıklığı...

Bu duruma şahit toplum tepki olarak üniversite sınavına hazırlanan gençlere eğitim fakültesinden uzak dur veya öğretmenlik yerine 2 yıllık sağlık yaz diye telkinde bulunuyor.

Ne diyelim, umarım bir gün eğitimden tasarruf olmayacağını, atılan her adımın geleceği şekillendirdiğini ve öğretmenin asıl kurtarıcı olduğunu anlarız.

Son olarak eğitimde şiddet sebebiyle hayatını kaybeden İBRAHİM OKTUGAN hocamızı saygı ve rahmetle anıyorum.

Saygı ve sevgiyle.