Öğrenme ortamı

Abone Ol

Eğitim ortamlarının en önemli sorunu öğrencilerin isteksiz ve girişimcilik ruhundan uzak olarak yalnızca bir zorunluluk alanı olarak okula gelip gitmeleridir.

Oysa eğitim ve öğretim için ön koşul bireyin rıza gösterip kabullenmesidir. Öğrencinin bu zorunluluk hali aile, toplum ve dolaylı ceza durumlarıyla ilgilidir. Toplum genç ruhu kabullenmekte ve onların toplumun geleceği olarak görmekten korkuyor öyle ki her fırsatta özgüvenlerini zedeleyecek bir bahane ile geri adım attırıyor. Hal böyle olunca bir kuşak çatışması ortaya çıkıyor tabi bu çatışmaya hiç girmeden yaşayan tabiri caizse prangalı gençler de mevcut...

‘Ağaç yaşken eğilir.’ Sözünden sebep toplum sürekli eğmek için yer arıyor gençleri bunu fırsat bilen çevre de bastırdıkça bastırıyor ve geride kalan bir avuç özgüvensiz ve özgüveni kendi arkadaş çevresinde bulan insan topluluğu...

Toplum bu kadar sert bir alan oluşturmuşken çocuğun kendini ifade edeceği hani o çok övündüğümüz ‘yeniden kurmacı ve ilerlemeci’ eğitim anlayışımız ile yönetilen ve bir o kadar özgürlükçü yeniliğe açık(!)eğitim alanlarımız okullarımız geri kalır mı, elbette kalmaz . Öğrencilerle sürekli bir disiplin savaşı veren idarecilerimiz ,eğitim için savaşan ama hep ders hesaplayan öğretmenlerimiz ha birde akıllı tahta uzmanı iletişimden uzak yalnızca video açıp öğrenciye ders verdiğini ve çok yorulduğunu ,üç kuruş para için değmeyeceğini belirten aslan yürekli fedakar(!)öğretmenlerimiz mevcut...

Bir öğrencinin serzenişidir yazacaklarım. Hocam bizler okulda sadece yük olarak görülüyoruz, eğer şikayet edersek, sorun belirtirsek tüm öğretmenler düşman oluyor bize hemen, onların istediği oturup yalnızca not için uğraşalım ve ne olursa olsun sorgulamayalım. Ama başarılı olursak sadece onlar ilgi göstermiş ve onlar sayesinde başarılı olduğumuzu haykıralım istiyorlar. Bu durum bizim için komik hepimiz her şeyin farkındayız ama o notlar ve diplomalar olmadan bir şey yapamıyoruz. Bizimle gerçekten o kazanımlar ve başarımız için uğraşsalar bizler neden kursa gidelim neden uzaklaşalım okuldan.

Bunları söyleyen bir lise öğrencisi ve haklı bir serzenişte bulunarak ifade ediyor kendini.

Peki ya öğretmen ...

Ne zaman ifade edecek kendini, ne zaman ben öğretmenim burada oluş amacım derslerinin birkaç güne toplanması değil ve ya ders ücretlerine yapılacak zam oranı değil.

Asıl amacım bir hayata dokunmak diyebilecek bir zihniyete ne vakit bürünecek? Evet hayat şartları zor ancak formasyonun gerektirdiği şey o sınıfa girince artık başkalarına dokunan hayatı öğreten bir şahsiyete bürünmesi gerektiğidir.

Milli Eğitim Bakanlığı öğrencilerden telefon topluyor peki ya öğretmenden bırakın telefonu akıllı tahtayı alırsak ne olur hiç düşündünüz mü?

Öğrenme ortamı düzenleniyor evet ancak bu ortamın yöneticisi düzenleyicisi öğretmen ve diğer paydaşlar

Öğrenciler kimin kendilerine nasıl davrandığını, ne için hangi laf söylendiğini farkında onları küçümsemek ya da bir kalıba sokmak yerine, onlara alan açmak ve izlemek gerektiği yerde müdahale edip hayatlarına dokunmak daha önemli bir durum bana göre.

Sevgi ve saygıyla