Uzun bir zaman olmuştu klavyenin başına geçmeyeli, kendi yazımı gazetede okumayalı. Bu ayrılığa annelik diyelim, yoğunluk diyelim ama en çokta motivasyon eksikliği diyelim.
Gündemin sürekli değişmesi ve iç sıkan olayların yaşanması beni uzaklaştıran en büyük sebep oldu açıkçası. Bunun adına önce siz okurlarımdan, bana her fırsatta yazı yazmamı hatırlatan takipçilerimden ve gazetemin yetkili isimlerinden bu ayrılık için özür diliyorum.
Ancak 28 Ocak akşamı aldığım ödül ölü toprağımı üstümden atmama ve silkelenip kendime gelmeme vesile oldu. Neden mi? Yaptığım işin, kullandığım kelimenin ve kalemimin değer görerek ödüllendirilmesi beni onurlandırdı hatta tabiri caizse gazladı.
Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti cumartesi akşamı harika bir törene ev sahipliği yaptı. “Yılın En İyi Gazetecileri Ödül Töreni” düzenleyerek basın camiasının oscarlarını dağıttı. Malatyalı kimi ararsanız o törendeydi. Tüm bürokratlar, siyasiler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri tam kadro oradaydı.
Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Vahap Munyar ve Türkiye Gazetesi köşe yazarı İsmail Kapan da törene katılarak “Darbe, Medya ve Malatya” sempozyumunu gerçekleştirdiler. Cemiyet başkanı Kemal Deniz ve yönetimine bir kez de buradan teşekkür etmek istiyorum. Ödül alan ya da almayan hiç fark etmez,sahada olanlarınemeğininkarşılığının verilmesi hem de güzel bir organizasyonla ödülün takdim edilmesi biz basın camiasını mutlu etti.
Ödül töreninin en dikkat çeken yanı ise jüri üyeleriydi. Malatya’da medya kuruluşlarıyla diyalogları sağlam ancak bir o kadarda tarafsız olan isimler kategorileri belirleyerek bizleri ödüllendirdiler. Hatta o kadar tarafsızdı kiMalatya Gazeteciler Cemiyeti üyesi olmayan birçok meslektaşımız bile ödüllendirildi. Ve bu hareket büyük alkış topladı. Kişi ve kurum ayırt etmeden emeğe verildi ödüller.
Bu güzel törende biz BUSABAH Gazetesi olarak iki ödüle layık görüldük. Ben 2016 Yılı “Gazete Köşe Yazarı” ödülünü alırken yıllardır bu camiada başarılarıyla adından söz ettiren Fatih Avcı da 2016Yılı “Spor Yazarı” ödülünü alan isim oldu.
Bu ödülü almama vesile olan siz okurlarıma, bana köşe vererek söz hakkı tanıyan gazeteme, mesai arkadaşlarıma, aileme ve o akşam adım okunduğu zaman bana alkışlarıyla destek olan meslek büyüklerime çok teşekkür ederim. Bu arada ödülümü İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay’dan aldığımı da belirtmek isterim.
2005 yılında tanıştım ben bu camiayla muhabirlik yaptım,editör oldum, program sundum, canlı yayın yaptım, montaj yaptım ve bu zamana kadar ‘of’ demeden çalıştım. Belki son birkaç haftadır yazı yazamadım ama 2016 yılı genelinde kaleme aldıklarım ödül almama vesile oldu.
Bu yaşıma kadar hiç kaybetmedim ben, tam tersi hep kazanan oldum. Hak edeni alkışlamayı bildim, hak etmeyeni ise eleştirmeyi. O akşam ödül alan isimlerin hepsine avucum şişene kadar alkış tuttum sorgulamadan, yargılamadan ve o yüzden hep kazandım ben.
Yeri geliyor bana katkı sağlayan anlamlı eleştiriler alıyorum, yeri geliyor boş lakırdılara maruz kalıyorum. Ben ne yapıyorum? Yaşıyorum, düşünüyorum, paylaşıyorum, yazıyorum. Meslek büyüklerimin, ağabeylerimin ve ablalarımın dedikleri hep kulağımda küpe olmuştur. Öğrenmekten, sormaktan hiç utanmamışımdır. Ve en önemlisi hazmetmeyi de haddimi de bilmişimdir…