(Efsane Başkan Nurettin Soykan’ın ölüm yıl dönümü nedeniyle yazdığım makaleyi ne kadar kısa tutmaya çalışsam da Soykan’ı anlatmak kısa bir yazı ile mümkün olamayacağı için yazım biraz uzun oldu. Bunun için her hafta bir bölümünü yayınlamak zorunda kaldım.)
1979 yılında vali Aydın Özakın, Soykan’ı makamına çağırır ve Malatyaspor başkanı olmasını ister. Soykan valiye, hayatında hiç maça gitmediğini ve futboldan hiç anlamadığını söyler. Ama Malatya’ya faydam olacaksa seve seve bu yükün altına girerim der. Malatyaspor o dönem, Saka Şükrü’nün çocukları adıyla tanınan Şahin Gencer’in yönetiminde kötü bir dönem geçirmektedir. Soykan bu işe soyununca kulüp yöneticileri “Borçlarımız var” diyerek yüklü bir para talep ederler. Soykan bir şartla parayı verir. Noterden bir sözleşme yaparlar; bu tarihten sonra gelecek borçlar beni ilgilendirmez diye.
Bütün bunlar olurken transfer döneminin sonuna gelinmiştir. Apar topar Ankara’ya gidilir ve piyasada kalan futbolcular alınır. Bu futbolcuların birinin futbolla hiç ilgisi yoktur, sadece çok iyi koşmaktadır. Çünkü o futbolcu değil bir atlettir ve mesleği de bir kahvede garsonluktur. Bu anlaşılınca çocuğa bir miktar para verilip gönderilir. 1979 yılının Aralık ayında olağanüstü bir kongre yapılır ve yönetim yenilenir. Hoca olarak Ümit Milli Takım Antrenörü Nihat Atacan’la, Adana Demirspor’dan İbrahim ve santrafor Bilbay’la anlaşma yapılır. Takım biraz olsun toparlanmış ve zorda olsa o yıl ligde kalmayı başarmıştır.
Soykan, başladığı işi en iyi şekilde bitirmek için çabalayan biriydi. Takıma bir hedef koymak gerekirdi. Bu yıl kümede kalan takım, seneye ilk beş için mücadele edecek, ondan sonraki yıl şampiyonluk hedeflenecekti.
Şampiyon olduğumuz sezonun başında, şampiyonluğun gizli kahramanlarından, asbaşkan Nurhan Taştepe ile aralarında şöyle bir diyalog geçer:
“Hiç korkma oğlum, Allah’ın izniyle bu sezon hiç yenilmeden şampiyon olacağız.”
“Ağabey, öyle şey olur mu? Ligin en önemli futbolcularını İskenderun, Kayseri ve Gaziantepspor aldı. Ligde futbolcu bırakmadılar, para sorunları da yok.”
“Sen Mamılo hoca diye birini tanıyor musun?”
“Ağabey, ismini duydum ama tanışmadım.”
“Bu Mamılo hoca her cuma benim yanıma gelir, bana telkin ve tavsiyelerde bulunur. Boş adam değildir ha bilesin. Bu cuma bana ne dedi biliyor musun?”
“Yok ağabey, nereden bileyim?”
“Nurettin, hiç kafanı takma, senin takımın bu sene şampiyon olacak, hem de hiç yenilmeden.”
Nurhan Taştepe, bunun inanması zor bir şey olduğunu düşünür ama sezon sonunda hiç yenilmeden şampiyon olununca Soykan’ın haklılığı ortaya çıkar.
Mamılo hoca, Temelli Pasa’daki Karadeniz lokantasına gider, talebelerin, fakir fukaranın, düşkünlerin yemek paralarını verirdi. Tanımadıkları biri tarafından hesapları ödenen insanlar hayır duası ederek giderlerdi.
Meğer işin aslı nasılmış biliyor muydunuz?
Hayır yapmayı seven Soykan, Mamılo hocaya para verir, Mamılo hoca da bu parayı fakir fukaraya aktarırmış.
Takdir etmemek mümkün mü?
Soykan’ın büyüklüğü, takımın tüm maddi sorunlarıyla boğuşurken, altyapı ve tesisleşmeye önem vermesiydi. 1982 yılında, önümüzdeki otuz küsür yıl Malatyaspor’a hizmet verecek ve döneminin en önemli tesislerinden olan Malatyaspor tesislerinin temelini atmış ve inşaatını bitirmişti. Altyapı Soykan döneminde altın yıllarını yaşamış, o dönem altyapıdan yetişen futbolcular dışarıya açılarak, daha sonra hiçbir dönemde görülmeyen başarılara imza atmışlardır.
1970’li yıllarda Anadolu takımlarından yalnızca Bursa ve Kayseri dışında hiçbirinin tesisinin olmadığını ve en önemlisi bu tesis yapılırken kimseden beş kuruş yardım alınmadığını söylersem Soykan’ın büyüklüğü bir kez daha ortaya çıkar diye düşünüyorum.
Devamı haftaya...