NESİ KÖTÜ ADAY ADAYLARINI OYLATMANIN?

Abone Ol

AK Parti’nin sivil toplum kuruluşlarına aday adaylarını oylatması, “AKP, kurumları seçimlere alet ediyor” şeklinde yorumlandı.

Herkes farklı düşünebilir, olaya bu taraftan bakanlara da saygı duymak lazım.

Yalnız, bence bu ilk kez yapılan uygulamaya bu kadar ağır eleştiri getirmek çok da sağlıklı bir yaklaşım olmadı.

Bir kere adamlar sivil toplum kuruluşu temsilcileri ya da yöneticilerini kulaklarından tutarak sandık başına getirmediler. “Bizim böyle bir uygulamamız var, buyurun Malatya’da adı olan bir sivil toplum kuruluşu yöneticisi olarak siz de gelin düşüncelerinizi bizimle paylaşın” yönünde, gayet medeni bir üslupla bu kuruluşların yöneticileri davet edilmiş.

Nesi yanlış bunun?

Biz değil miydik “Bize sormadan kafalarına göre yapıyorlar her şeyi” feryadı atan… Biz değil miydik “Bize de söz hakkı verin” diyen?

E peki şimdi ne değişti!

Efendiler sandık başına gitmek sizin söylediğiniz kadar kötü bir şey değil… Sandık demokrasidir, özgürlüktür ve en önemlisi haktır!

Keşke bu uygulama her partide yapılsa… Sivil toplum kuruluşları davet edilip, “Gelin kardeşim, siz kimi istiyorsunuz” denilerek, sandık koyulsa insanların önüne diğer partilerde de.

ETME!

Başkalarının elini eteğini öperek, onların düşüncelerini onaylayarak hayatını kazanan omurgasızlara bir çift lafım var…

E be güzel kardeşim, nereye kadar böyle onursuz yaşayacaksın… Nereye kadar hak etmemene rağmen yalakalık yaparak, el öperek hasbelkader geldiğin o yerlerde kalabileceksin?

Tamam anladık senin için değer yargıları çok farklı anlamlar ifade ediyor. Hayatını bu iş üzerine bina etmişsin, bunu da anladık. Lakin bir de ahiret hayatı var! Tabi ahiret hayatını düşünmek için Allah’a inanmak lazım en başta. Sana şah damarın kadar yakın olan ölüm yarın bedenine girdiğinde ve gözünü Mahkeme-i Kübra’da açtığında nasıl savunacaksın kendini?

Gel kardeşim yapma… Gel kardeşim etme!

Dünya nimeti tatlıdır, kanma… Nefis aldatıcıdır, yanma!

LAFTA KALMASIN DOSTLUKLAR

Biz ancak terk-i diyar eylediğimizde birbirimizin kıymetini anlarız… O zaman arka çıkarız hemşerilik ruhuyla.

Malatya sınırları içinde isek, katiyen birbirimizin gözünü oymak mecburiyetimiz var.

Olabilir, sonuçta beşeriz, şaşabiliriz… Herkes hata yapabilir. Lakin biz hatayı hata olarak bırakmayıp, bir de üzerini sıvıyoruz çoğu zaman.

Kalp mi kırdık? Kırılsın anasını satayım… Yanlış mı yaptık? Yanlışsa da benim yanlışım!

Nereden geldi aklıma bilmiyorum ama sohbetiyle, varlığıyla kendime yakın gördüğüm çevremdeki kişilere ne kadar dost olabiliyorum diye düşündüm kendi kendime.

Valla onu bunu bilmem… Biz ancak ölenin arkasından yazı yazar, eğer ortam müsait ise iki çift de güzel söz söyleriz. Bugüne kadar dirinin arkasından yazana, iyi konuşana çok şahit olmadım ben açıkçası.

Bu vesileyle diyorum ki: Gelin arada bir de olsa birbirimize küçük sürprizler yapıp, sıcak bir çay teklifiyle muhabbetimizi pekiştirelim bundan böyle. Sadece lafta kalmasın dostluklar, yakınlıklar.

mehmetturel_44@hotmail.com