NERESİNDEN BAŞLASAK (2)?
Geçen haftaki yazımda ülke olarak eğitimimizdeki aksaklıkları anlatmaya başlamıştım. Belki de üzerinde aylarca durulması ve ciltler dolusu kitaplar yazılması gereken en önemli konumuzdur eğitim. Biz, bu köşede naçizane,ilk olarak akla gelen belli başlı yanlışları ele almaya ve çözüm üretmeye çalışıyoruz. İşte eğitimimizde ele alınması gereken en önemli başlıklar:
- Bilinçsiz aile eğitimi
- Çok farklı kabiliyetteki çocuklarımızın ve gençlerimizin tek bir kategoride eğitilmesi
- Küçük yaşta, profesyonel ve bilimsel yöntemlerle yetenek belirlenmesinin yapılmaması
- Eğitim süreçlerinin çok uzun, yorucu ve gereksiz olması
- Akademik başarının ön planda tutulup kişisel başarıların göz ardı edilmesi ve kabiliyete yönelik başarıların teşvik edilmemesi
- Okul öncesi eğitimde hedeflenen kazanımların yetersiz kalması
- İlkokul, ortaokul ve lise ders müfredatlarının kültüre, mesleğe, bilime ve teknolojiye uygun biçimde güncellenememesi
- Mesleki eğitim teşvik ve özendirme çalışmalarının az olması ve ara eleman istihdam alanlarının kısıtlı olması
- Sadece istatistiksel olarak üniversite mezun sayısının arttırılması adına, ihtiyaçtan fazla üniversite, fakülte ve bölüm açılması
- İdareci atamalarında liyakat ve ehliyet ölçütlerinin yerine siyasi referans ölçütünün baz alınması
- Öğretmenlerin mesleki gelişimlerine yönelik yaptırımların ve ödüllendirme sisteminin olmaması
- Özellikle ilk ve orta öğretimde öğrenciyi aktif hale getirecek; onu araştırmaya, sorgulayıp uygulamaya zorunlu kılacak eğitim metotlarının uygulanmaması. Daha çok ezber ve taklide dayalı sistemlerin tercih edilmesi
- Teknolojinin, amacına uygun kullandırılmaması
Bilinçsiz ailelerde büyüyen çocukların okul hayatlarında da asi, düzensiz, plansız, saygısız oldukları gözlenmektedir. Bu çocuklar; sadece kendilerine zarar vermekle kalmıyor, çevresindeki çocukları da olumsuz etkiliyor. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı ve Aile Bakanlığı; akademisyenlerin, sosyologların, psikologların ve pedagogların katılımlarıyla ülke çapında etkili bir aile eğitimi projesi hazırlayıp uygulamaya geçirmelidir. Aksi takdirde öğretmenlerimizin çabaları, onları eğitmeye yetmeyecektir.
Şimdi gözünüzde bir sınıf canlandırın. O sınıfta; geleceğin en iyi kuaförü, en iyi mobilyacısı, en iyi fırıncısı, su tesisatı ustası olmaya aday gençler ders görüyor. Doğru bir yetenek tespiti ve doğru bir eğitimle siz bunları o aday oldukları mesleklere ulaştırıp hem mutlu edeceksiniz hem geçimlerini sağlayacak işleri elde etmelerini sağlayacaksınız. Lakin eğitim sisteminiz gereği siz o sınıfa girip bütün bu potansiyel yetenekleri hiçe sayarak hepsine doktor, avukat, mühendis… olacak eğitimi vermeye çalışıp bu şekilde motive ediyorsunuz. Oldu mu Allah aşkına?.. Bu yaptığınız; balığa uçmayı, kuşa yüzmeyi telkin etmekten farklı mıdır sizce? İşte, bugünkü eğitim sistemimiz, tam olarak budur. Yıllarca, uçma yeteneği olan gençlerimizi yüzdürmeye, yüzme yeteneği olan gençlerimiz de uçurmaya çalışarak milyonlarca gencimizi perişan etmedik mi? Ya anne baba zorlamasıyla ya da eğitim sistemimizdeki yanlışlıklarla yanlış yönlendirdiğimiz gençler, yaşları otuzu çok geçtiği halde işsizlik yüzünden hâlâ bir yuva kuramamışlar ve hâlâ-yaşıyorsa-baba parasına muhtaç durumda sürünüyorlar.
Bu konuda sırasıyla şunlar yapılmalıdır kanaatimce:
- Okul öncesi eğitim; toplumumuzun kültürüne, gelenek ve göreneklerine, mevcut sosyal hayatına ve çocukların becerilerine göre yeniden şekillendirilip güçlendirilmeli
- İlkokulda verilen temel eğitime, kültür eğitimi de eklenip devam edilmeli
- Ortaokul döneminde çocuklarımızın yetenekleri bilimsel olarak tespit edilmeli
- Tespit edilen bu yetenekler doğrultusunda, onlara o doğrultuda eğitim verecek lise türleri ve alanları açılıp oralara yönlendirilmeli ve özellikle mesleki eğitime yönelik olan bu liseler, Anadolu liseleri kapsamından çıkarılmalı
- Çocuk, kendi kabiliyetine uygun lisede öğrenim görürken o meslek erbaplarının yanında en az iki yıl uygulamalı staja gönderilip beceri eğitimine tabi tutulmalı
- Bu gençlerden üniversite eğitimine devam etmek isteyenler, lisede eğitimini aldıkları alanlardan sınava tabi tutulup üniversitelere gönderilmeli; hemen meslek hayatına atılmak isteyenler ise devlet kontrolünde uygun iş yerlerine yerleştirilmelidir.
- Ülkemiz gerçekleri, ihtiyaç alanları, istihdam oranları doğrultusunda üniversite, fakülte ve yüksek okul sayıları yeniden düzenlenmeli ve mezunlara siyasi referans sorulmadan iş alanları açılmalıdır.
Eğitim adına bu reformlar, elzem ve acildir.
İdareci, öğretmen ve sistem sorunlarına bir sonraki yazıda devam etmek üzere, huzurla kalın…