Neden ve sonuç

Abone Ol

Toplumumuzda özelliklede seksenli yıllardan itibaren sürekli olarak artış gösteren ciddi bir tehlikeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu büyük tehlike: mal, mülk ve para edinme hırsının artması, gösterişe ve lüks yaşama olan ilginin tavan yapması, dünyevileşme ve bireyselleşmedir.

Bunun sonucunda aile bilinci zayıflamakta ve çocuklar tek başına büyümektedir. Bundan kastımız ailenin vermesi gereken temel dini bilgileri, değerleri, gelenekleri, saygı, sevgi ve terbiyeyi ücret karşılığı başka yerlerden satın alınmaya çalışılmasıdır.

Bireyselleşen anne ve baba bu yükümlülüğü bir yük olarak görmekte ve bunu satın almaya yönelmektedir. İşte burada dini görünümlü sapkın cemaatler devreye girmekte ve çocuklar bunlara ücret karşılığı emanet edilmektedir. Ebeveynlerin ilgisizliği bundan sonra artarak devam ettiği ve kontrol iyice zayıfladığı için.

Ha bu arada ‘mış gibi’ görünmeyi ilgiden saymıyoruz. İşte Batı’nın onlarca yıldan beri yapmaya çalıştığı da bu. İnsanımızı bireyselleştirmek aile bağlarını zayıflatmak kapitalist sisteme adapte olmuş seküler, kapitalist, acımasız zevk safahat düşkünü bir Müslüman tipolojisi oluşturmaktır.

Zaman ilerledikçe çocuk aileden yavaş yavaş koparılmaktadır. Bunu yaparken son derece sinsi şekilde misyonerlik yöntemleri kullanılmaktadır. Son derece ilgili, sevecen, şefkatli olunmakta, sonuç olarak ilgiye alışık olmayan çocukta bu ilgi karşısında gevşemekte ve onlara yönelmektedir.

Sonra bir idol belirlenmekte ve parlatılmaktadır. O idolün tam benimsenmesi için gerekli tüm çalışmalar yapılmaktadır. Devam eden bu eğitim süresi boyunca iradesi ve inisiyatifi elinden alınmış hocasına abisine imamına cemaatine tam itikatla bağlanmış, düşünemeyen, sorgulamayan, analiz ve sentez yeteneğinden yoksun, aile bilinci yok olmuş, vatan ve millet kavramları anlamsızlaşmış, Allah’ın verdiği cüz’i iradeyi kullanamayan sorgusuz-sualsiz bir mankurta dönüştürülür.

Böylesi insanların 15 Temmuz’da nasıl bir hainlik içerisinde olduklarını, ülkesi ve milletinin tüm kutsal değerlerine nasıl saldırdıklarını vatan evlatlarının üzerine göreni dehşete düşüren bir acımasızlıkla nasıl kurşun yağdırdıklarını, ülkesinin düşmanlarıyla nasıl bir işbirliği içerisine girdiklerini, başkalarının elinde nasıl bir piyona dönüştüklerini ve vatanına nasıl ihanet ettiklerini hep birlikte gördük.

Değerli anne ve babalar; “evladımız bu hale nasıl geldi” dememek için önce kendimizi çek etmemiz gerekir. Çocukların maddi ihtiyaçlarına değil duygusal ve manevi ihtiyaçlarına yoğunlaşmamız gerekir. Önceliğimizin her şeyden önce çocuklarımız olduğunun farkında olmamız gerekir.

Sonuç olarak yeniden aile bilincini oluşturarak böylesi sorunların üzerinden gelebilir; ülkesinin ve milletinin değerlerini özümsemiş sağlam nesiller yetiştirebiliriz.