Neden doğru olamıyor, doğruyu söyleyemiyoruz!

Abone Ol

Hz. Ali döneminde falan peygambere daha çok benziyor, filan şu şekilde benziyor gibi fiziki benzetmeleri insanlar övgü kaynağı olarak görünce Hz. Ali. dönüp şöyle dedi:

Peygambere en çok benzeyeniniz; hakkı, doğruyu, adaleti en çok söyleyeninizdir, işini en güzel yapmak için sabırlı olanınızdır.

Maalesef üzülerek belirtmek isterim ki artık hakkı ve adaleti dillendirenler azın azı olmuşlar.

Hakkı ve doğruyu söylemek insanların işine gelmiyor, hatta daha da korkunç olanı; hakkı ve adaleti dile getirenler’ fitneci, sırası mıydı, aşırıcı’ gibi yaftalarla toplumun gözünden düşürülüyor.

Ülkemizdeki çoğu siyasi, sivil, kuruluşlar bu işin başını çekmektedir.

Yakın çevresinden istedikleri tutum: Padişahım çok yaşa.

Doğrunun ve adaletin olmazsa olmaz yerlerinden bir topluma önderlik, liderlik yapan, yol gösteren siyasilerdir, devlet yöneticileridir.

Toplumun önderleri toplumlarına yalan söylemez, aldatmaz, gelecek ya da herhangi bir siyasi kaygıdan dolayı toplumunu kandırmaz.

Doğruyu söyler, hakkı ve adaleti ayakta tutar, gerekirse hakkın ve adaletli olmanın bedelini yalnız ve tek kalmakla dahi olsa ödemeye hazır olur.

Tarih boyunca hakkı ve adaleti söyleyenler toplumun gönlünde hep taht kurmuşlardır.

Peygamberimiz: Allah’ın özel ikram ettiği misafirlerden biri de adaleti ayakta tutan yöneticidir’ diyor. Buhari, Müslüm.

Yine peygamberimiz: En büyük cihad zalim yöneticiye karşı hakkı söylemektir’ diyor. Ebu Davud, Tirmizi.

Şekli ve şemaliyle peygamberimize benzemeye çalışan kardeşlerim!

Gelin hakkı, doğruyu söylemekle de ona benzemeye çalışalım!

Hata yapan kimden olursa olsun karşı duralım, gür avazımızla haykıralım hata yaptığını kendisinden beri olduğumuzu.

Doğruyu ve hakkı dile getirdiği için tasfiye edilen insanların yanında duralım, onları savunalım!

Hakikat hepimize lazım, inanın doğruyu ve hakkı söylemeyi daha çok ertelersek toplum olarak, korkak, pısırık bir hal alırız.

İfade özgürlüğü en temel insani hakkımızdır, bir insan bazı şeyleri doğru yaptı diye koca koca yanlışlarını alkışlayamayız.

-Peygamberimize kulak verelim: Kardeşin mazlum da olsa zalim de olsa ona yardım et!

-Sahabe: Ey Allah’ın Resulü, mazlum olduğu zaman ona yardım etmeyi anladık peki zalim olduğunda ona nasıl yardım edebiliriz ki ?

– Peygamberimiz: onun zulmünü engellemeniz, ona karşı çıkmanız ona yardımınızdır’ dedi. Buhari, Tirmizi.

Adaletli olmayan, doğruyu söylemeyen bir toplum kokuşur, çürür.

İbni Haldun: Adalet duygusu en ilkel toplumlarda dahi din duygusundan önce gelir, diyor.

İslami bir iddiası olan kardeşlerim, adaletli olmak, doğruyu söylemek, mazlumu savunmak en çok bizlere yakışır.

Bu ülkede hiç kimse siyasi, ailevi, coğrafi bir yakınlığından dolayı bir yere getirilmemeli, ya da aynı sakiler bahane edilerek bir yerden alınmamalı.

Bizim adamımız değil; hakkın, doğrunun, adaletin adamı olmalı.

Hz. Ömer, devlet işleyişiyle ilgili bir karar almaya başladığında öncelikle aile efradını toplar ve onlara şöyle derdi, bakınız şu hususta bir karar aldım, bilginiz olsun, bunu ilk ihlal eden sizler olmayın, insanlar gelip bana: Ey Ömer senin aile efradın aldığın şu karara uymuyor derlerse sizlere iki kat ceza veririm, derdi.

Hz. Ömer’in meşhur bir vecizesiyle yazımı noktalayalım: İnsanların namazlarına, oruçlarına bakarak onları değerlendirmeyin, ellerine mal ve makam fırsatı geçtiğinde onlara bir bakın, o zaman onları değerlendirin.

İşte bundan dolayı Ömer adaletin timsali oldu.

İnşaallah müslüman yöneticiler Ömer’in adaletini unutmamışlardır.

Rabbim bizleri doğruluktan, adaletten ayırmasın.