Hani kimsenin size bir hayrı yok ya!
Hiç düşündük mü sizin kimseye bir hayrınız dokundu mu diye?
Herkes kötü kalpli herkes yanlış yolda herkes nankör…
Bir siz iyisiniz doğru yoldasınız vefalısınız…
Güldürmeyin insanı Allah aşkına!
Her zaman söylediğim bir söz vardır. “Yaptığınız muhabbeti üçüncü bir kişinin dinlediğini varsayın ve o üçüncü kişinin yerine kendinizi koyun” diye.
Kendinize açıklayamayacağınız şeyi başkasına açıklamaya çalışmayın.
İnsanlar sizin düşündüğünüz gibi kötü, vefasız ya da nankör olabilir ancak aptal değildir.
Üçüncü kişinin yerine kendinizi koyduğunuzda bunun ispatını yapabilecek argümanları avucunuzun içinde hissedeceksiniz.
Örneğin yolsuzluk yapmaya müsait bir iş yerinde çalışıyor olabilirsiniz.
Bu iş yerinde çalışma arkadaşlarınız olabilir.
Sorun bakalım kendinize ben bu iş yerinde neden yolsuzluk yapmıyorum diye.
Arkadaşlarınızdan utandığınız ya da korktuğunuz için mi yoksa sizi yolsuzluk yapmaktan alıkoyan bir inanç sistemine bağlılığınızdan mı?
Üçüncü kişinin yerine koyduğunuzda kendinizi tüm bu soruların cevabını bulacaksınız. Emin olun!
Hayrı başkasından beklemeyin.
Çünkü hayır sizin dünyevi tatmin olacağınız heva ve heveslerinizle alakalı yaptığınız tanımlamalardan ibaret.
Sizin hayır dediğiniz şey aslında kısa vadede hep sizi mutlu ediyor. Kısa vadede diyorum çünkü uzun vadede işin çokta hayırlı olmadığına hepiniz şahitlik ediyorsunuz.
Ama yine de kısa vadeli mutluluk peşinde koşmaktan kendinizi alıkoyamıyorsunuz.
Bir içki sofrasında ya da çay içerken arkadaşlarınıza anlattığınız şeyleri düşünün.
Komutan bana şöyle dedi bende ona böyle dedim susturdum. (Ne Büyüksün!)
Ustam bana böyle yaptı bende ona böyle yaptım sustu kaldı. (Ne Büyüksün!)
Müdürüm bana şöyle çıkıştı bende kapıyı vurdum çıktım. (Ne Büyüksün!)
Hocam bana şunu sordu bende dalga geçtim böyle cevapladım. (Ne Büyüksün!)
Pek ala ben size soruyorum:
Hayatınızda neyi sadece sizi düşünen insanları üzmeme adına sineye çekip sustunuz?
Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın…