Mutluluğun Resmi

Abone Ol

“Bana mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” dizesi ile de bilinen bir Nazım Hikmet şiiri var. Nazım’ın ölümüne yakın yazdığı ve içerisindeki imgelerle, ustalıkla yazılmış bir şiir Saman Sarısı.
Nazım Hikmet’in eşi Vera Tulyakova’ya yazdığı şiirlerden bir tanesi. Uzun bir şiir ve okuyanı kapsamlı bir yolculuğa çıkarıyor. “İki şey var ancak ölümle unutulur; anamızın yüzüyle şehrimizin yüzü” diyerek memleket hasreti içerisinde yazılmış bir anlatı.
Birçok şair ve yazara da gönderme var aslında. Nazım’ın anılarına da yolculuk yaptığı bir eseri. Hızlıca ilerleyen mısralar, hızlıca ilerleyen bir film şeridi gibi akıyor. Mekanlar, olaylar, insanlar, hayat… Bazen Sait Faik ile sohbet ediyor Nazım, bazen de Abidin Dino’yla konuşuyor. Trenden bahsediyor Nazım, bu yolculukta kendisiyle beraber ilerleyecek bir ekspres. Nazım’ın ölümüne yakın yazdığı bir şiir demiştik ve sonunda da 19 yaşına rastlıyor ünlü şair.
Bir kısmında ise Nazım Hikmet’in ressam Abidin Dino’ya bir seslenişi var:
“Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin/işin kolayına kaçmadan ama/gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil/ne de ak örtüde elmaların/ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini/Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?”
Bunun üstüne ressam Abidin Dino bir şiir yazıyor. Renklerle, boyalarla haşır neşir olan ressam bu defa kelimeleri alıyor tuvaline ve bir cevap şiiri yazıyor; Mutluluğun Resmi.
“Kokusu buram buram tüten
Limanda simit satan çocuklar
Martıların telaşı bambaşka
İşçiler gözler yolunu.
İnebilseydin o vapurdan
Ayağında Varna’nın tozu
Yüreğinde ince bir sızı.
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan
Hasretle kucaklayabilseydim.
Seninle, bir daha.
Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
Bağrımıza bassaydık seni Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Başında delikanlı şapkan,
Kolların sıvalı, kavgaya hazır
Bahriyeli adımlarla düşüp yola
Gidebilseydik meserret kahvesine,
İlk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık
O günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler…
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız,
Anılarda kalan.
Ve dolaşsaydık Türkiye’yi
Bir baştan bir başa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.

İşte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tual yeterdi;
Ne boya…
Abidin Dino/Mutluluğun Resmi”