MURAT TAKSİ

Abone Ol

Paytonların pabucunu dama atan,

Malatya'da payton devrini bitiren, paytoncuların ahını alan Hacı Muratlar.

Eveet, Murat 124’lerden bahsediyorum.

Sırf paytonların mı, 56 model şevrole, 52 model pleymut ve daha birçok büyük araçları tarihin tozlu yapraklarına gönderen Murat 124’ler.

Babam Adnan Kantarcı'nın, Amerika'daki yellow taksiden esinlenerek hizmete açtığı Murat Taksi, hepsi sarı renkte olan on dört araçlık bir filodan oluşmaktaydı.

O dönem ticari taksilerde sarı renk zorunluluğu yoktu, sadece sarı siyah dama zorunluydu.

Postane bitişiğindeki Onuklu Garajı’nda faaliyete başlayan Murat Taksi, nereye gidersen git beş lira sloganıyla hizmete başlamıştı.

Kızların sıfır beden olmak için ölüm orucu diyetlerine başlamadıkları, etin yalnız kasaplarda satıldığı, eczanelerin yalnız ilaç sattığı! insanların terlik almak için terlikçiye gittiği günlerdi o günler.

Japon, Güney Kore, Çin arabalarının henüz ülkemize gelmediği günler.

Çamaşırların köpüçlerle dövüldüğü, çamaşırlarda oluşan sarılığı gidermek içinşimdiki yeni yetmelerin bilmediği çivit denen bir tozun kullanıldığı günler.

Piyasaya ilk çıkan çamaşır deterjanı Tursilin olduğu ve bundan sonra çıkan tüm deterjanlara Tursil dendiği günler.

Anadol marka yerli aracın da piyasaya çıktığı! fakat kaportasında kullanılan fiber malzemenin inekler tarafından yendiği öğrenilince!

- "Yav zornan bi araba aldığh, onu da ineklere yem mi edek" deyip, Hacı Murat'a yönelindiği günlerdi o günler...

Nereye gidersen git 5 lira sloganı, çok tutmuştu. İlk yıllar, yere inen uçak zarardadır, misalinde olduğu gibi, durakta bekleyen araç göremezdiniz. İnsanlar belediye otobüsü bekler gibi taksi beklerlerdi. Sıra yüzünden insanların birbirleriyle kavgalarına çok şahit olmuşumdur.

Paytonu tercih eden sünnet çocukları bile artık Murat Taksiyi tercih eder olmuştu. Yoğunluğu anlatmak için size somut bir örnek vereyim; Gündüzcü şöför, sabah sekizde işe başlayıp akşam sekizde depoyu doldurup, gece çalışacak şöföre teslim ediyordu. Ve ortalama her şöför kırk sefer yapıyordu.

Bugünkü taksilerin kaç sefer yapabildiğini siz düşünün.

Tabii bu günler çok fazla uzun sürmedi, biz nasıl ki paytonların işini sekteye uğrattıysak, bir süre sonra açılan Cici Taksi, Pınar Taksi, Arı Taksi vb, de bizim işimizi sekteye uğrattı.

Artık kuyruklar kalmamış, araçlar park yerinde, şoförler duraklarda pineklemeye başlamışlardı.

HACI Murat'ların çok güzel özellikleri olmasına rağmen, bazı kötü yönleri de vardı;

Yıllardır asfaltta, yaylana yaylana bir gelin gibi süzülen "şavrole" gibi yaylanmıyordu!

Ayrıca yıllardır, "şavrole" lerde üçgen oturmaya alışkın eski şöförlerimiz, bu kibrit kutusu gibi araçta bir türlü bu yanpeş oturmayı becerememişlerdir.

Bu da onların iyi şöför olmanın üçgen oturmaktan geçtiği imajlarına leke sürdüğü için bu şöförler,

"Artık bu meslek bitti, daha yapılmaz" diyerek mesleklerini bırakmışlardır!!!

Yıllardır "şevroleler" de arka sağa oturup, Fahri Özyıldırım'ın " ev süpürür toz eder" türküsünü dinleyerek, yirmi kilometre hızla, yaylana yaylana kanal boyunda "Gonfor" yapan bıçkın delikanlılar da,

"Bu tağhta gibi arabaynan gonfor, monfor yapılmaz",

diyerek, delikanlılığın en önemli raconlarından biri olan "gonfor" yapmayı tarihin tozlu sayfalarına kaldırmışlardır!!!

Yani Hacı Murat, bizim iki önemli! geleneğimizi ortadan kaldırmıştır!!!

"Gonfor" yapan birine hiç rastlıyor musunuz?... veya

"Üçgen" oturana?

Selam olsun Malatya'mın güzel insanlarına...