Molozların Altında Kalan Kültür

Abone Ol

Her şehrin bir ruhu olduğu gibi, sizler duymasanız da, bir sesi vardır…

Sokaklarında yankılanan çocuk kahkahalarında, kerpiç duvarlarına sinmiş geçmişin kokusunda, tezgâhlarında sabahın ilk ışıklarıyla tüten mis gibi ekmek kokusunda…. Malatya, işte tam da böyle bir şehirdi.

Tarihin derinliklerinden günümüze taşıdığı kültürüyle, insanıyla, türküsüyle yaşayan bir bellekti.

Ancak 6 Şubat’ta yaşanan büyük depremin ardından Malatya, sadece binalarını değil; hafızasını, kimliğini, belleğini, yılların biriktirdiği anılarını da yitirdi.

Çarşı sustu, pazarlar dağıldı.

 Eskinin o tanıdık sokakları, çocukluğumuzun geçtiği mahalleler,

Cumbalı evler, taş sokaklar, o eski mahalle dokusu…

Hepsi ya yerle bir oldu ya da onulmaz yaralar aldı.

Yıkılan her duvarla birlikte bir anı da toprağa gömüldü.

Camiler, hanlar, kiliseler...

Asırlardır aynı gökyüzüne bakan bu yapılar, bir gecede sessizliğe büründü.

Ama belki de en çok Malatya insanının içindeki o umut, o direnç sarsıldı.

Çünkü o yapılar sadece taş ve topraktan ibaret değildi; dedelerimizin hatırası, annelerimizin emeği, komşulukların sıcaklığıydı.

Çünkü Malatya sadece bir şehir değildi bizim için…

Kadim kültürün adeta kalbiydi. Şimdi o belleğin sesi, enkazın tozuyla boğulmuş gibi.

Ama bir şehir sadece taşla örülmez. İnsanlarıyla yaşar, onların yüreğiyle yeniden ayağa kalkar.

Malatyalı’nın bakışında o direnişi görmek istiyorum …

Yıkıntıların arasında çiçek diken kadınları, çocuklarına masal anlatmaya devam eden dedeleri, çöken evinin önünde bir tabureye oturup çay içen insanları…

Bunlar, bir kültürün kolay kolay kaybolmayacağının sessiz ama güçlü göstergeleri.

Malatya yeniden doğacak. Ama bu doğuş sadece yeni binalarla olmayacak. O eski türküler yeniden yankılanacak sokaklarında. Çocuklar yine kayısı bahçelerinde koşacak. Yerel esnaflar yeniden o kadim reçetelerle yemek pişirecek. Çünkü bir halk, eğer geçmişine sahip çıkarsa, hiçbir yıkım onu tarihsiz kılamaz.

Bugün Malatya belki sessiz, belki yaralı. Ama içinde taşıdığı kadim kültürüyle yarınlarına yeniden umutla bakmayı öğreniyor.

Ve biz, her adımda onun yanında olmalı, sadece fiziksel yaralarını değil, kültürel hafızasını da iyileştirmeliyiz. Çünkü Malatya sadece bir şehir değil; bir milletin hafızasıdır.

YEREL YÖNETİMLERE BİR ÇAĞRI

    Malatya'nın geleceği yeniden inşa edilirken yalnızca yolları, binaları, parkları, altyapıyı  dizayn etmek yetmez. Bu şehrin ruhunu ayakta tutan; Soyut ve somut kültürü, gastronomisi gelenekleri, tarihi yapıları ve toplumsal hafızasıdır.

Kültür, altı harften oluşan bir sözcük değil; bizatihi halkın kimliğidir.

Bu nedenle yerel yönetimlerden beklentimiz büyük:
Yıkılanla birlikte yok olma riski taşıyan kültürel mirasımıza sahip çıkılması, geleneksel el sanatlarımızın yaşatılması, tarihi dokunun korunması, çocuklarımıza bu toprakların hikâyesini anlatacak mekanların kurulması elzemdir.

Yeni Malatya'yı kurarken, eski Malatya'yı unutmamak zorundayız. Çünkü geçmişini unutan bir şehir, geleceğini de kaybeder.