MEVSİMLERİN DİLİ.

Mevsimlerin kendilerine has, bizlere anlatmak istedikleri ya da bizim farkına varmamız gereken dilleri vardır.

Abone Ol

Mevsimlerin kendilerine has, bizlere anlatmak istedikleri ya da bizim farkına varmamız gereken dilleri vardır.

Her mevsim farklı duygular yaşar/ yaşatır, her mevsimde farklı hallerin içine gireriz.

Rabbimiz ‘ Biz herşeyi bir ölçüye/dengeye göre yarattık’ . Kamer 49 . Diyor.

Şu kainatta amaçsız ya da başı boş yaratılan hiçbir şey yoktur. Daha da esrarengiz yönü bütün bir kâinat sana, insana hizmet etmek için, insanı ‘eşrefi mahlukat’ seviyesine çıkartmak için hassas ve zarif bir şekilde dizayn edilmiştir, her şey senin içindir ey insan.

Peki sen kimin içinsin ?

Kâinatta ki her varlık kendi diliyle bizlere çok ince mesajlar veriyor.

Dağlar, taşlar, ovalar, denizler, bütün canlılar, mevsimler.

Herbiri adeta sana bir hatırlatıcı, seni sana, kendine gelmeyi hatırlatmak için tasarlanmış.

Çünkü sen çok kıymetlisin, şu kâinatın öznesisin, bütün varlıklar arasında seni muhatap almış rabbın, sana ikramda bulunmuş.

Bütün bu ikramların zirvesini, finalini de Cennetin’de

sana vermek istiyor.

İşte herşey onun için özenle hazırlanmış ve tasarlanmış.

Seni büyük bir güne hazırlamak için.

Sevgiliyle buluşmaya rabbine kavuşmaya hazırlamak için ?

Sen Allah’ın vip misafirisin bu dünyada.

Şöyle bir bak sonbahara, neler anlatıyor/anlat mıyor ki bizlere ?

Sonbahar gibi ol.

Daha güzel yapraklar açmak için sonbaharda sararan yapraklarını düşüren ağaç gibi ol.

Hep kendini yenile, doğan her gün yeni bir fırsattır.

Yolculuğunu zorlaştıran engellerden kurtul, gelişimine ayak bağı olacak olumsuzluklardan sıyrıl.

Olumsuz düşünceleri, dar bakış açısını, sana sıkıntı verecek arakadaşlıkları, ya da gönlünü kirletecek, verimini düşürecek, vaktini heder edecek herşeyden uzaklaş.

Dönmemek üzere bütün bu olumsuzluklardan uzaklaş.

Haram kazançtan, haram tenden, haram lokmadan, haram yerden, haram sözden, haram bakıştan uzaklaş.

Haramdan uzaklaştıkça rabbine yaklaşacaksın, helalden tad almaya başalayacaksın ve helalin sana yettiğini, huzur verdiğini göreceksin.

Rabbimiz insan hayatını ‘ilk baharda yeşeren, sonbaharda solan, sararan ve rüzgarda kül gibi savrulan kurumuş otlara benzetiyor’.

Ne kadar gençte olsan bu gençliğin mutlaka bir gün bitecek, gençliğini değerlendir.

Ne kadar varlıklı da olsan bir gün bütün bu malını bırakacaksın, şimdiden infak et, cömert ol, cimriler Allah’a komşu olamaz.

Allah cömerttir cömertleri sever” diyor Peygamberimiz.

Hayattayken, fırsat elindeyken kendi elinle infak, kendin için bir şeyler yap.

Çocuklarının rızık endişesini taşıma, her kuşak bir sonrakilerin derdiyle ömrünü tüketir. Sonrakiler de sonrakilerin derdiyle, en son kim kalacak ya da bayrak kime kalacak merak ediyorum !

Kimseye muhtaç olmasınlar diye hep endişeleniyoruz, belki de bu uğurda öz hayatımızı heder ediyoruz, ibadetlerimizi aksatıyoruz.

Biz sanıyoruz ki bir şey bıraktıysak biz bıraktık yoksa sokaklarda dilenecekler, Rabbimiz de diyor ki “Şeytan sizi fakirlikle korkutuyor” Bakara 268.

Aslında bizim de hiçbir şeyimiz yoktu, Allah bize verdi, çocuklarımıza da verecek.

Çocukların dünyalıklarını düşünme, ahiretini düşün, onun için planlar yap.

Kendi hayatının kutup yıldızı sen ol, baş rolde sen varsın, kendini Cennete hazırla.

Kendini yenile, kendine gel güzel bir tevbeyle Rabbine dön.

İnsan kendine yenilmezse hiç kimse onu yenemez.

Yaşam; Allah’ın dilediğine dilediği şekilde ona verdiği imkanlarla bir sınama ortamıdır.

Fırsatı kaçırma !