Memnun yalnızlar

Abone Ol

Eski Ramazanlar ile ilgili çok anı dinlemişimdir. “Eski” başlığı altında yapılan yorumların bir bölümü mutlaka “Ramazan” ile ilgilidir.

Şimdilerde bize anlamsız gelen ama gerçekte bizi anlamlı kılan çoğu geleneğimiz yok olma eşiğindedir. Asimile olmuş toplumumuzun büyük sebebi teknolojidir. Teknoloji arttıkça şimdilerde “anı” diye kalan bilinçaltı duygusallığımız yok olma eşiğindedir.

Teknolojiye karşı değilim ama teknolojinin bu şekilde kullanılmasına çok karşıyım. Batı diye adlandırdığımız medeniyetin teknoloji ile temasına iyi bakmak gerekir. Bu temasa iyi baktığımız zaman bizim teknoloji ile tanışmamızın çok erken olduğunu görürüz.

Her anlamda medeniyetin doruğuna çıkmış, birey olmanın anlamını iyi kavrayan ve bedeller ödeyen Batı medeniyetinin internet ile tanışması; daha eğitim sistemini dahi tam anlamıyla çözememiş bizim gibi ülkelerin internet ile tanışması çok farklıdır.

Okumanın her geçen gün azaldığı ve bir kitap dahi okumamış nesillerin yetiştiği bir ülkeye interneti konumlandırırsan, bu şekilde olur. Bazı uzmanlara göre 60 yıl bazısına göre 100 yıl fark olan bir medeniyetle aynı ölçüde teknolojiyi kullanmak bu tür dejenerasyonlara sebep oluyor.

Sosyal olmayı Facebook’ta paylaşım zanneden nesillerin suçu yoktur. Ya da Facebook’ta sürekli Kuran’dan ayetler paylaşan veya Cuma Namazı saatinde “Cumalı mesajlar” atanların da suçu yoktur.

Sanal insanlar yetiştiriyoruz. Gerçeklik yok olmuş durumda… Ve inanın bu sanallığı gerçek zanneden milyonlar var.

Bakın, Ramazan ayı komşuluktur. Komşuna bir tabak yemek vermektir. Ramazan ayı sevdiklerinle beraber geçirilen bir aydır. İftardır, sahurda birilerini kaldırmaktır.

Sosyal zannedilen mecralarda ayetli gönderiler yapmak değildir.

Yaşı 60 ve üstü yakınlarınıza lütfen sorun Ramazan ayı nedir diye…

Ramazan ayı, “Kim tutmuyor?” ayı değildir. Tutanların gerçek paylaşımlarda bulunduğu bir aydır.

Ramazan ayı, bir masa etrafında buluşmaktır ve o masa etrafındakilerin yaşadıklarını dillendirmektir.

Dedem zamanı insanları çok arıyorum aslında.

Yalnızlaşan bir insanoğlu profili var. Ve bu yalnız insanlar kendilerinden çok memnun görüntüsünde.

Ramazan ayı kalabalık olmaktır. Sofraların çokluğundan ziyade sofra başındaki insanların çokluğudur.

1980’li yıllarda bizim köyün hane sayısı 50 civarındaydı. Şimdiki koca koca sitelerde oturan ve kimsenin birbirinden haberi olmayan insanların komşuluklarından söz etmek safça olur. Zengin sofraların fakir kalmış insanları kalabalıklarda yalnızdır aslında.

Ve bu yalnızlıktan çok memnun görüntüsü vardır. Bu memnuniyeti gören yeni nesiller çok daha memnundur.

Gelecek, bu “memnun yalnızlar”ı çok tartışacaktır.