Sevgili Malatyalılar…
Sevgili havasıyla, suyuyla, bozuk trafiğiyle, kafasına göre, bozuk vicdanıyla ticaret yapan esnafıyla, pahalılığıyla, yıkık, tanınmaz olmuş sokakları, bellilikleri silinmiş semtleriyle, bu topraklarda, bu Malatya’da yaşayan yurttaşlarımız…
Kolunuzdaki, telefonunuzdaki saatiniz dursa bile, zaman durmayacak!
Dünya’nın hem kendi, hem Güneşin çevresinde; Ay’ın hem kendi, hem Dünya’yla birlikte Güneş’in çevresinde dönmesi devam edecek.
Gece-gündüzler, mevsimler, aylar yıllar gelip geçme devam edecek.
M.Ö. 220’ler, 1071’ler, 1299’lar, 6 Şubat’lar, 12 Mart’lar, 18 Mart’lar, 23 Nisan’lar, 19 Mayıs’lar, 27 Mayıs’lar, 29 Mayıs’lar, 15 Temmuz’lar, 30 Ağustos’lar, 12 Eylül’ler, 29 Ekim’ler, 10 Kasım’lar devam edecek inşallah.
Kadir Geceleri, Ramazan Bayramları, Kurban Bayramları gelip geçmeye devam edecek.
Bayrak inmeyecek, ezan dinmeyecek, bir olarak, çok iri olarak, tek devlet, tek millet olarak, kardeş olarak yaşamaya devam edeceğiz inşallah.
Şanlı tarihimizden aldığım esinle, evvel Allah Milletimize güvencim ve inancım tam.
Kıymetli hemşerilerim şimdilerde Malatya’da yaşam zor.
Deprem oldu öldük dirildik, katlardan çadıra indik, neredeyse mağaralara, ağaç kovuklarına girecektik!
Yaşam dibe vurdu.
Yaşam deprem sırasında birden durdu.
Görmediğimizi gördük, bilmediğimizi bildik.
Yaşam tekerleği dönecek.
Bugünler geçecek.
Hepimiz görmemişe döneceğiz inşallah.
Şimdi onun izleriyle yüz yüze kaldık.
Depreme vurulmuş diğer vatan köşelerimize göre, Malatya’mızda ölüm az, yıkım çok.
Malımız gitti, canımız sağ çok şükür!
Buna, çok şükür demeyeceğiz de ne diyeceğiz?
Ölenlerimize rahmet olsun.
Allah, çektikleri acıları günahlarına saysın inşallah.
2023 nüfus sayımı sonunda oransal olarak nüfusu en çok azalan il Malatya.
70 bin kadar hemşerimiz başka illere göçmüş, oraları mesken tutmuş, oraları adres etmiş.
Göçte, sayı olarak Hatay’dan sonra ikinciyiz.
Göçenleri kınamıyorum da, kutlamıyorum da.
Kim ne derse desin, Devletimiz, Allah eksikliğini vermesin, elinden geleni yapıyor.
Ben, 7.4 ölçekli, 18 bin vatandaşımızın öldüğü 1999 Marmara Depremi sonrası yazdığım köşe yazısında,
-Milletin kafasındaki Devlet Baba imgesi çöktü demiştim.
O zaman da, DSP’liydim.
Şimdi Devlet bambaşka.
Her kuruş harcama, elbette ki ekonomik koşulların elvermesiyle, düzenli işleyip işlemeyeceğiyle ilgili.
Merkezi idare, deprem ili insanlarının, diğer illerimiz insanlarıyla hiç karşılaştırılamayacak zorluklar içinde olduğu gerçeğiyle, deprem dışı illerimize ayrılan ödeneklerin, yatırımların, harcamalarından kısıntı yaparak, zaruret halindeki deprem illeri insanlarına aktarmalıdır.
Bu ne ölçüde yapılıyor bilmiyorum.
Bu kısıntının, diğer illerimiz insanlarında sıkıntı yaratmayacağı, anlayışla karşılanacağı inancındayım.
Deprem sürecinde yurdum insanımın, dayanışma ruhuyla dopdolu olduğunu dost düşman gördü.
Ayrıca, Türkiye’mizin bir deprem coğrafyası olması hasebiyle -Allah etmesin-,
-Bugün bana, yarın sana!
Yerel Yönetim aktörlerinin her birinin, bir kurtuluş savaşı komutanı tezliği, atikliği ve karar vericiliği içinde olması gerekir.
Milletin hizmet beklediğinin, milletin sonuç beklediğinin, milletin başka iş ve görüntülerle ilgilenmediği, bunlarla zaman geçirilmesini istemediği bilgisinde olmalıdır.
Yine, STK’ların da artık dönüşüp, kendilerini Malatya’ya hizmet çizgisine, Devletin boş bıraktığı alanları doldurmak çizgisine getirmeleri gerekir.
Milletvekillerimiz, Ankara’nın değil, ‘sahipsiz’ sıfatı takılan Malatya’nın gözüne girmenin telaşı, uğraşı içinde olmalıdır.
Bu kaygıyla, Ankara’nın ‘emireri’ değil, Malatya’mızın ‘seferberi’ olmalıdır.
Bu ona, Ankara’nın da kalbini de kazandıracaktır.
Parti yöneticileri de, ha keza aynı duygu ve düşüncede olmalıdır.
CHP Battalgazi İlçe Başkanıyken içi boş hiçbir işle ilgilenmedim.
Bir sorun yerinde basınımıza,
-Nerede vatandaşımızın bir sıkıntısı varsa cankurtaran hızıyla orada olacağız! dedim.
Vatandaşımızın birçok sorununda çözümcü olduk.
Bir gün telefonum çaldı. Arayan,
-Ben Fırıncı Köyü Muhtarıyım. Selahattin Bey, bizim köyümüze niye otobüs çalışmıyor?” dedi.
-Siz beni yanlış aradınız. Ben CHP Battalgazi İlçe Başkanıyım. İsim karışıklığı olmuş. Belediye Başkanı Selahattin Gürkan’ı arayacaksınız dedim.
-Hayır, yanlış aramadım. Sizi aradım” dedi.
İşine koştuk, sorunu kamuoyuna basınımız yoluyla, ilgililere resmi dilekçeyle ilettim.