Bir yıl ara verdikten sonra Malatya yeniden film festivali hazırlığı içerisine girdi. 10’uncu kez yapılacak olan Malatya Uluslararası Film Festivali için kollar sıvandı. Yüzlerce film ve oyuncunun yarışacağı festival sinemaseverlerde merak uyandırmaya başladı.
Ama ben müsaadenizle festival öncesi bazı kişilere Oscar Ödülleri’ni teslim etmek istiyorum.
‘En Sahtekar’, ‘En İyi Oyuncu’ , ‘En İyi İhanet’ ödülleri sahiplerini buldu sonunda. Bazıları için hak çok güzel tecelli etti. Herkes hak ettiği yeri buldu.
Mesela hayatımızın her anında dedikodu yapıyoruz. Yapmıyorum diyen yalan söyler. Hatta bazen keyif bile alıyoruz yani alıyorum. Ama dedikodunun da ölçüsü, edebi ve üslubu olmalı. Karşı tarafa, kişiliğine, ekmeğine, ailesine zarar vermeyecek şekilde yapacaksın dedikodunu. Oynamayacaksın ikili. Bir insanı seviyorsan seviyorsun, sevmiyorsan sevmiyorsun. Tavrını ona göre koyacaksın. Hatır bileceksin, gönül bileceksin, kıymet bileceksin, saygı bileceksin. Bileceksin ki sende karşılığını aynı şekilde alasın. Unutmayalım ki biz hayata ne verirsek hayatta bize onu veriyor.
Sen kendi egonu tatmin etmek için kimsenin hakkına giremezsin. Zaten girdiğin hakkı kul sormazsa Allah sorar. Soruyor. Herkesin bir hesabı varsa Allah’ında bir hesabı olduğunu unutmayacaksın. Kim ne yaparsa kendine yapıyor. Emek hırsızı olmayacaksın mesela. Ne de olsa gerçeklerin er yada geç ortaya çıkma gibi bir huyu var.
Öyle sessiz sakin olmayla, efendi görüntüsünün arkasına saklanmayla, kıskançlığını sahte gülümsemenle bastırarak, ezilmişlik politikasını savunarak, sosyal medyadan ‘namuslu’ mesajları paylaşarak iyi insan, başarılı insan, namuslu insan olmuyorsun.
Babaannem derdi ki,”Suyun engin akanından adamın yere bakanından korkacaksın” tam da öyle.