Malatya’da tiyatro

Abone Ol

Valiyi oyunun sergileneceği salonda gördüğümde mutlu oldum. Sanatla barışık devlet adamlarını gördüğümde bunu hep hissederim. Çünkü “Sanat düşünebilen, gerçeği görebilen toplumu anlayabilen insanların işidir” der Tolstoy ve ben buna yürekten katılırım.

Valiyi salonda görmem, sahnelenen oyunun dışındaki tek iyi şeydi!

Bundan sonrası +13

Devlet tiyatroları Malatya’da oyun olduğu haftalarda üç kez oynanıyor. Senelerdir aynı saatte! Cuma 20.00’de, cumartesi 14.00 ve 20.00’de. Bu hiç şaşmaz.

“Oyunumuz başlamak üzere” anonsu ile perdeler açılır. Oyun başlar.

O da ne? Dışarıda sigara içen gerzekler oyun başladıktan sonra içeri girmeye çalışıyor. İşin ilginç tarafı bu gerzekler salon görevlileri tarafından içeri alınıp, bir de tek tek yerlerine oturtturuluyorlar. Oyun başlamış, kimin umurunda!

Az sonra gacır gucur kapı sesleri kafayı bir çevirdim, yaklaşık 15 kişilik bir grup daha daldı içeri! Hiçbirine “bas git lan” diyen yok. Onların da yerleşmelerini izledik. Bu arada oyun devam ediyor.

Neyse, herkes yerleşti, rezillik diz boyu!

Tam oyuna odaklanacağım önümde genç bir çift var. Koca kafa oğlumuzla kızımız aşk yaşamaya gelmişler! Evet evet yanlış duymadınız! Kızımız başını koca kafanın omuzuna koymaya çalışıyor. Oğlumuz dönüp kızı alnından öpüyor. Kızımız sol açıktan atağa kalkıp koca kafanın yanağına bir busecik konduruyor…

Bu arada ben sahnenin yarısını koca kafanın ve aşkitosunun kafa hareketlerinden göremiyorum. Fark ettim ki bunların kafalarıyla benim kafam da oynuyor. Arkadakiler de benden rahatsız olmasın, lanet olsun deyip kafayı sabitledim!

Gerginim de! Aklımdan koca kafanın ensesine bir şaplak atmak geçiyor. Ama tiyatrodayız! Başka yerde olsa yapacağımdan anlatmıyorum. Din kültürü öğretmenim demişti ki “aklınızdan kötülük yapmak geçer, o kötülüğü yapmazsanız da sevap yazılır!” Bir sürü sevaba girdim! Gerçi ben iş de dahil bulunduğum her ortamda bu tür sevaptan çok kazanıyorum da konumuz bu değil. Dağıtmayalım!

Sahnede bir buçuk porsiyon kelle, tam günüme razı oldum derken; iki koltuk yanımdaki mendebur kadının telefonu çaldı hopladım yerimden diyemiyorum, çünkü tiyatrodayız! Ama o gün Ebru Gündeş’in ne demek istediğini anladım. Gözlerimle konuşabildiğimi fark ettim! Allah var kadın da yaptığının farkındaydı ve mahcup oldu ama tiyatrodayız!

Tekrar yaslandım arkama. Biraz sonra bir telefon sesi daha geldi taaa uzaklardan! “Oyun çıkışında telefonlarınızı açmayı unutmayın” uyarısını dikkate almış olacaklar ki bazı ahmaklar zaten açmamızı istiyorlar şimdiden açalım, ayıp olmasın demişler herhalde!

Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın!