Malatya’da spor

Geçen hafta sevgili kardeşim gazeteci yazar çevirmen Bülent Korkmaz'ı Malatya'da Spor programına konuk ettim.

Abone Ol

Geçen hafta sevgili kardeşim gazeteci yazar çevirmen Bülent Korkmaz’ı Malatya’da Spor programına konuk ettim. Malatyaspor’un gelmiş geçmiş anılarını bizlerle paylaştı çok güzel yararlı bir program oldu.

Programda daha önce yazdığı yazıyı benimle paylaştı. Kendisiyle konuştuğumda güzel anılarını anlatmıştı bu yazıyı bugün paylaşmak istedim.

Genç kuşaklara ön bilgi olsun: Gazete siyah-beyaz çıkmaktadır, halen öyle ama renkli çıkan yerel gazeteler de var, teknik zorluklar nedeniyle pek fotoğraf kullanılmamaktadır, o nedenle yazarlarını yakın çevresi dışında tanıyan bile yoktur ve Malatyaspor bugün oynadığı yerde, yani o günkü adıyla 2. lig oynamaktadır.

Görüş Gazetesinde Malatyaspor icraatlarını eleştiren yazılar çıkmaktadır. Bu durum Malatyaspor yönetiminin canını sıkar. Konu yönetim kurulu toplantısında gündeme gelir, “Görüş gazetesi yazıp duruyor, durmadan bizi eleştiriyor, olur mu?” Kabilinden sesler yükselir. Üyelerden biri, küçümser bir ses tonuyla, “almazına”, aman der, “Görüş gazetesi değil mi? Altı üstü kaç tane satıyor? Eti ney budu ney? Yazsın dursun” anlamında bir şeyler söyler.

Bir başka üye merhum Vahap Dayı (Çolak- Şişko Vohop) oturduğu yerden istifini bozmadan aynen şöyle der: “Niye? Malatyaspor’u New York Times mi yazacağdı?”

Vahap Dayı’nın Amerikan gazetesinin adını Türkçe okunduğu gibi, New York Taymıs şeklinde değil Türkçe yazıldığı gibi aynen Nev York Times diye telaffuz ettiğini ekleyelim.

Vahap Dayı’nın iletişim fakültelerinde ders olarak okutulması gereken bu ayarının bizim arkadaş ortamında zaman zaman espri konusu olduğu ve Görüş “merkezini”, noluyunuz diye, telefonla aradığımızda “Görüş’te çay içiyig. Niyork Timis’de içecek değilik ya” türünden cevaplar verildiğini belirtelim.

*Versus, karşı demek. İngilterece bildiğimizi göstermek için değil de Google aramasında NY Times editör kadrosu durumdan haberdar olsun diye şey ettik.

Tecde’de Kaybolan İnek Malatyaspor’a Karşı

Malatyaspor’un fırtına gibi estiği 1980li yılların ortalarında tribünde en çok dikkat çeken taraftar muhtemelen rahmetli Kemal Aslan idi. Nam-ı diğer, Kayış Kemal. Aksakalı ve güler yüzüyle taraftarın “pamuk dedesi” idi Kemal Dayı. Aklımda yanlış kalmadıysa maçları kapalı tribünde izler, İstanbul basınının Adana baskılarında fotoğrafları çıkar, ‘Malatyaspor’un amigosu’ diye başlıklar atılırdı.

Malatya’da sadece Görüş ve Yeni Malatya gazeteleri yayınlanıyordu. Dönemin teknik şartları gereği fotoğraf basmak (siyah-beyaz fotoğraftan bahsediyorum; renkli düşünülemezdi bile) zor ve masraflı bir iş olduğundan Kemal Dayı’nın resimli haberini sadece İstanbul basınında gördüğümü hatırlıyorum. Yaşlı-başlı insanların futbol maçlarına gelmesi pek rastlanan bir şey değildi, toplum top işini biraz da ‘genç/cahil işi’ sayıyor; belki bu sebeple Kemal Aslan’ın maçlara gelmesi çevresinde garipseniyor, pek doğru bulunmuyordu.

O yıllar yayınlanan bir haberde “Kemal Dayının gençliğinde de futbolu çok sevdiğini, hasta bir Beşiktaşlı olduğunu ve bu nedenle iki oğluna Beşiktaş efsaneleri Şenol ile Birol’un ismini verdiğini” okuduğumu hatırlıyorum.

Malatyaspor sevgisi babadan oğula geçiyor olsa gerek ki oğullarından sevgili Birol Aslan da sarı-kırmızılı düşün peşinden hiç ayrılmamış, onunla sevinmiş, onunla üzülmüştür. Halen de öyledir. Belki Malatyaspor’u düşündüğü kadar kendini düşünmemiştir Kemal Dayının oğlu

Bizim Güler genellikle siyasi ve toplumsal haberlerin peşinde koşar, nesli giderek azalan türden bir ‘kastecidir’. Bu işin akademik eğitimini almıştır, bilgilidir, araştırır, okur, takip eder, hatta ‘fikri takip’ eder, haberin taraflarını dinlemeden yazmaz, haber için gece-gündüz ayrımı yapmaz, emeğini Yeni Malatya (cereyansız medya) ve Malatyahaber’in (cereyanlı medya) sayfalarına serer. Yaptığı haber ve röportajlarını bir solukta okursunuz.

Güler’in futbolla ilgilendiğini pek görmedim, duymadım ama sadece Yeni Malatyaspor’un şampiyonluk maçına gitmişliği vardır. Zaten bu yüzden takılırız kendisine, “Malatyaspor beş sene uğraştı, şampiyon olamadı, sen bir maça gidip takımı şampiyon yaptın. Niye daha önce maçlara gitmedin, bizi beş sene uğraştırdın” diye…

4-5 yıl kadar önce Güler, bir dönem çalıştığı, ofisi Niyazi Mısri caddesinde bulunan Bakış Gazetesinden çıkmış, bir habere gidecektir. Birol’un işyeri de o bölgededir ve Güler’e rastlar. İşten-güçten kan-ter içindedir sevgili Birol ama ‘ezeli ve ebedi derdi’ yine Malatyaspor’dur, o ara kulüpte işler iyi gitmemektedir, bizimki haliyle bu duruma çok üzülmektedir.

Hazır Güler’i yakalamışken, kendine özgü samimi ve heyecanlı konuşma tarzıyla, başlar sitemine ve de veryansınına:

“…Abla nasıl gazetecisiniz? Malatyaspor’u niye yazmıyorsunuz, niye takımın durumunu gündeme getirmiyorsunuz? Tecde’de inek kayboldu diye manşet atıyorsunuz, Malatyaspor’u yazmıyorsunuz?”

Güler için, Malatyaspor zaten yabancı dilde bir kavramdır, işin içine “Tecde’de kaybolan inek” girince kafası iyice karışır, “suçluların telaşıyla”, biz öyle bir haber yapmadık diyebilir sadece…

Sonra anlaşılır ki basınımızın kıymetli gazetelerinden biri (Bakış değil) Tecde’de ineği kaybolan bir vatandaşımızın dramını manşetlerine taşımış, ineğe ancak Yeni Delhi gazetelerinde rastlanacak türden kıymet vermiştir.

Sevgili Birol gardaşım bana kızmasın, Malatyaspor’u da sever sayarız, canımız-ciğerimizdir ama aslında yerel basın dediğin tam da budur.

EFSANE