Malatya’da şeffaflık sorunu: Sami Er’e ulaşamamak

Abone Ol

Malatya, son dönemde yalnızca fiziksel olarak değil, yönetimsel anlamda da büyük bir enkazın altında kalmış durumda. Depremin yarattığı yıkımın ardından şehirde hızlı ve etkin bir yeniden yapılanma süreci beklenirken, tam tersi bir tablo ile karşı karşıyayız: Yönetimde belirsizlik, iletişimde kopukluk ve karar alma mekanizmalarında ciddi bir tıkanıklık.

Bu durumun en somut göstergesi ise, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in halktan ve yerel dinamiklerden uzak bir yönetim anlayışı benimsemesi. Seçim öncesinde “şeffaf yönetim” vaadiyle halktan destek isteyen Er, bugün geldiğimiz noktada Malatyalıların ulaşmakta zorlandığı bir başkana dönüşmüş durumda. Peki, Malatyalılar kendi şehirlerinin yöneticisine neden ulaşamıyor?

ŞEFFAFLIK VAADİ NEDEN YERİNE GETİRİLMEDİ?

Yerel yönetimler, yalnızca altyapı projeleriyle değil, aynı zamanda halkla kurdukları doğrudan bağlarla başarılı kabul edilir. Seçim dönemlerinde meydanlarda halkın içindeyken, göreve geldikten sonra ulaşılmaz bir figüre dönüşmek, yerel demokrasinin temel ilkeleriyle çelişir. Oysa ki bir belediye başkanının asli görevi, sadece projeler üretmek değil, aynı zamanda halkını dinlemek, onların sorunlarını anlamak ve çözüm üretmektir.

Ne yazık ki Malatya’da tam tersi bir süreç yaşanıyor. Sivil toplum kuruluşları, muhtarlar, iş dünyası temsilcileri ve vatandaşlar, belediye ile iletişim kurmakta büyük zorluklar yaşıyor. Belediyeye gidildiğinde muhatap bulunamıyor, toplantılar kapalı kapılar ardında yapılıyor, karar süreçlerine halkın katılımı neredeyse sıfıra inmiş durumda. Seçim döneminde “birlikte yöneteceğiz” söylemiyle yola çıkan bir başkanın, şimdi yalnız başına ve toplumdan izole bir yönetim sergilemesi, Malatyalılar için büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor.

MALATYA’DA YÖNETİM BOŞLUĞU MU VAR?

Sami Er’in göreve geldikten sonra hâlâ kendi kadrosunu oluşturamamış olması, belediye yönetiminde büyük bir boşluk yaratıyor. Önemli birimlerin hâlâ vekâleten yönetildiği, karar alma mekanizmalarının tıkandığı ve liyakat esasına dayalı bir atama sürecinin işlemediği iddiaları her geçen gün daha da güçleniyor. Bu durum, şehirdeki hizmetlerin aksamasına, projelerin yavaş ilerlemesine ve Malatya’nın geleceğine dair endişelerin artmasına neden oluyor.

Özellikle deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde hızlı ve etkin kararlar alması gereken bir yönetimin, bürokratik hantallık ve yetki belirsizliği içinde hareket etmesi, Malatya için büyük bir kayıp anlamına geliyor. Bugün Malatya halkı, “Belediye Başkanı Sami Er mi yönetiyor, yoksa farklı güç odakları mı devrede?” sorusunu daha yüksek sesle soruyor. Çünkü Malatya’da yönetim sadece görünürde var gibi duruyor, fiiliyatta ise ciddi bir belirsizlik söz konusu.

HALKIN SESİ NEDEN DUYULMUYOR?

Yerel yönetimlerin en büyük gücü, halkın beklenti ve ihtiyaçlarına doğrudan cevap verebilme yeteneğidir. Ancak Malatya Büyükşehir Belediyesi’nde işler tam tersine ilerliyor. Vatandaşlar, belediyeye gidip sorunlarını iletecek bir muhatap bulamıyor. Belediye başkanına ulaşmak neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda.

Kapalı kapılar ardında yürütülen bir yönetim anlayışı, zamanla halkın yönetime duyduğu güveni sarsar. Bugün Malatya’da da tam olarak bu yaşanıyor. Belediyeye ulaşamayan vatandaşlar, sosyal medyada ve farklı platformlarda seslerini duyurmaya çalışıyor, ancak karşılarında bir muhatap bulamıyorlar. Malatya’da halkın sesi neden duyulmuyor?

Bu durumun en önemli sebeplerinden biri, belediyenin karar alma süreçlerinde şeffaf olmaması ve halkın katılımına kapalı bir yönetim anlayışının benimsenmiş olmasıdır. Oysa ki bir belediye başkanının en temel görevi, şehrin her kesimiyle açık ve sürekli bir iletişim halinde olmaktır.

MALATYA’NIN KAYBEDECEK ZAMANI YOK

Malatya, büyük bir felaketin ardından ayağa kalkmak zorunda olan bir şehir. Depremin yaralarını sarmak, altyapıyı yeniden inşa etmek, ekonomik çarkları yeniden döndürmek ve halkın güvenini yeniden tesis etmek için hızlı ve etkin bir yönetime ihtiyaç var. Ancak mevcut belediye yönetimi, belirsizlikler ve iletişim kopuklukları nedeniyle bu süreci sağlıklı bir şekilde yürütemiyor.

Sami Er’in, verdiği sözleri hatırlayarak halkla kucaklaşması, yönetimde şeffaflık sağlaması ve iletişim kanallarını yeniden açması gerekiyor. Aksi takdirde, Malatya için kaybedilen zamanın telafisi imkânsız olacak.

Bugün Malatya halkı, “Belediye Başkanımız nerede? Bize neden ulaşmıyor?” sorularını soruyor. Bu sorulara net cevaplar verilmeli. Malatya, yöneticilerinin halkın içinde olmasını, yönetimin şeffaf olmasını ve alınan kararların doğrudan şehirde yaşayanlara anlatılmasını bekliyor.

Belediye yönetimi, kapıları halka açmalı, halkın sorunlarını doğrudan dinlemeli ve birlikte çözüm üretmelidir. Malatya’nın geleceği, şeffaf ve halkına hesap verebilir bir yönetim anlayışına bağlıdır. Eğer bu anlayış benimsenmezse, Malatya için büyük bir fırsat kaçmış olacak.

Şimdi zaman, kapıları açma ve Malatya’nın sesi olma zamanı!