MALATYA ULULARARASI FİLM FESTİVALİ

Abone Ol

Her olayda olduğu gibi Malatya Uluslararası Film Festivali (MUFF) ile ilgili de aynı bakış açısıyla bakmaya çalışıyoruz.

Ya toptan “istemezük” diyoruz ya da akla ziyan eleştiriler yapıyoruz.

Sen çok yaşa, müthiş, süper” tarzı bakış açısını “bakıştan” görmüyorum.

Görmememin bi anlamı yok çünkü bu işi icra edenler de görmüyordur.

Geçen ay 24’üncüsü düzenlenen Uluslararası Adana Film Festivali’ni yakından takip eden biri olarak birkaç kelam etmek istiyorum.

Bi kere her olayda, paranın biraz fazla harcandığı bir organizasyona tepetaklak atlayıp, “Bu paralar şuraya harcanamaz mıydı, ne gerek var, Malatya’ya ne faydası var” tarzı eleştiri yapanların ne dünyadan ne enternasyonal işleyişten ne de “kültür” diye kalıplaşmış ve aslında amacın “kültür” olmadığı ve araç olduğu “şehirli ülkelerden” haberi var.

Şehirlerin “markalara” ihtiyacı vardır. Bu markaların ağırlığı o şehri ülkeleştirir.

Ülkeleşen şehirlerin bir diğer basamağı “enternasyonal” basamağıdır. Yani bilinen anlamı ile “uluslararası” veya milletlerarası…

7’ncisine şahit olduğumuz “Malatya Uluslararası Film Festivali”ne bakarken daha birinci basamakta olduğumuzu iyi anlamamız gerekir.

Çünkü “Şu davet edilmiş bu davet edilmemiş, jüri başkanı Malatya’yı çok sevmiş, toplantı niye İstanbul’da yapılmış” tarzı Malatya’ya has ve tamamen “yerel” bakılan bir seviyedeyiz.

Festivalin kısa adı “MUFF”…

Ne okunuşu, ne akılda kalışı bu kısa ismin varlığını gereksiz kılıyor. Daha işin başındayken bu kısa isimden vazgeçmeliyiz. Gerçek manada birkaç on yıl sonra “uluslararası” olacak isek “MUFF”un İngilizcede “Bir işi yapamamak, becerisizlik” anlamını taşıdığını görmemiz gerekirdi.

Bu Film Festivali “maf olmayacaksa” bu kısa isimden vazgeçilmesi gerekir. Zaten birkaç yıl sonra değiştiğini kimse hatırlamaz. İlk yılında başında “Kayısı” olduğu gibi unutulur.

Birinci basamakta olduğumuzu iyi anlamamız gerekir lafını açayım.

“Malatya Uluslararası Film Festivali” dört kelimeden oluşuyor. Bizim önceliğimiz ta ki markalaşana kadar “Malatya Festivali” düzeyinde bakılmalıdır. İcracılar hedefi “uluslararası” görmelidir tabii ama işleyiş festival havasında geçmelidir.

Yani bir Tarım Fuarı gibi veya bir Kitap Fuarı gibi geniş alana etkinlikler düzenlemek gerekir.

O haftayı en az 7-8 konserlerle geçirmek gerekir.

İnsanları o bölgeye çekmekle beraber ulusal basında yer almasını ilk etapta bu şekilde gerçekleştirebiliriz.

Popçusundan halkçısına kadar medyatik ünlü isimlere konserler verdirtmek gerekir.

Adana’da 24’üncüsü düzenlendi. Aleyna Tilki’nin konseri ile ilgili haberlerin toplamı “Film” kısmının beş katıdır belki.

Daha geçen ay Fotoğraf Makinesi Müzesi vardı Malatya’da… Zamanlaması bana göre yanlıştı. Film Festivali’ne entegre edilebilirdi.

Bu tür etkinlikler Festivali daha çok konuşturur, daha çok ulusal medyada habere konu olur.

Yoksa kime ödül verilmiş, şu isim ödülü hak etmemiş basamağında değiliz. Ki bu da normaldir.

Bir de “yerel basının” karın ağrılarını tahmin edebiliyorum.

Mesele Film Festivali değil başka…

Metal yorgunluğun başka bir seviyesi maalesef…

Başka yazı konusudur.

Ama Malatya Uluslararası Film Festivali’ne bakarken günümüz gözlükleri ile değil belki de torunlarımızın gözlükleri ile bakmak gerekir. Çünkü o zamanlar dillenecektir, kim başlatmışsa Allah razı olsun, tarzı söylemleri…

Hadi size bi soru sorayım da Google’a bakın;

Türkiye’de Film Festivali düzenleyen kaç şehir var?