MALATYA TANITIM GÜNLERİ

Abone Ol

Aslına bakarsan iyi yapılırsa Malatya’ya faydasının olacağını düşünüyorum.

Ama bu haliyle Malatya’ya bir katkısının olmadığını düşünüyorum.

İstanbul’da geçen hafta başlayan ve sanırım dün biten Malatya Tanıtım Günleri’nin açılış gününde MHP Malatya Milletvekili Mehmet Fendoğlu’nun açıklaması aslında dikkat çekiciydi.

Basında pek yer almadı galiba ama ben sadece malatyahaber.com’dan Ferdi Durdu’nun haberinde gördüm.

Aynen şunları demiş Sayın Fendoğlu:

Konuşmacı arkadaşlarımızın bakış açısı farklı ben farklı bir açıdan bakıyorum. Biz, bizi tanıtacaksak eğer beş yıldır yapılmayan Malatya fuarını uluslararası fuar niteliğine kavuşturmadığı sürece Malatya, İstanbul, İzmir’de yaptığımız toplantılar birbirimizi ağırlamaktan öteye gitmez. Bu gibi etkinliklerin olmasıyla esnaflar artı bir kazanç sağlıyorlar. Dükkânlardan sadece iki tane Malatya’dan gelen vardı, diğerleri İstanbul’da yaşayan ve birbirleriyle ticaret yapan insanlar. Biz, bu tanıtımı yapmak istiyorsak, ‘Malatya’ya ne kazandırabiliriz, Malatya’ya faydamız ne olabilir?’ bu olmalıdır. Yapılan bütçe bir trilyonun üzerinde yazık değil mi? Tanıtım günleri tabi ki güzel ama bu şekilde olmaması lazım. Bazı gerçekleri söylemek istiyorum. Bir Malatyalı olarak, Malatya’nın bütçesini savunan birisi olarak söylemek zorundayım. Biraz daha gerçekçi ve yapıcı olursak biz Malatya’ya o zaman katma değer sağlarız.”

“Yapılan bütçe bir trilyonun üzerinde, yazık değil mi” diyor Fendoğlu.

Buradan çoğu gazeteci arkadaşları götürüp, ki çoğu gazeteci mi o da tartışılır, orada sadece “etkinlik” yapmak inanın bana da ters geliyor.

Doğru dürüst yapılsa dahi borcu Türkiye sıralamasında önlerde olan Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin “bir trilyonun üzerinde” bir rakam harcaması gerçekten yazık!

Esnafın kan ağladığı, ihracatçının yakındığı, koca koca şirketlerin konkordato verdiği bir ortamda biraz daha tutumlu olmalıyız.

Harcadığımız paranın kuruşuna dikkat etmeliyiz.

Size bağlı Esenlik şirketi tedarikçilerine ödeme yapamıyormuş.

Yerine hiçbir “ihale” yapmadan borcuna karşılık taşınmaz-araç veriyormuş.

Kaça verildiği, borcun ne kadar olduğunu soramıyoruz dahi…

İşte böyle bir ortamda İstanbul’da sadece “etkinlik” havasında “trilyon” harcamamanız gerekir.

44 şubesi olan Esenlik dahi tedarikçilerine para veremez hale gelmiş ise bırakın trilyonu bir lira bile boşa harcamamanız gerekir.

MASKİ’YE Bİ ÖZÜR BORÇLUYUM

MASKİ Genel Müdürü Ertan Mumcu basından çıkan haberlerden sonra bilgilendirme için basından çoğu arkadaşı çağırmıştı. Beni de davet etmişlerdi.

BUSABAH gazetesinden kimseyi görmeyince sordum gazetedeki arkadaşlara…

Hatta sorduktan sonra geriye dönük maillere dahi baktılar.

Fakat direkt gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Avcı’yı aradıklarını öğrendim yazımdan sonra…

Ben haberi yapan BUSABAH, nasıl BUSABAH’tan kimseyi davet etmezsiniz, demiştim.

Bilerek olmamıştır ama…

Hem Ertan Mumcu’dan hem de Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürü Alp Tekin SARAN’dan özür dilerim.

Doğruya doğru, büyük ayıp ettim.

HACI UĞUR POLAT’A İKİ SORU

Tamam, Büyükşehir Belediyesi’ne yeni geçtiniz.

Hatta geçer geçmez Esenlik Genel Müdürü olan Hulusi Boyraz’ı hemen değiştirdiniz.

Yerine Yeşilyurt İnşaat’ın başındaki Selahaddin Sami Üzmez’i getirdiniz.

Bunların hepsi tamam…

Demek ki eski Genel Müdür başarısızdı.

Ama, AK Parti Milletvekili Hakan Kahtalı’nın Esenlik ile ilgili ticari ilişkide olmasını sormak istiyorum.

Sayın Hacı Uğur Polat…

Siz bu “ticari ilişkiye” nasıl bakıyorsunuz?

Etik konusunu geçtim, bu seçim arifesinde bu tür bir “ticari ilişkinin” açığa çıkmasında partinizin zarar göreceğine inanmıyor musunuz?

Vekil aracılığıyla da olsa cevaplarsanız çok sevinirim.

SİYASİLERİN MAL VARLIKLARI

Eski yıllarda gazeteciler sürekli sorardı. Muhalefet ise direkt Meclis’te sorardı.

Ama ne hikmetse Malatya’da kimse siyasilerin mal varlıklarını sormuyor!

Niye?

Geleneksel etik değerlerimiz değişti mi?

Bir siyasinin siyasete başlamadan önceki mal varlığıyla siyasete girdikten sonraki mal varlığında değişkenlik göstermesi artık merak edilmiyor mu?

Veli Ağbaba da dâhil şu sıralar Esenlik ile ticari ilişkide olduğunu öğrendiğimiz Hakan Kahtalı’nın veya Ahmet Çakır’ın mal varlıklarını öğrensek fena olmaz mı?

“Kardeşim benim mal varlığım şunlardı, siyasete girdikten sonra da şunlar şunlar” diye bir açıklama silsilesini duysak fena olmaz mı?

Yine sorduğum için beni suçlu görmeyin çünkü bu sorular eskiden gazeteciler tarafından sorulurdu.

NOT: “Esenlik ile ticari ilişkide olduğunu öğrendiğimiz Hakan Kahtalı” dedim diye yanlış anlaşılabilir. Esenlik ile ticari ilişkide bulunan şirketin yüzde 33’üne sahip Hakan Kahtalı demeliydim. Yanlış anlaşılmayalım!

KAFAMA TAKILANLAR

  • Ya bi açıklama yaptık keşke yapmasaydık, diyen yöneticilerin çok olduğunu düşünüyorum.
  • Boş ver açıklamayı, üç gün sonra unutulur, fikri takip yapan mı var zaten, diyen çok yöneticinin olduğunu düşünüyorum.

İşte bu iki düşüncenin de “çok” olmasının beni paradoksa düşürdüğünü belirtmek isterim. Birinin az olması lazım. Ama birinin az olacağına inanmıyorum.

Çıkamadım işin içinden…

KAFAMA TAKILMAYANLAR

  • Herkesin ama herkesin çok önemli gördüğü konuları es geçip “otuböceği” yazan gazetecileri kafama takmıyorum artık.
  • O kadar önemli konular varken “kişisel konusu” olduğu için benden yazı bekleyenleri takmıyorum artık kafaya.
  • Bir liralık çay ile beş liralık çay arasında devasa “demleme” farkını bilmeyen kafe yöneticilerini artık kafaya takmıyorum.
  • Kenger sakızına dahi zam yapan arkadaşların “dolar” bahanesini kafaya takmıyorum artık.