Mahallenin bakkalı

Abone Ol

Sizlerle yaşımın yettiği kadar mümkün olduğunca biraz eskilere gitmek istiyorum.  Dönemin çocukları olduğumuz şöyle 15 yıl 20 öncesine gidelim. Mahallelerde bakkal kültürümüzü hatırlayalım.  Hangimiz mahalledeki bakkal amcamızı tanımazdık ki? Mahallemizdeki bakkalımız aynı zamanda aileden biri gibiydi değil mi? öyle sıcak öyle samimi günlerdi o günler. Üstümüzde para olmadan bile alışveriş yapabileceğimiz nadir bir yerdi mahalledeki bakkal. Yeni jenerasyon bilmez belki ama 15-20 yıl öncesinde mahallenin bakkalı bizler için adeta bir AVM niteliğindeydi. Her şeyi bulamazdık belki ama mutlu ayrılırdık o bakkaldan. Hatırlarsınız harflerin sıralandığı ve isme göre ne zaman verirse artık diye borçların yazıldığı veresiye defterlerini. Veresiye defterleri bakkalların olmazsa olmazıydı. Tabi alışveriş yapanlar içinde kurtarıcıydı veresiye defterleri. Düşünün ki bir ekmeği dahi veresiye alabiliyorduk. “Yoksa kalsın başka zaman verirsin.” ifadesini sıklıkla duyduğumuz yerin adı bir zamanlar bakkaldı. Buluşma noktalarımızdı mahallenin bakkalları.

“BAKKALIN ÖNÜNDE BULUŞURUZ”

Bizi soranlar bizi ya bakkal çevresinde bulurdu ya da mahallenin varsa toprak top sahası yoksa mahallenin okul bahçesinde bulurdu. Aile büyüklerimizi bulabileceğimiz yerlerden biriydi bakkalın önü.  Dost meclisleri kurulurdu bakkal önlerinde. Öyle sıcak sohbetler dönerdi ki o dost meclislerinde kavgasız ve çıkarsız.  Çocukluğunda ailesinden gizli mahalle bakkalından arzu ettiğini alıp veresiye defterine yazdıranlar vardır elbet. Mahallenin bakkalı bir muhtardan kıymetliydi o günlerde. Her sokağı bilir her kişiyi tanırdı. Adres sormak en ideal yerdi bakkal. Eskilerde kargo çok bilinmezdi kullanılmazdı da. Ama adımıza postaneden gelen bir evrakın teslim edildiği yerdi mahalle bakkalı. Öğle saatlerinde bakkal önünde pişen bulgur pilavı veya menemenin kokusunu hatırlar mısınız? Mis gibiydi. Piknik tüpü olarak bildiğimiz küçük tüpün üzerinde tek tava üzerinde misafir payı da düşünülerek yapılan o lezzetli yemeğin tadını bir lokma da olsa almayan yoktur dur herhalde. Gençlerin kendi aralarında oynadığı kolasına maçlarda kaybeden takım oyuncularının bakmasına dayanamayıp “oğlum hep beraber için işte” diyen bakkal amcanın sıcaklığını kim verebilir ki şimdi? Bir çay bardağında ay çekirdeğini aldığımız tek yer olan mahallenin bakkalı sokağımızın aynı zamanda güvenlik görevlisiydi. Geleni gideni süzer tartar gerekirse kim olduğunu dahi sorardı.

CEBİNDE PARA YOKSA KART VAR

15-20 önce cebinde parası olmasa dahi veresiye alışveriş yapabildiğimiz bakkalların yerini şimdi cebimizde para yoksa kartla alabileceğimiz marketler almış durumda. Veresiyenin olmadığı AVM’lere mecbur bırakıldık. Eskiden mahallenin bakkalına veya fırınına borcu olan toplumun şimdi adeta uçan kuşa borcu var. Ne ara geldik bu duruma peki? Bakkalınızın size gösterdiği toleransı o büyük koca marketler gösteriyor mu? 6 Şubat depremlerinde kaçımız cebinde o an parası olmadığı için mahallenin bakkalından “sonra veririm” diyerek yiyecek aldı. Kötü gün dostu mahalle bakkallarının yerini alan koca koca marketlerin sadece iyi gün dostu olduğunun farkında mıyız?  Mahalle kültürünün bir simgesi olan mahalle bakkalları bir bir yok oluyor. İstesek de geri getiremeyeceğimiz günleri geride bıraktık. Eskisi gibi sizi anlayan size paranız olmadığı için veresiye veren bir bakkalınız artık olmayacak. “Nerde o eski günler” diyeceğimiz o günler artık geri gelmeyecek.