Artık kim ne derse, nasıl düşünürse düşünsün. Ligde ben de varım diyebilen bir Yeni Malatya var!
Sezon başında yaşanan erken hoca değişikliği hepimizde endişelere yol açtı. Sonrasında işlerin kötü gitmesi halinde teknik adamlığa soyunan Erol Bulut’un kayıp edeceği hiç bir şeyde yoktu.
Teknik patron seçimini yaparken en büyük riski elbette kulüp yönetimi üzerinde almıştı. Türkiye’nin önde gelen bir teknik direktörünün uyuşmazlıkları bahane ederek apar topar şehri terk etmesini, tüm çevreler bir hocaya sahip çıkamadılar olarak algılamıştı.
Yönetim lig başlamadan Ertuğrul Sağlam ile anlaşarak sezona 1-0 önde başlasa da, bu ismin sıkıntılı şekilde ayrılmasıyla 4. haftada kendi kalesine gol atmıştı. Doğal olarak evdeki hesap çarşıya uymadı.
Konyaspor ve Fenerbahçe maçlarında elimiz yüreğimizde maç izledik.
Trabzonspor, Gençlerbirliği maçlarında Erol hocanın oyun kurgusundaki değişim sinyalini çok iyi gördük. Topa sahip olma oranımız az olsa da sezonu gol yemeden kapatıp kazanmaya başladığımız haftalar başlamıştı.
Başakşehir, Alanya, Beşiktaş ve Akhisar maçlarında gol üretememe sorunu baş gösterdi. Tabi bunda en büyük etken sakat ve cezalı oyuncuların yokluğunda onların yerine forma giyen oyuncuların üzerlerine düşeni yapmamalarıydı.
Erol hocanın müdahaleleri neticesinde Yeni Malatyaspor’un oyun kurgusunda haftalar ilerledikçe değişim yaşanmadı.
Genç teknik adam Sarı-kırmızılı kulüpte ilk işi olarak daha az gol yiyerek gol atmak düşüncesini oyuncularına aşıladı. Sanki ligin 10. haftasından itibaren 5 hafta boyunca Erol Bulut’un kafasındaki kurgunun sahaya nasıl yansıyacağını izlemeye başladık.
Göztepe maçında savunma oyuncularının bireysel hatalarından ve duran toplardan gol yemiş olsak da mağlubiyeti hak etmeden sahadan puansız ayrıldık.
İlk yarının sonlarına doğru geldikçe teknik heyetine, yönetimine ve futbolcularına inanan taraftar sayısında gözle görülür artış yaşandı.
Galatasaray ve Kayserispor karşısında alınan galibiyetlerin yönetim ve teknik heyete 3 puandan daha çok puan kazandırdığı çok iyi biliyoruz.
Her şeyden önce ligin zirvesinde yer alan takımlara karşı dirençli top oynayan futbolcu topluluğunu da tebrik etmek lazım. Her ne kadar mağlup olduklarında acımasızca eleştirilere kurban gitseler de, profesyonelliği verdiği duyguyla hareket etmek zorundalar. Kendilerine karşı yapılan eleştirileri sürekli haftalar ilerledikçe geride bırakmaları lazım.
Ligi bizden daha çok bütçeye sahip olan takımların üzerinde tamamladık. Buna en çok sevinen elbette bizleriz. Ama şunu da artık unutmamak gerekiyor. Sarı-kırmızılı yönetim sezon boyunca almış olduğu risklerle, yakalanan başarılı grafik sayesinde devre arasına kredisini artırarak girdi.