Malatyaspor tarihinin en sessiz, en efendi futbolcusu kim derseniz tek kelimeyle cevabım “Levent Numanoğlu” olacaktır.
Beyfendi kişiliğiyle, yöneticiliğini yapmaktan gurur duyduğum arkadaşlarımızdan biriydi.
Levent gereksiz yere konuşmaz, dinlemesini bilirdi, edep timsali bir futbolcuydu...
O yıllarda her deplasmana uçakla gidebilme şansı yoktu. Çoğu deplasman maçlarına otobüsle giderdik. Yine otobüsle gittiğimiz bir Denizli deplasmanından dönüyorduk. O tarihte başka TV kanalları var mıydı hatırlamıyorum ama TRT televizyonlarında Tansu Polatkan’ın sunduğu bir spor programı vardı ve saat dokuz gibi yayına giriyordu. Biz de deplasman dönüşlerinde molamızı ona göre ayarlayıp futbolcuların kendi maçlarını izlemelerini ve yorumlamalarını sağlamaya çalışırdık.
3-3 biten maçın sevinciyle Polatlı yakınlarında mola verdik. Futbolcular neşe içinde, hemen ön sandalyeleri kaptılar biz de hocalarla birlikte arkada bir masaya oturduk. Futbolla ilgilenenler bilirler, deplasmanda yenilmişseniz o yol hiç bitmezdi. Eğer yenmiş veya berabere kalmışsanız da neşe içinde bir yolculuk yapar ve yolculuğun nasıl geçtiğini anlamazdınız.
Çok geçmeden adını bugün bile unutmadığım, Köseoğlu otobüs firması da mola yerine yanaştı ve içinden maçı yöneten hakem, Ankara bölgesinden Selahattin Salar indi. İhtiyaçlarını giderdikten sonra o da televizyon olan bölüme doğru geldi ve bizim bulunduğumuz yere yakın bir masaya oturdu. Maç iyi geçmiş ve bizi etkileyecek bir hakem hatası da olmamıştı. Bu yüzden maçın hakeminin aramıza gelmesi hiç bir gerginlik yaratmamıştı. Tanıştık ve sohbete başladık. Bu arada o maçta Kaptan olan Levent yerinden kalktı ve kibarlığını göstererek, hakemin yanına gelip:
“Hocam ön tarafa buyurmaz mısınız? Hep birlikte seyrederdik” dedi. Bunun üzerine Selahattin Salar, gülerek, çok ince bir zeka ürünü olan şu hareketi yaptı.
Cebinden sarı kartı çıkarıp:
“Levent konuştun, al sana sarı kart” deyince herkes gülmeye başladı. Sonra ortalık yatışınca bana dönüp:
“Yahu insan bu kadar mı efendi olur, maç esnasında, herkes bir şekilde tepki gösterirken sahada sesini bile duymadım.”
Maç boyunca sesi duyulmayan beyefendi bir kişilikti.
Yine böyle enteresan şekilde kart çıkan bir maç da Trabzon maçıydı. Avni Aker stadının koridorları o kadar dardı ki iki kişi yan yana sürtünerek geçerdi.
Futbolcularımızdan Büyük Metin (Yıldız) ısınmak için koridora çıkmıştı. Bu esnada maçın hakemi Kazım Ünlüsoy da ısınmak için koridora çıktı.
Hafif deparlar atıp, adeleleri ısıtmaya çalışıyorlardı, karşı karşıya gelip birbirlerine çarpmamak için de farklı yönlere depar atıyorlardı. Yani biri doğu istikametine doğru koşarken öteki batıya doğru koşuyordu. Fakat dönüşte ister istemez tekrar karşı karşıya geliyorlardı. Bu arada biz de soyunma odamızın kapısında heyecanla maç saatini bekliyorduk.
Bir anda fren yapan..! bir krampon sesiyle irkildim, onların ısındığı tarafa dönünce ne göreyim, maçın hakemi Kazım Ünlüsoy yerde, B. Metin’de onu kaldırmaya çalışıyordu.
Meğer B.Metin dönüş esnasında hızını alamamış, istemeye istemeye hakeme dokunmak zorunda kalmış ve hakem de yere düşmüş. Biz de o tarafa doğru gidip hakemi kaldıralım derken, Kazım Ünlüsoy kalkmış ve elini arka cebine atmıştı. Ne yapacak diye merakla beklerken, kırmızı kartı çıkarıp B Metin’e doğru gülerek;
“Hakeme müdahale ha, hakemi düşürmek öyle mi..! Kırmızı kart çık dışarı” deyince bir hayli gülmüştük.
Böylece B.Metin de maç başlamadan kırmızı kart gören ilk futbolcu olarak futbol tarihine geçmiş oldu.
Selam olsun Malatya’mın sporuna emek vermiş güzel insanlarına...