Kuşak çatışması

Abone Ol

Bence bugün yaşadığımız şey tam olarak kuşak çatışması değil.
Bize öyle anlatılıyor belki ama ben asıl problemin insanların artık birbirini anlamaya çalışmaması olduğunu düşünüyorum. Çünkü dikkat ediyorum; herkes konuşuyor ama kimse gerçekten dinlemiyor.
Gençler kendini anlatmaya çalışıyor, büyükler kendi yaşadıklarını… Ama herkes kendi haklılığının içinde konuştuğu için kimse kimseye ulaşamıyor. Sonra ortaya büyük bir mesafe çıkıyor ve adına “kuşak çatışması” deniliyor.
Oysa her kuşağın kendi içinde taşıdığı ayrı bir yük var.
Bugünün gençleri sürekli bir yetişme telaşıyla büyüyor. Gelecek kaygısı, ekonomik belirsizlik, başarılı olma baskısı… Herkes bir şeylere yetişmeye çalışıyor ama çoğu insan içten içe çok yorgun. Bunu dile getirdiklerinde ise genelde “Bizim zamanımızda hayat daha zordu” cümlesini duyuyorlar. Belki gerçekten öyleydi ama insanların yaşadığı zorlukları kıyaslamak, birbirini anlamayı kolaylaştırmıyor.

Diğer tarafta ise hayatını mücadele ederek geçirmiş bir nesil var. Duygularını göstermeden büyüyen, güçlü olmak zorunda kalan insanlar… Onlar da bugün kendilerini anlaşılmamış hissediyor. Çünkü yıllarca taşıdıkları şeylerin artık değersiz görüldüğünü düşünüyorlar.
Aslında iki taraf da kırgın.
Ama kimse birbirinin kırgınlığını görmek istemiyor.

Toplum olarak en büyük problemimiz tam da burada başlıyor. İnsanlar artık anlamak için değil, cevap vermek için dinliyor. Bir cümle kuruluyor ama daha cümle bitmeden insanlar savunmaya geçiyor. Kimse Neden böyle düşünüyor? diye sormuyor.
Sosyal medya da bunu daha görünür hale getirdi. Herkesin bir fikri var ama çok az insan gerçekten empati kuruyor. Farklı düşünmek artık normal bir şey olmaktan çıktı. İnsanlar hemen birbirini yargılıyor, etiketliyor, uzaklaşıyor. Bu yüzden toplumda sessiz bir iletişimsizlik büyüyor.

Aslında insanlar birbirine hiç olmadığı kadar yakın görünüyor ama bir o kadar da uzak. Her an iletişim halindeyiz ama gerçek anlamda konuşamıyoruz. Herkes kendini anlatıyor ama çok az insan gerçekten anlaşıldığını hissediyor.
Belki de bu yüzden insanlar bu kadar yalnız. Çünkü duyulmak başka bir şey, anlaşılmak başka bir şey.
Mesele yaş farkı değil sadece. Çünkü aynı yaştaki insanlar arasında bile büyük iletişimsizlikler yaşanıyor artık. İnsanlar birbirinin duygusuna temas edemiyor. Herkes kendi yorgunluğunun içinde kaybolmuş durumda.

Galiba en üzücü olan şey şu:
Toplum olarak konuşmayı değil, susmayı öğreniyoruz. Çünkü insanlar anlaşılamayacağını düşündüğü yerde zamanla kendini anlatmaktan vazgeçiyor.
Bir insan gerçekten dinlendiğini hissederse birçok şey değişebilir. Bazen insanlar çözüm aramaz. Sadece yargılanmadan konuşabilecekleri bir yer ister.

Belki de bugün ihtiyacımız olan şey yeni fikirler değil, birbirimizi gerçekten duyabilmek. Çünkü iletişimsizlik büyüdüğünde sadece insanlar değil, toplumun kendisi de yoruluyor.