Kuş beyni

Sabah pencerenin önündeki saksının kenarına bir kuş kondu.

Abone Ol

Sabah pencerenin önündeki saksının kenarına bir kuş kondu.

Avazı çıktığı kadar bağırıyordu.

Bir sıkıntısı olduğunu düşündüm.

Pencereyi açınca korkup kaçacağını beklerken saksının kenarından uzanamayacağım bir mesafeye sıçradı ve bağırmaya devam etti.

Yardıma ihtiyacı vardı, belliydi, ancak derdini bir türlü anlayamadım.

Kaçmadı da yaklaşmadı da.

Aç olabileceği aklıma geldi.

Mutfaktan birazcık buğday getirdim serpiştirdim önüne doğru.

Bir iki buğday tanesinin tadına baktıktan sonra boşluğa dönerek az öncekinden biraz daha yüksek ama daha değişik bir ses tonuyla bağırmaya başladı.

Pencereyi kapattım, perdeyi çektim. Küçük bir aralıktan seyretmeye başladım.

Biraz sonra birkaç tane daha kuş geldi. Hepsi birlikte pencerenin önündeki buğdayı yiyip uçup gittiler.

Bir insana kuş beyinli derken kuşlara ve zekalarına haksızlık mı ediyoruz diye düşündüm.

Penceremin önündeki kuş kendi karnını doyurup gidebilirdi. Ama gitmedi. Kendi dilini bilmeyen bir insana dahi derdini anlatabildi. Cesurdu biraz da cüretkar…

Toplum içinde sadece kendi nefsine çalışan, bana değmeyen yılan bin yaşasın kafasında, hiçbir taşın altına elini koymayan, kimsenin derdi ile dertlenmeyen, kimsenin sevinci ile mutlu olmayan insanlara bakın bir.

Sizce penceremin önüne konan kuş kadar akılları var mı?

Bartın’da yaşanan elim kaza hepimizi derinden sarstı.

Özellikle yaşamını yitiren kardeşlerimizin hayat hikayeleri ve hayalleri ile karşılaştıkça acımız dayanılmaz bir hale dönüşüyor.

İşte, medyaya yansıyan bu hayat hikayeleri her birimizin yanı başında her gün yaşanıyor.

Kendimizi, çevremizi anlayabilmemiz için küçük bir kıyamet mi bekliyoruz?

Kazada yaşamını yitiren kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar diliyorum. Acıyı yüreğinden hissedenlerin başı sağolsun.

Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın…