Peygamber Efendimiz’den (sav) önce Ramazan ayında insanlar hanımlarına yaklaşmaları haramdı. Bu ayetle bu yasak da ümmeti Muhammed üzerinde kaldırıldı:
“Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah sizin kendinize kötülük ettiğinizi bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık (Ramazan gecelerinde) onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için takdir ettiklerini isteyin. Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yeyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah âyetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar. Bakara( 2) 187”
ORUÇ İLE İLGİLİ HADİSLER
Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allah indinde misk kokusundan daha hoştur. Efendimizin (sav) müjdesini verdiği sevinç yemeğe ve içmeğe ulaşmanın verdiği bir sevinç değil. Oruç ibadetinin yerine getirerek Allah’ın rızasına kavuşma ve oruç bir görevdir. Bu görevi yerine getirme sevincidir. Yine Efendimiz(a.s) şöyle buyuruyor:
“Oruç perdedir. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa "ben oruçluyum!'' desin (ve ona bulaşmasın).”
Bakara Suresi 184 ayette olduğu gibi oruç tutmaktan maksat kötülüklerde uzak durmak. İnsanlar la iyi geçinmektir. Yine Efendimiz(a.s) hadisi şeriflerinde şöyle buyuruyor:
“Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.
Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez.
Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.
Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.
Üç şey vardır orucu bozmaz: Hacamat olmak (kan aldırmak), kusmak, ihtilam olmak.”
Efendimiz(s.a.v)bu hadisinde halk arasında yanılış anlaşılan üç noktayı beyan etmişlerdir.
“Kim oruçlu olduğu halde unutur ve yerse veya içerse orucunu tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirip içirmiştir.
Sahur yemeği yiyin, zira sahurda bereket var.
Bizim orucumuzla Ehl-i Kitab'ın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir.
Kim yalanı ve onunla ameli terk etmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur.
Biriniz yemeğe davet: edilince, oruçlu ise: "Ben oruçluyum" desin.
Oruçlunun yanında oruçsuzlar yemek yiyecek olursa, melekler oruçluya rahmet okurlar.
Şurası muhakkak ki, oruçlunun iftarını açtığı zaman reddedilmeyen makbul bir duası vardır.”
Ayet ve hadisi şeriflere tefekkür nazarıyla baktığımızda görüyoruz ki, hem bireyin huzur ve saadeti, hem de toplumun birlik ve beraberliğinin teminatıdır oruç ibadeti. Rahmet, mağfiret ve bereket ayı olan Ramazan ayının milletimiz ve alemi İslam’a hayırlar getirmesini ALLAH’tan temenni ve niyaz ederim.