“İrfandan yoksun bir kültür, hamallıktan başka bir şey değildir.”
Batı kültürünün yıllar boyunca Doğu ülkelerine ithal ettiği kültür, bizim kültürel genlerimize uymamıştır. Tabi ki sanat her daim insanı büyülemiştir fakat her sanatsal çalışmayı bir süzgeçten geçirmeden gözü kapalı kabul etmek bizi kendi kültürümüzden, geleneklerimizden koparıp kültürel bir yozlaşmaya sevk edecektir.
Birçok Doğu kültürü gibi bizler de bu akın akın gelen kültür yayılmacılığından çok etkilenmişizdir. Her konu okumak ya da okumamak temeline dayanıyor.
Şunu çok merak ediyorum: ilk emri “Oku” olan kitabımızı biz ne zaman bıraktık da okumaktan uzaklaştık?
Batı, kilisenin skolastik düşüncesinden kurtuldu. Bu, Batıya iyi geldi çünkü kilise okumanın karşısındaydı.
Ne gariptir ki onlar tahrif olmuş kitaptan uzaklaşarak okumaya ve bilimsel araştırmalara yönelir iken bizler ilk emrinden her kelimesine kadar ilme, okumaya, araştırmaya yönelten, değiştirilip tahrif olmamış hak kitabını bırakıp cahiliye devrindeki putperestler gibi gerçeğe kulağımızı tıkadık. Bu bizi zamanın gerisinde bırakan en büyük etkendir. Bence okuyan alim insan ve okumayan cahil insan vardır.
Kiliseyi ve skolastik düşüncesini bırakan Batı ilerledi. Bilim ve sanatta dünya insanlarını geride bıraktı. Bu ilerlemeyi iyi tahlil edemeyen diğer medeniyetler ilerlemenin yolu olarak onlar gibi olmak onları taklit etmek olduğu yanlışına düştü. Halbuki tek çare “OKUMAK”tı.
Yıllarca Batıda yapılan sanatları her bedeli vererek ithal ettik. Bir anlamda kültürel sömürüye uğradık.
Onların filmlerini, dizilerini izledik, kitaplarını okuduk. Onlar gibi TV programları. Televizyon yarışmaları kopyaladık.
Çocuklarımız tek onların kültürünü tanıdı, onlar gibi olmak istedi. Onlar olmasın demiyorum ama bu kadar taklit bizi kültürel anlamda klonlanmış bir yapıya götürdü.
Hiçbir zaman onları geçmemiz mümkün değildi. Halbuki sadece Anadolu olarak düşünsek bile dünyayı etkilemiş birçok kaynağımız hala mevcut. Örneğin Mevlana’nın sema ederek zikretmesi, her yaşayana açık kapısı tüm Batının ve uzak doğunun medeniyetlerini aşacak kadardır.
Tüm dünya asırlar boyu yaşasa bir Mevlana çıkartamazlar. Sadece Mevlana mı! Yunus Emreler, Hacı Bektaş-ı Veliler; her biri tek başına insanlığa ışık olabilecek kadar ileri kültürümüzdür. Peki, Batının kopyası dizilerle, filmlerle Batıyı yüzyıllardır kültür olarak takip ediyoruz; kendi kültürümüzü tanımada geçen koca yıllar bize ne kazandırdı? Üretmek yerine taklit eden ve ithal eden kültürler ilerlemede muvaffak olamazlar.
Dünya kültürünü takip etmek, başka üretmeyip sadece taklit etmek başka şeydir. Bizim kültürümüzde yoğrulup oluşan Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin ve Yunus Emre’nin insanlığa mesajını tüm dünyaya iletebilsek inanın dünya barışına çok katkı yapmış oluruz. Bu, kültürel tarihin bize yüklediği misyondur; yapmak zorundayız dünya barışı için…