Kul hakkı (2)

Abone Ol

Bundan altı ay önce Soma’da 301 insanımızı kaybettiğimiz zaman neler yaşanmıştı ülkede?

Tartışma programlarında hangi konular ele alınmıştı?

Gazeteler hangi konuları manşet yapmıştı?

Genel itibariyle unutkan bir millet olduğumuz için bu son Karaman Ermenek’de yaşanan maden kazasının ardından inanın aynı şeyleri konuşuyoruz ama sanki bu aynı şeyleri yeniymiş gibi sunuyoruz.

Bir devlette, ölüm riski çok yüksek bir işletmede, yaşanmış bir olayın hemen ardından işçilerin sigortalı ya da sigortasız olduğunu tartışıyorsak, bilin ki biz daha çok gerilerdeyiz.

Madende sigortasız işçi çalıştırabilmeyi düşünen patronların yüzünden ilk akla gelen bu “sigortasız” algısı oluyor.

Allah inancı yüksek olan bu tür patronların Allah korkusundan yoksun olmaları inanın olayın “dini” boyutunu sadece “araç” olarak kullanmaya benziyor. Başka izahı yok!

Soma’daki madenin patronu ile Ermenek’deki patronun söylemi hemen hemen aynı ve aynı tonda.

26 Mayıs 2014’de “İnsan Hakkı (Kul Hakkı)” başlıklı yazımda şu cümleleri kurmuşum:

“Soma’da işçiler bin 200 liraya çalıştırılıyor ve hiç izin yok. Cumartesi veya pazar günleri de dâhil. Geçen gün öğrendim, işveren yemek de vermiyormuş. İşçiler yanında sefer tası gibi kaplarda getiriyormuş yemeklerini… Ve yemek saati de yokmuş. İşçilerin başındaki, pardon, kölelerin başındaki çavuş hazretleri ne zaman derse, o zaman yemek yeniliyormuş. Hatta tuvalet de yokmuş. Şaka değil, yokmuş tuvalet. İnanın, kölelerin dahi tuvaleti düşünülmüştür ama bu vahşi kapitalizm düşünmemiş!”

Son yedi güne bakın, altı ay önce yazdığım şu cümlelerin hepsi Ermenek’den sonra yine konuşulmuş.

Sanki hiç konuşulmamış gibi tekrar tekrar konuşulmuş!

Kul hakkını düşünen bir topluluğun en azından kul hakkına dikkat eden bir kesimin ihaleleri götürdüğü bir devirde, ihalesiz çalıştırılan insanların bırakın iş hakkını, temel haklarını dahi düşünmeyen bir zihniyet var maalesef!

Geçen gün öğrendim; Soma’da 301 insanın ölümüne sebep olan patronun başka bir ilde başka bir maden sahasını aldığını öğrendim.

Yapılan her haltın, sebep olunan her günahın yanına kar kaldığı bir algıdan çıkmamız gerekir artık.

2014 yılında yaşayan bu tür patronların ayıklanması ve geleceğe umutla bakan insanların azaldığı bir ülkede ölümün bu kadar kolay olmadığı bir memleket istiyoruz sadece.

Milyar dolarları olan bu tür kul hakkını düşünmeyen insanlara milyonluk cezaların faturaları tekrar sahipsiz işçilerden çıkıyor.

Ölümle sonuçlanan bir vakada, para cezası kesmek bana çok garip geliyor.

Ermenek’deki patron “Bu bir afettir” dedi ya…

İşte bu tür para hırsı bürümüş akılsızların bir daha bu tür cümleler kurmaması için öyle cezalar vermelisiniz ki, “Allah razı olsun” diyelim ve sizlere dua edelim sayın yetkililerimiz.

Yoksa sürekli beddua eden bir millet figürü çıkıyor ortaya…