Kor -ku-yo-rum !

Abone Ol

10 Ekim 2015, 17 Şubat ve 13 Mart 2016.

Tarihler farklı olsa da mekan aynı. Ankara…

6 ay arayla ülkenin başkentinde 3 büyük saldırı ve kaybedilen binlerce can, geride kalan milyonlarca yaralı aile…

Uzun zamandır yazı yazamıyordum açıkçası bugün de hiç yazmak istemedim. Neden? Mevzu yok.

Çiçekten, böcekten bahsedemeyeceğime göre şu acılı günlerde bu konuyla ilgili de sert çıkışlar yapmayacağım…

Çok değil geçen hafta Malatya ve Elazığ için bombalı saldırı alarmı verilmişti. ‘Kalabalık yerlerde bulunmayın, alışveriş merkezlerine gitmeyin’ denildi.

Elimiz yüreğimizde bekledik.

Çocuk okula giderken, eşim işine gitmek için evden çıktığında, çarşıda olan babam, annem, akrabam, komşum hepsi adına endişelendim…

Biz bu güvenlik sorunuyla baş etmeye çalışırken acı haber Ankara’dan geldi. Kızılay’da bombalı saldırı ve 37 ölü…

İlk aklıma gelen ne oldu biliyor musunuz?

Aynı gün yapılan YGS sonrasında kesin sınav stresini atmak isteyen gençler meydana gitmişlerdir ve saldırıda ölenlerin çoğu gençtir dedim…

Evet, çoğu gençti. Günahsızdı, suçsuzdu ve terör kurbanı oldular…

Peki ya şimdi…?

İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de olan ailem için endişelen… Okula giden ve kalabalık güzergahlardan geçmek zorunda kalan çocuğum için endişelen… Ekmeğinin peşinde koşan ve her gün AVM, çarşı, pazar, belediye, gibi mekanlara giden eşim için endişelen…

Bu saymakla bitmez…

Olan hep günahsızlara olur zaten. Evet, Berkin Elvan polise taş attı, ailesi aleviydi, suçluydu… Ankara Gar’ında ölen 110 kişi CHP’liydi, solcuydu, suçluydu… Pazar günü ölen 37 kişinin ne suçu vardı? O gençlerin, otobüs bekleyen, evine yetişmeye çalışan insanların ne suçu vardı?

Kınayanımız, eleştirenimiz çok olduğu için kınamayacağım. Ama korkuyorum geleceğimden, evladımdan endişeleniyorum.

Bir saldırıda hayatımı kaybetmekten, sevdiklerimi kaybetmekten korkuyorum. Son bulması tek dileğim.

Yapanları, yaptıranları ve göz yumanları da yüce Mevlama havale ediyorum…