Konușma

Abone Ol

Çalışma masamın üzerindeki tabletimin boş sayfasına dalgın dalgın bakarken, yazmak isteyip de yazamadığım ne kadar çok konu başlığı olduğunu fark ettim...

Kelimeler, cümleler, cümlelerin sonundaki soru işaretleri ve soruların cevapları bu kadar ayan beyan belliyken ve ben  bunları çok iyi biliyorken neden yazamıyorum acaba?

Diğer yazar arkadaşlarda da böyle oluyor mu diye merak etmiyor değilim?

Söylemek isteyip de söyleyemediğiniz, anlatmak isteyip de anlatamadığınız, konuşmak isteyip de konuşamadığınız demler olmuyor mu?

Tam kelimeler boğazınızdan çıkıp dilinizin ucuna geldiğinde yutkunup kelimelerinizi yuttuğunuz olmuyor mu?

Nedeni ne acaba? Korku olabilir mi? Ya da muhatabını kırma ve üzme endişesi!

Veya...!

Ne siz sorun ne ben söyleyeyim!

...

...

“İnsan kelimelerine gem vuramazdı” hani?

Hani “dilin kemiği yoktu”?

Hani biz, “son söyleyeceğini ilk söyleyenlerdendik.”

Hani biz doğruları söylemekle mükelleftik...

Tepeniz attığında kimsenin olmadığı yüksekçe bir yere çıkıp avazınız çıktığı kadar bağırıp deşarj olma isteği duymuyor musunuz?

Kuytularda tek başına kaldığınızda gözünüzün önüne gelen, insan müsveddelerinin yüzlerine tiksinerek tükürdüğünüz olmuyor mu?

Gerçek hayatta da bu yüzlerle karşılaştığınızda gülümseyip yanaklarından öpüp hal hatır sormuyor musunuz?

Bizi çok müteessir eden olaylar karşısın-da bile rengimizi belli etmeme adına kırıp dizinizi oturmuyor musunuz?

Yaşama, etrafımızdakilere, bize dokunmayan ama başkalarını sokan yılanlara, o yılanın bir gün bizi de sokacağını bile bile,“bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demeye bu kadar mı alıştık.

Toplum olarak biz ne ara bu kadar bencilleştik...

Hani “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandı”

Nerede kaldı “bir kavme olan kininiz sizi adaletten alıkoymasın” ayeti...

Aslında yanlış yapmıyor muyuz?

“Söz gümüşse sükut altındır” sözüne inat...

Konuşmalıyız... Montaigne’nin dediği gibi, “İnsan yalnız sözle insandır ve yalnız sözle bağlanırız birbirimize”...

Çünkü ancak konuşarak dünyayı değiştirebiliriz...

Selam olsun Malatya’mın doğruları konuşan insanlarına...