Kendi ayakları üzerinde durabilmek ve üniversite harçlığını çıkartmak için motokuryelik yapan Ata Emre Akman adlı gencimizin ölüm şeklini ve ardından anne babasının yürek yakan vakur açıklamalarını, bütün Türkiye gibi acı ve hüzünle izledik. Bu pırıl pırıl, yarınlar için umutları planları olan gencimizin asıl katili, bozuk infaz sistemi ve adaletsiz hukuk düzenidir!
Bu gencimiz ile ilgili haberler, konuyla ilgili konuşmalar, akşamları TV köşelerinde yan gelip ahkâm kesen bilge! İnsanlarca konuşulacak, sonra da olmamış gibi unutulup gidecektir. Oysa gerek katilin gerek ise babasının adli sicil kayıt dosyalarına bakıldığında adalet ve infaz sistemimizin ne kadar berbat edildiği görülecektir. Buna benzer öldürme ve yaralanmalarla sonuçlanan olayların, pandemi döneminde de cezaevlerinin boşaltılması sonrasında da yaşamıştık.
17 yaşına gelmiş katil gencin, bilinen 6 sabıkası var. Defalarca vurduğu bıçak darbesi ile pırıl pırıl bir yıldız aramızdan akıp gitti. Soruşturma neticesinde katilin babası da azmettirici olarak tutuklanıp, mahkemece cezaevine gönderildi. Adli sistemimizdeki garabetli görüntü, AKP hükümetleri dönemindeki, adalet bakanlarının tutum ve davranışları, adliyelerde hakimlerin kararları, adaletin tecelli etmesi için uğraşan, gerçek Cumhuriyet hakim ve savcılarının sayısının azlığı, adaletin zamanında tecelli edemiyor olması, ülkede adalete olan güvenin hiç bir dönemde olmadığı kadar azalması, kötü uygulanıyor olması, say say bitmiyor.
Yerli yabancı suç örgütlerinin, mafya baronlarının ülkede cirit atıyor olması, adaletin iyi işlemediği bir ülkeye yatırımcıların gelmesini beklemek ise başlı başına boş bir umut. Sen bir yandan gri listeye gir, diğer yandan kapı kapı para bulmaya çalış. Abesle iştigal. “Gelsin de nereden, nasıl gelirse gelsin” anlayışı olan politik bakışın ülkeye getirdiği başka bir ahlak çökmesi değil midir?
Kadın ölümlerinin nedenini, sosyal medyanın gücüne mi bağlayacağız? Yoksa yerde sürünen eğitim sistemimizden başlayarak, adalet ve infaz sistemimize kadar bir bütünün parçaları olarak mı görmeliyiz? Duruşmada boyun bükmenin, kravat takmanın “iyi hal” sayılıp cezada indirime gidilen başka bir demokratik ülke var mıdır? Yoksa 17 yaşındaki bir gencin, dosyasında 6’dan fazla suçun olması tesadüf ola bilir mi? Geçen yıl 403 kadın cinayeti tesadüf ola bilir mi? Elbette değil. Ülkede yargı siyasallaşınca, eline pompalısını alan “aslan parçaları“ delikanlılıklarını kendilerinden daha güçsüz(fiziksel olarak)kadınlara karşı göstermeye devam edeceklerdir. Silahlanmanın önüne geçecek çabaların yerine, 22 yıldır ülkeyi yönetenler her ile, ilçeye yaptıkları cezaevlerini yatırım diye sunma yüzsüzlüğünü göstermeye devam edeceklerdir. 15 Nisan 2020 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkındaki kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun” aslında toplu özel af kanunudur. Kanunun yürürlüğe girdiği zamanda içerde 6 yıl ceza almış bir mahkum serbest bırakıldı. Kasten adam öldürme ve terör suçları dışındaki tüm suçlular bu kanundan yararlanmak üzereyken, muhalefetin bastırması ile cinsel suçlar ve uyuşturucuyla ilgili suçlar da af kapsamı dışında kalmıştır. Bu kanunun yürürlüğe girmesi ile 30 bin civarında mahkum dışarı çıkmıştır.
Yeniden 11 Mayıs’ta Balıkesir de öldürülen üniversite öğrencisi motokurye Ata Emre Akman’a dönersek, hayalleri, umutları 17 yaşındaki bir katilin bıçak darbeleriyle sonlandı. Acılı annesi: Biz Ata’yı insan seven bir birey olarak yetiştirdik. O karanlık varlığın babası da oğlunu böyle yetiştirmiş olacak ki 6 sabıkası var. 17 yaşında olduğu tespit edildi ilk suçunu 14 yaşında işlemiş. Katilliğe giden bir süreç nasıl bir sistemin içindeyiz bilmiyorum. Saldırganın 6 ayda bir suç işlediği anlaşılıyor. Hukuk bizim acılarımızın üstünde olmalı. Emsal dava teşkil etsin. Türkiye’yi karanlığa boğuyor bunlar. Evet, annenin de belirttiği gibi nasıl bir ülkede çocuk büyütüyoruz. Matematiğin seçmeli ya da 1 saat verilen dersinin ise anaokullarına indirildiği, fizik kimya biyolojin saatlerindeki azalma, Darwin’in evrim teorisinin çıkarılması sonrası, sözde yaratılış teorisinin dahil edilişi gibi bilimden uzak, izahatsiz, berbat bir eğitim sisteminden sonra, yurttaşının güvenmediği hukuk sistemimiz, kısacası elimizi attığımız her yer foseptik. Hem kokusu berbat, hem görüntüsü.
Sağlık, bilim ve adaletle kalın