Kıymetli bir değerimiz: müsamahakar olmak.

Abone Ol

Müsamaha: Kolaylık göstermek, yumuşak davranmak, hatayı görmezden gelmek anlamlarını taşımaktadır. Arapçadaki karşılığı tam olarak ifade etmesede Türk’çede ‘Hoşgörü’ olarak kullanılmaktadır. Tolerans sözcüğü de bir nebze de olsa bu anlamları yakın manalar ifade etmektedir.

Peygamberimize; İmanın en kıymetlisi nedir diye sorulduğunda: Sabır ve müsamahakar olmaktır, diye cevap verdi. Ahmed, Müsned, Hakim, Müstedrek ve Elbani hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.

Peygamberimizin dilinde sıkça geçen bir sözcüktür’ ‘müsamaha’ hoşgörü, kelimeleri.

Hasiste geçen ‘Sen müsamah etki Allah da sana müsamaha etsin’ kuralı sosyal ilişkilerde altın harflerle yazılması gereken bir ahlaki tutumdur.

İslam hayat dinidir, hayatımızı güzelleştiren, kolaylaştıran, yaşam kalitemizi yükselten bir dindir.

İslam’ın bütün hükümleri hayatımıza kolaylık, rahmet, bereket, adalet ve mutluluk getirmesi için Rabbimiz tarafından bizlere hitap edilmiştir.

Peygamberimiz : Ben haniflik( tevhid) ve müsamahakarlık dini olan İslam’la gönderildim, diyor.

Hz. Peygamber, tebliğ ettiği dinin iki temel özelliğinden birini “hanefiyye” (tevhidi esas alan dosdoğru din), diğerini de “semha” (genişlik, kolaylık ve rahatlık) olarak açıklamıştır (Müsned, I, 236; VI, 116, 233; Buhârî, “Îmân”, 29). Ayrıca müsamahakâr kişileri Allah’ın rahmetiyle müjdelemiş (Buhârî, “Büyûʿ”, 16; İbn Mâce, “Ticârât”, 26) ve bunların müsamahaları sayesinde cennete gireceklerini bildirmiştir (Müsned, II, 210).

Bu hadisler, hem İslâmiyet’in yükümlülüklerde kolaylık yolunu seçtiğine hem de müslümanların beşerî ilişkilerde hoşgörülü davranmaları gerektiğine işaret etmektedir.

  1. İslâm dini yükümlülüklerde kolaylık ilkesini benimsemiş ve İslâmî literatürde bu ilke çoğunlukla müsamaha kavramıyla belirtilmiştir. Buna göre Allah insanlar için zorluk değil kolaylık murat eder (el-Bakara 2/185). Hz. Muhammed insanlığa rahmet olarak gönderilmiştir (el-Enbiyâ 21/107). Allah insanları ancak güçlerinin yettiği kadarıyla yükümlü kılar (el-Bakara 2/286).

O’nun dinî hükümler koymasından maksat insanlara zahmet vermek değil onları arındırmak ve kendileri için nimetini tamamlamaktır (el-Mâide 5/6).

Bu ilkelerin ışığında fıkıh kaynaklarında dinî hükümlerin yerine getirilmesinde karşılaşılan güçlüklere veya engellere göre kolaylaştırıcı çözümler ve ruhsatlar geliştirilmiştir. İnsanların günah işleme niyetleri olmaksızın sehven veya unutarak yaptıklarının bağışlanacağına dair âyetler de (el-Bakara 2/225, 286) aynı tutumu yansıtmaktadır.

  1. Müslümanlar kendi aralarındaki ilişkilerde de hoşgörülü ve kolaylaştırıcı olmaya özendirilmiştir. Allah’ın affının genişliğini ifade eden âyetler, O’nun kullarına müsamahasını göstermesi yanında dolaylı olarak insanları da müsamahakâr olmaya teşvik etmektedir

İslam, müsamahakâr kişileri Allah’ın rahmetiyle müjdelemiş (Buhârî, “Büyûʿ”, 16; İbn Mâce, “Ticârât”, 26) ve bunların müsamahaları sayesinde cennete gireceklerini bildirmiştir (Müsned, II, 210).

Bu hadisler, hem İslâmiyet’in yükümlülüklerde kolaylık yolunu seçtiğine hem de müslümanların beşerî ilişkilerde hoşgörülü davranmaları gerektiğine işaret etmektedir (ayrıca bk. Buhârî.

Bazı hadislerde müsamaha konusu -alışverişte, evlilik külfetlerinde, cezalandırmada olduğu gibi- uygulama planında da ele alınıp teşvik edilmiştir (meselâ bk. eş-Şûrâ 42/40; Müsned, V, 319; VI, 385; Buhârî, “Büyûʿ”, 16; Tirmizî, “Büyûʿ”, 74). “Müsamaha et ki müsamaha göresin” meâlindeki hadis (Müsned, I, 248) müsamahanın beşerî ilişkilerde ilke olarak alınıp uygulanmasını isteyen dikkat çekici öğütlerdendir.

Ebü’l-Hasan el-Mâverdî, Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn isimli eserinde (s. 331-332) müsamahanın gönüller üzerindeki yatıştırıcı ve kaynaştırıcı etkisini, toplumsal barış ve sevgiye katkısını ifade ederken bunun gerekçesini, “ruhları kolaylık ve müsamaha ile yumuşatmanın yakınlaştırıcı ve rahatlatıcı davranışlarla kaynaştırmanın ahlâka en uygun tutum olduğu” şeklinde ifade etmekte, beşerî ilişkilerde benlik davasından uzak durup müsamaha yolunu seçenlerin hem ahlâkta ve edepte en güzel olanı yakalamış hem de insanların gönüllerinde en üstün mevkiyi kazanmış olacaklarını belirtmektedir.

Yaşamış olduğumuz şu kasvetli günlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz bu değerimizi yeniden canlandırmaya kendi hayatımızda başalayalım.

Evlerimizde, ticaretimizde, akarabalıklarımızda, evlilik ve düğünlerimizde, arkadaşlık ve komşuluklarımızda hoşgörü yolunu tutalım.