Kırmızı sabahlık

Abone Ol

Denis Diderot, aydınlanma döneminin en önemli filozoflarından biridir ve düşünceleri yaşadığı dönemde geniş bir yankı uyandırmıştır. Diderot, felsefi çalışmalarıyla tanınmasının yanı sıra, kendi yaşamında karşılaştığı maddi zorluklarla da bilinir. Diderot'un "Diderot Etkisi" adıyla tanınan olayına dair hikâye, tüketim alışkanlıkları ve kişisel tatmin üzerine derin bir düşünce sunuyor.

Diderot’un hikâyesi ise şu şekilde:

“Bir gün üzerindeki lüks sabahlık ile çalışma masasına oturan filozof, çalışma masasının eski püskü olduğunu ve kırmızı sabahlığına hiç yakışmadığını fark ediyor. Hemen yeni bir masa alıyor ve yeni masasında çalışmalara başlıyor. Diğer gün yeni sabahlığına ve masasına sandalyesinin yakışmadığını düşünüyor. Gidip masaya yakışır bir deri sandalye alıyor. Yeni eşyalara yakışmayan, uzun süredir kullandığı ne varsa değiştiriyor Diderot. Bir gün bu düştüğü durumun farkına varıyor ve hazırda bekleyen paranın tükendiğini görüyor.”

Diderot, bir zengin tarafından tüm kütüphanesi satın alındığında büyük bir maddi kazanç elde eder. Bu fırsat, onun yaşam koşullarını önemli ölçüde iyileştirir. Fakat, zenginliğinin verdiği rahatlıkla birlikte, bir gün bir arkadaşının ona hediye ettiği lüks kırmızı sabahlık, hayatında beklenmedik bir dönüşüme yol açar. Diderot, sabahlığıyla uyumlu bir çalışma ortamı oluşturma ihtiyacı duyar. Bu düşünceyle, eski çalışma masasını değiştirir, yeni ve daha şık bir masa alır. Yeni masasına uygun bir deri sandalye satın alır ve eski eşyalarına duyduğu memnuniyetsizlikle birlikte, evindeki diğer eşyaları da yenilemeye başlar. Bu süreç, yeni eşyalara uyum sağlama çabasıyla başlar, ancak hızla tüketim çemberine dönüşür.

Bir süre sonra, Diderot, bu harcamaların sonucunda büyük bir mali yük altına girdiğini ve sahip olduğu paranın hızla tükendiğini fark eder. Eski hasır sandalyesinde daha mutlu olduğunu anladığında, tüketim çılgınlığının getirdiği sonuçları görür. Bu deneyim, ona maddi nesnelerin peşinden koşmanın yanı sıra, elindekinin kıymetini bilmenin önemini öğretir.

Diderot, bu deneyimini "Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık" adlı yazısında dile getirir ve tüketim alışkanlıklarını, abartılı harcamaları eleştirir. Bu yazısında, eski sabahlığının kendisini tatmin eden bir parça olduğunu, yeni sabahlığın ise ona kölelik getirdiğini ifade eder. Diderot, bu durumun farkına vararak, tüketim çemberine kapılmanın insanı gerçek anlamda mutlu etmediğini belirtir.

Yeni şeyler edinme arzusunun bizi sürekli bir tatminsizlik ve maddi yük altında bırakabileceğini gösterir. Harcamalarımızı dengede tutarak, elimizdeki eşyaların ve yaşadığımız anların kıymetini bilmek, gerçek mutluluğun kapılarını açabilir. En güzel araba yıllardır kullandığınız, en güzel ev ise anılarla dolu olan evinizdir. Diğer her şey, geçici bir maddeden ibarettir.