Kırgın Çiçekler

Abone Ol

ATV’de pazartesi akşamları yayınlanan “Kırgın Çiçekler” adlı diziyi izlen var mı aranızda? Ben fırsat buldukça ya da yüreğim kaldırdıkça izlemeye çalışıyorum. Bazen gülüyorum, bazen de kahroluyorum…
Ailesi olmayan ve ailesi kabul etmeyen genç kızların yetiştirme yurdunda geçen hikayelerini anlatıyor dizi.
Üvey babasının tacizine uğrayıp kaçan, annesi evlenince kapıya koyulan, ailesi vefat eden ya da istemeyen. Kimin hikayesini ararsanız var bu senaryoda.
Peki yalan mı?
Bence tamamı gerçek hatta eksiği var fazlası yok.
Maalesef daha çocukken yetiştirme yurduna bırakılan veya belli bir süreden sonra terk edilen çocuklarla dolu o yurtlar.
Kimseyi kınamak, yargılamak değil niyetim ama yazık günah.
Neden hep anne babaların günahını çocuklar ödüyor?
Hayat, evlat bu kadar basit olmamalı.
Ne zorluklarla evladına bakan, büyüten aileler var etraf da biliyor musunuz? Yani bakamıyorum demek koca bir bahane.
İstanbul’dan Malatya’ya naklimi aldırınca ailem, Sümer İlköğretim Okulu 8. sınıfta başladım buradaki eğitim hayatıma. Sınıfımızda tam 8 tane yetiştirme yurdundan gelen erkek öğrenci vardı.
O yaşta bile onların yanında anne baba demeye utanıyordum. Bir şey bildiğimden falan değil, zaten tek bildiğim şey ailelerinin ve evlerinin olmadığıydı.
Onların mahcubiyeti, utangaçlığı, masumluğu anlatıyordu zaten her şeyi.
Ev ödevi verilince veya “yarın gelirken evden şunu getirin” dediğinde öğretmenimiz, herkes bir halt varmış gibi kafasını direkt onlara çevirirdi. Bende öyle yapardım çocuk aklıyla.
Aslında utanacak, sıkılacak olması gereken onlar da değildi ya neyse…
Haber aldım onlardan, çoğu evlenmiş, iş sahibi olmuş, çocukları olmuş. Öyle de güzel aile babası olmuşlardır ki hiç şüphesiz.