Kiracıların sınavı ve Malatya’da 9 bin konut

Abone Ol

Malatya Valiliğinin dün yaptığı duyuru aslında sadece Malatya için değil, Türkiye’nin dört bir yanında ev umudu taşıyan yüzbinlerce aile için yankı buldu. TOKİ’nin öncülüğünde başlatılan 500 bin sosyal konut projesi özellikle kiraların tavan yaptığı, ev sahibi olmanın neredeyse hayal haline geldiği şu günlerde birçok vatandaş için “umut kapısı” niteliğinde.

Elbette her büyük projenin ardında hem beklentiler hem de soru işaretleri vardır. Başvuru koşullarına baktığımızda devletin gerçekten “ihtiyaç sahiplerine” ulaşma gayreti dikkat çekiyor.

Örneğin tapuda üzerine konut kayıtlı olmayanlar, geliri belirli bir sınırın altında kalanlar ve en az 10 yıldır vatandaş olanlar gibi detaylar, sosyal konutun amacına uygun şekilde, spekülatif yatırımcılardan ziyade dar ve orta gelirli vatandaşlara yöneldiğini gösteriyor.

Bugün Malatya’da, Hatay’da ya da İstanbul’un çeperlerinde yaşayan binlerce insan hâlâ konteynerlerde, kiralarda ya da akrabalarının yanında kalıyor. Onlar için 2027’de teslim edilecek bir konut, elbette kıymetli; fakat aynı zamanda çok uzak bir tarih.

Deprem bölgesinde yaşayan biri için iki yıl daha beklemek, sabırdan çok öte bir sınav.

Yine de projede Malatya’ya düşen 9 bin 609 konut azımsanacak bir rakam değil. Tabi bunu büyük depremler yaşamış her bir bireyin bakış açısından söylüyorum. Çünkü şehirde zaten deprem konutları teslim ediliyor ve süreç devam ediyor. Ancak hak sahibi olamayan binlerce kiracı var.

Bu sayı, yalnızca birer yapı bloğu değil her biri bir ailenin yeniden hayat kurma, yeniden güven içinde yaşama umudu. Bu defa daha planlı, daha adil ve daha şeffaf bir süreç izlenirse, bu proje yalnızca bir inşaat hamlesi değil, bir toplumsal iyileşme projesi haline gelebilir.

Bir diğer dikkat çeken konu da başvuru bedeli.

5.000 TL belki birçok kişi için küçük bir tutar gibi görünebilir ama asgari ücretle geçinen bir aile için ciddi bir yük. Bu noktada, şehit ailelerine, gazilere ve malullere tanınan muafiyet güzel bir adım. Ancak dar gelirli, çocuklu aileler için de bir kolaylık formülü düşünülse, sosyal devlet anlayışı daha da somutlaşır.

Konut bir lüks değil, temel bir hak.

Ve bu hakkın herkes için erişilebilir olması, devletin vatandaşa en somut dokunuşudur.

Bugün bu projeyi sadece “TOKİ yine konut yapıyor” diye okumak eksik olur. Bu, aslında geleceğe dair bir mesaj: “Kimse evsiz kalmayacak.”

Umarım bu kez verilen sözler takvimlere değil, hayatlara kazınır.

Ve Malatya’dan yükselen ilk temel sesi, tüm Türkiye için bir umut yankısı olur.